Cinayetler ülkesi

Bu yazıyı okumadan önce geçtiğimiz Temmuz ayında yazdığım "Toplumun İntiharı" başlıklı yazıyı okumanızı öneririm (26 Temmuz 2018). Çok basit sebeplerden dolayı insanların nasıl bir birini boğazladığının detaylı örnekleri vardı o yazıda. Kimin kimi öldürdüğü belli olmayan bir ülke haline geldiğimizin acı örnekleri her geçen gün karşımıza çıkıyor.

Cinayetler ülkesi

Bu yazıyı okumadan önce geçtiğimiz Temmuz ayında yazdığım "Toplumun İntiharı" başlıklı yazıyı okumanızı öneririm (26 Temmuz 2018). Çok basit sebeplerden dolayı insanların nasıl bir birini boğazladığının detaylı örnekleri vardı o yazıda. Kimin kimi öldürdüğü belli olmayan bir ülke haline geldiğimizin acı örnekleri her geçen gün karşımıza çıkıyor.

Cinayetler ülkesi
12 Ocak 2019 - 11:09

Geçtiğimiz günlerde de bunun örneklerini gördük basında: Ankara Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Hasan İsmail H. (23), Araştırma Görevlisi Ceren Damar'ı okulda silahla öldürdü. Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Hasan İsmail H. bitirme tezinin danışmanlığını yapan, araştırma görevlisi Damar'ı 'kopya tartışması' nedeniyle önce karnından ve bacağından bıçakladı, ardından emekli polis olan babasına ait tabancayla vurdu. Zanlı, olayın ardından üniversiteden otomobille kaçtı. Ağır yaralanan Ceren Damar ise okula gelen sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Ukrayna'nın Harkov kentinde bulunan bir üniversitede tıp eğitimi gören 22 yaşındaki Bulet Yıldız'ı ile 22 yaşındaki Zeynep Hüseyinbey adlı iki Türk kızı, kaldıkları evde bir başka Türk öğrencisi Hasan Can Ç. tarafından öldürüldü. Son cinayet haberleri, "üniversite öğrencileri düzeyinden" geldi. Hukuk fakültesinde okuyan ve bitirmez tezi hazırlayan bir öğrenci, aldığı hukuk eğitimi gereği hakkını hukuk önünde hukuk diliyle araması gerekirken bıçakla, silahla arama yolunu seçerek, haksız olduğu bir konuda kan dökme yolunu seçebiliyor. Bir başka üniversite öğrencisi kalkıp Ukrayna'ya gidip iki genç kızı acımasızca öldürebiliyor. Bahsi geçen yazıda tek tek bazı olaylar zincirinden örnekler vermiştim: Aydın'ın Nazilli ilçesinde, boşanmak üzere olduğu eşinin evini pompalı tüfekle basan Mustafa Duran katlim yaptı. Bilanço 5 ölü 4 yaralı. Adıyaman'da, aralarında arazi anlaşmazlığı olan kardeşlerden Salih Albay, tüfeğiyle kardeşinin ailesine saldırdı. Sonuç: 4 ölü. Balıkesir'de ailesiyle birlikte misafirliğe giden Ali Saral, çıkan tartışmada 3 kişiyi öldürdü, 4 kişiyi yaraladı. Muş'un Sungu beldesinde ailesiyle tartışan Mehmetcan Aykan silahına sarıldı, 1.5 yaşındaki oğlu ve eşi dahil 5 kişiyi öldürdü. Düzce Gümüşova'da ormanda kestikleri ağaçlardan artan odunları paylaşmak için kavgaya tutuşan köylüler Olcay B. 3 kişiyi öldürdü, 3 kişiyi yaraladı. Katliam haberleri sıralanıp gidiyor. Cinayetler 5'erli, 4'erli, 3'erli gruplar halinde işleniyor artık. İnsanlar çok basit sebeplerle "yok, bana yan baktın, odunlarımı aldın, arazime girdin gibi sudan sebeplerle" katliam yapabiliyor. Tek kişinin öldürüldüğü cinayetler artık haberden bile değil. Çocuk cinayetleri ve tacizleri de artık vakay-ı adiyeden. Ağrı'da kaybolan 4 yaşındaki Leyla ölü bulundu. Tokat'ta 3 yaşındaki Evrim, on beş gündür kayıp. Ailesi ve babası gözaltında… Ankara'nın Uzunbeyli Mahallesinde kaybolan Eylül'ün cesedi bulundu. Katil zanlısı Uğur Koçyiğit gözaltında... Bitlis'in Ahlat ilçesinde kaybolan 2 yaşındaki Sami Yusuf ölü bulundu. Olaylar, cinayetler zinciri devam edip gidiyor. Biz ekonomiyi, siyaseti, dış politikayı, şunu-bunu konuşup duralım, toplumda inanılmaz bir cinayetler zinciri etrafımızı sarıyor. Sokaklarımızı, caddelerimizi, mahallelerimizi, köylerimizi, evlerimizi, üniversitelerimizi sarıyor. Kopya çekmesine mani oldu diye hocasını öldüren hukuk fakültesi son sınıf öğrencisinin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Belli ki o hukuk fakültesi öğrencisi toplumda ve siyasette son yılların hakim anlayışı olan 'hedefe ulaşmak her yol meşrudur' düsturunu 'silahla' uygulama yolunu seçmiş. Çıkarı için her şeyi yapmaya hazır, bütün sosyal ve ahlaki değerlerini kaybetmiş, hak-hukuk kavramını unutmuş, Allah korkusundan bîhaber insanların arasında yaşıyoruz. Bir kaç günden beri televizyon ekranlarından Palu ailesinin dramatik ve hazin hikâyesi anlatılıyor. Bir annenin, çocukları ve damadıyla birlikte işlediği cinayetler, gasp, taciz, evrakta sahtekârlık, dolandırıcılık, yağma, haneye tecavüz gibi onlarca suça karışıp nasıl canlı yayında gözaltına alındığının ibretlik hikâyesi bu. Herkes bu haberleri midesi bulanarak izliyor ama hiç kimse "Bu toplum neden bu hale geldi" diye sorgulamıyor. "Neden her adım başında kan izi var?" diye sorgulamıyor. Gündemin ve meselelerin merkezine insanı koymazsak daha çok ıstırap çekeceğiz.

Bu haber 1045 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum