Bugun...


Reklam
Köşe yazarları bugün ne yazdı
8 Nisan yaklaştıkça köşe yazarlarının MHP içindeki genel başkanlık yarışına önemi de artıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti, TSK'nın 'Darbe yapmayacağız' açıklaması ve tabi ki de terör köşe yazarlarının gündemindeydi.

Köşe yazarları bugün ne yazdı
+ -
Reklam

Korkusuz Gazetesi’nden Ümit Zileli, muhalefet partilerini eleştirip sözü MHP’deki kongre sürecine getirdi. Bahçeli’nin delege iradesini görmezden gelmesine tepki gösteren Zileli, AKP’nin MHP’deki değişime müdahale etmek istediğini söyledi.

Cingözlük bunların ruhunda!.. / Ümit Zileli / Korkusuz


"İktidar partisinin hakkını teslim etmek lazım; çok cingözler!..
Alın mesela yeni anayasa organizasyonunu… Önce kamuoyunu tavlamaya yönelik bir “Anayasa Komisyonu” tezgahladılar. CHP’yi de bi güzel kandırdılar… MHP, daha doğrusu Devlet Bey zaten dünden hazır ve nazırdı… Büyük tantanayla komisyonun ilk toplantısı yapılırken, AKP’nin niyetinin anayasa yapmak filan değil, başkanlık sistemini dayatmak olduğunun farkına varan CHP’nin itirazları üzerine Meclis Başkanı sıfatlı muhterem Anayasa Komisyonu’nu dağıttığını açıkladı.

Komediye bakın ki, bu durum millete, tabii ki yanaşma takımı tarafından “CHP masayı devirdi” şeklinde duyuruldu!.. Peki niçin yaptılar bu oyunu?.. Kafalarındaki “ilk dört maddesi yok edilmiş”, geri kalanı kendi geleceklerini sağlama bağlayan maddelerle donatılmış ve tabii başkanlık sistemi temelinde bir anayasa kotarmak için!.. İşte bu nedenle Başbakan Kiziroğlu, pardon Davutoğlu Ahmet Bey “o zaman biz de kendimiz yaparız” açıklamasını yapıverdi!..
Siz bakmayın, Adalet Bakanı sıfatlı muhteremin, “AKP’de oluşturulan komisyon kendi önerimizi hayata geçirmek için çalışıyor.” Sözlerine… O anayasa bana kalırsa çoktan hazır… “Neyi bekliyorlar peki?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim… Neyi olacak referandum için gerekli 230 sayısını sağlama bağlamayı!.. O nasıl olacak derseniz, iki yol var, ikisi de MHP’ye çıkıyor… Ya oradan kotarılacak milletvekilleriyle halledilecek ya da Bahçeli faktörü kullanılacak… Ne karşılığında?. MHP’deki muhalif isimlerin Devlet Bey’i yemesinin önlenmesi karşılığında!.. İmzalar toplanmasına karşın gayet pişkin şekilde kongreyi toplamıyor ya, iş yargıya gitti… Anlayın gari…

Tabii, siz şimdi özellikle “ana muhalefet ne yapıyor?” diye soracaksınız… Vallahi bilmiyorum!.. Ancak toplumu uyarmak için canını dişine takmış uğraşanlar var. Bunlardan biri de, benim de içinde bulunduğum Milli Merkez oluşumu. Bu Cumartesi günü Milli Merkez “Bölücü-Yıkıcı Anayasa Tuzağına Hayır” konulu bir panel düzenliyor. Yarın Şişli Kent Kültür Merkezi’nde saat
13.00’te başlayacak toplantıda, Milli Merkez Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Tansel Çölaşan konuşacak. Bu üç duayen hukukçu, “yeni anayasa” palavrasıyla ülkenin nasıl bir tuzağa çekilmek istendiğini anlatacak.

Ayrıca bu toplantılar geçmişte Milli Anayasa Forumu’nun yaptığı gibi, bu panelleri Türkiye sathına yayacak.

-Sizleri de bekliyoruz.    

 

***

 

Vahdet Gazetesi’nden Lütfü Şehsuvaroğlu, Yusuf Ziya Cömert’iin dün Karar Gazetesi’nde MHP ve Bahçeli ile ilgili yaptığı değerlendirmelere tepki gösterdi. MHP’deki milliyetçi bir dip dalganın büyük bir heyecanla geldiğini vurguladı.

Devlet Bey ve Cömert Basınımız / Lütfü Şehsuvaroğlu / Vahdet


"Cömert kardeşimiz Bahçeli’nin daha önceki devlet adamlığından da örnekler veriyor.
367 krizini Bahçeli’nin nasıl çözdüğünü aktarıyor.

Abdullah Gül’ün kazasız belasız Cumhurbaşkanı olmasını sağladığını teslim ediyor.
Ülkücülerin sokak projelerinde kullanılmasına engel olmasını da…
Çünkü Türk basınının geleneksel solcu söyleminin mirasçısı olan sağcı basının iyi saatte olsun Müslümanları da demek ki aynı kanaati paylaşıyorlar anlaşılan.

Ülkücüler sokak projesi olarak vasıflandırılmıyor mu, ifrit oluyorum.
Öyle ya bu arkadaşlar entelektüel Müslümanlar ve okuma yazma biliyorlar. Ülkücüler onlar için bir dönem komünistlere karşı koruyucu kalkan, başka bir dönem de bölücülere karşı kullanılabilecek vurucu timler… Ya da “Müslümanların iktidarını önlemeyen” az okumuş, ilerde Müslüman olma ihtimali olan sempati alanı…

O kadar…

Hatta içlerinden çok iyi kalpli insanlar bile mesela Muhsin Yazıcıoğlu için “fena bilmezdik” ibaresi etrafında lütufkâr analizler bile yaptılar…
Çok teşekkür ederiz efendim.
Ne kadar iyisiniz.
Ya bizi Müslüman saymasaydınız, ne yapardık maazallah…

Şimdi de benzeri bir tavrı Bahçeli’ye lütuf olarak sunuyorlar.
Umulur ki, referandumda az bir ihtimal de olsa önceki çözümlemeler benzeri bir çözümleme daha yapar.
Oysa yapılan araştırmalar milliyetçi dip bir dalganın geldiğini gösteriyor. MHP ya bu dalgayı iyi yönetir, daha önce yazdığım gibi rehabilitasyon alanı meydana getirir ve Ak Parti seçmenine de sıcak gelirse iktidar şansı bulabilir; ya da her zaman olduğu gibi devletin bir takım ihtiyaca binaen kullanmak istediği yüzde on manivelası olarak ömrünü tüketir. Ama projecilerin ve aparatlarının birincisine izin vermesi mevzubahis bile olamaz.
Hem ayrıca ne gereği var canım; milliyetçi nutukları devletimizin en tepesindekiler zaten irad buyurmuyorlar mı? Gerisine ne lüzum var.
Cömert kardeşimin dediği gibi:
Türk siyasetinde MHP diye bir gerçek var…"


***

 

Milliyet'ten Mehemt Tezkan 'Çözüm süreci'ni köşesine taşıdı ve hükümetin yanlış politikasından dolayı bugun yüzlerce şehit verdiğimizi, şehirlerde resmen bir savaşın olduğunu yazdı.

İKTİDAR ÇÖZÜM SÜRECİNİ AĞZINA ALMAZ / Mehmet Tezkan / Milliyet


"Yaklaşık 
2.5 yıl falan sürdü, memlekette bahar havası esti ama sonu kötü oldu..
Hem de çok kötü..
Süre uzadıkça, bir gün lastiğin patlayacağı, işlerin sarpa saracağı tahmin ediliyordu..
Bu provokatif bir eylem de olabilirdi..
Ne bileyim PKK içinden bir grubun karakola saldırısı.. Veya polise, askere tuzak kurması..
Çatışma çıkar, silahlar patlar ama bir barış daha ağır basardı..
Öyle olmadı.. 
Çatışma değil resmen savaş çıktı!.
*
Müsebbibi ne?
Bizzat çözüm süreci..
Çünkü..
Çözüm süreci olmasaydı, Sur’da, Cizre’de, İdil’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Yüksekova’da şehir savaşları yaşanmayacaktı..
Çözüm süreci olmasaydı, 400’e yakın şehit verilmeyecekti.
Çözüm süreci olmasaydı, kentler silah deposu haline gelmeyecekti..
Çözüm süreci olmasaydı, mahallelere bu kadar büyük yığınak yapılamayacaktı.. 
*
Bu sebeple diyorum ki; iktidar çözüm süreci lafını bir daha ağzına almaz.. Çünkü çözüm süreci savaşa hazırlık süreci olmuş..
Vali görmezden gelmiş, kaymakam sesini çıkarmamış, polis müdürü ‘aman işler tersine döner de üstüme kalır’ diye korkmuş.. Bugünkü hale böyle gelmişiz..
Maalesef bundan böyle..
Çözüm süreci denildikçe akla barış değil, savaşa hazırlık gelecek.. 
Maalesef barış masası uzun süre kurulmayacak..
Maalesef güne şehit ve etkisiz hale getirilen (öldürülen) PKK’lı haberleriyle başlayacağız.. "


***


Sözcü gazetesi yazarı Mehemt Türker, TSK'nın dün darbe yapmayacağı yönündeki açıklamasını köşesine taşıdı.

Asker darbe yapmayacakmış!.. / Mehmet Türker / Sözcü

 

"Dünyada ilk ve tek…
10 numara 5 yıldız…
Asker hem darbe yapmayacağını açıklıyor, hem de darbe söylentileri çıkaranlarla yargı önünde hesaplaşacağını açıklıyor…
Ne Afrika ülkesi, ne Orta Amerika…
Bu da Türkiye’ye nasip oldu!..
Ancak…
Darbeler 12 Eylül’de olduğu gibi ille de Genelkurmay Başkanı önderliğinde ve emirkomuta zinciri içinde olmaz…
Mesela 27 Mayıs…
Genelkurmay Başkanı da Yassıada’ya gönderildi…
Mesela komşumuz Yunanistan’daki Albaylar Cuntası…
Allah bizi böyle darbelerden korusun, amin…

Fakat önemli olan şudur: Türkiye bu noktaya neden ve nasıl geldi?..
Neden alenen darbe söylentileri ortaya çıktı?..
Durup dururken darbe lafı ortalıkta dolanır mı?..
Davutoğlu Ahmet ile ekibi sus pus otururken…
Neden Genelkurmay açıklama yapmak zorunda bırakıldı?..
Üstelik tam da Asrın Lideri binlerce kilometre uzakta okyanus ötesindey­ken…
Bu durum, ülkemizin ne hale düşürüldüğünün en çarpıcı örneğidir!.."

 

***

 

Milliyet'ten Mehemt Y. Yılmaz, Ahmet Davutoğlu'nun halkın kedisine verdiği 'Başbakanlık' yetkisini kullanamamasını eleştirdi.

Müsamere ile başlayan başbakanlık / Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet

 

"BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, öğretmenlere yaptığı konuşmada "ilk başbakanlık deneyimini" şöyle anlattı:
“Müzeyyen Hocam bir müsamere için bana ‘Başbakan sen olacaksın’ dedi. Hayatımdaki ilk başbakanlık deneyimim odur.”

Bu sözlerini okuyunca, Başbakan’ın “politika” denilen iş ile çok fazla alakası olmadığını düşündüm.

Çünkü Başbakan, “çekirdekten politikacı” olsaydı, bu sözlerinin muhalefet tarafından nerelere kadar çekilebileceğini düşünür, aklına gelse bile dillendirmezdi.

Şimdi oturduğum yerden hayal edebiliyorum.

Mesela ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu şöyle diyebilir: “Hâlâ bir müsamere Başbakanısın!”

Ya da MHP Lideri Devlet Bahçeli, salı günü bunu diline dolayabilir: “Müsamere hâlâ devam ediyor ve oyunculuk berbat!”

Selahattin Demirtaş’ın da bu fırsatı kaçıracağını zannetmem: “O zaman müsamere Başbakanı idin, şimdi operet Başbakanısın.”

Başbakan’ın bu sözleri söylerken öğretmenleri yüceltmek istediğini biliyorum tabii.

Benim bu hayali sözleri uydurmamın nedeni, bunca siyasi gerilim içinde belki biraz tebessüm etme olanağı buluruz diye.

Yoksa hepimiz biliyoruz ki Başbakan Davutoğlu, bir genel seçimi kazandı, partisini tek başına iktidara getirdi ve bileğinin hakkıyla Başbakan oldu.

Sadece şunu söyleyebilirim: Halkın kendisine verdiği bu yetkiyi kullanmasını beklerdim.

Elbette Cumhurbaşkanı ile kavga etmesini, yetki mücadelesine girmesini beklemezdim.

Ama Saray’ın vesayetine karşı çıkmasını, Anayasa’nın kendisine verdiği görev ve yetkilere sahip çıkmasını beklerdim.

Çünkü bazen öyle şeyler oluyor ki Başbakan, sanki bir “maiyette Başbakan” görüntüsü veriyor ve bu da hiç hoş olmuyor."

 

***

 

Vatan gazetesinden Güngör Mengi, Türkiye'nin içeride ve dışarıdaki terör sorununu köşesine taşıdı.

Küsme konusu ve muhalefet! / Güngör Mengi / Vatan

 


"Türkiye içerde ve dışarıda Cumhuriyet tarihinin en sorunlu döneminden geçiyor.
 
Güneydoğu’daki PKK terörü şehirlere inmiş, bir yanda PKK, diğer yanda IŞİD terör eylemlerinde büyük can kaybı yaşıyoruz.
 
Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde Kürt devleti kurulma aşamasında…
 
Türkiye sınırı PYD tarafından boydan boya alınırken ABD hala “IŞİD kontrolündeki Cerablus’a ilerleyeceğiz” aldatmacasıyla ele geçiremediği son bölgeleri almak için çalışıyor.
 
ABD yine destek vermek üzere “PYD’nin operasyon yapacağı bölgeye” önceden hava saldırıları başlattı.
 
Yani sınır ötemizde tablo Sayın Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun ABD’den yaptığı “PYD hakkında farklı düşünüyoruz diye ABD’ye küsecek değiliz” açıklamasından çok farklı boyutlarda gelişiyor.
 
Suriye iç savaşında diğer ülkelerden önce işe karışan Türkiye, Suriye ve Irak’ta sergilenen ortak plan tamamlanıp, “her şey olup bittikten sonra” olaya karışmak yerine şimdi gerekeni yapmalı, “ABD ile konuşmalar” bu yönde olmalıdır."

 

***

 

Milliyet'ten Melih AŞık, Sur'daki operasyonlardan sonra Sur'un yüzde 60'ının acele kamulaştırılmasını eleştirdi. 

Şeytan takipte! / Melih AŞık / Milliyet


"SUR

Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Diyarbakır’ın tarihi İlçesi Sur’un yüzde 60’ının “acele kamulaştırılması” kararlaştırıldı.
Ancak kararda herhangi bir gerekçe bulunmadığı gibi hükümet yetkililerinden bir açıklama da gelmedi. Kamulaştırılma kararı verilen bölgelerde ne yapılacak? Ne tür projeler düşünülüyor? Neden kamulaştırmaya gerek duyuldu?
Vatandaşın evini önce yıkıp sonra kamulaştırıyorsunuz... Ama bunun sebebini ve amacını söylemiyorsunuz. Devlet bu kadar ciddiyetten uzak davranabilir mi?"

 


***

 

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, TSK'nın dün açıkladığı 'darbe yapmayacağız' yönündeki bildirisini köşesine taşıdı ve bu açıklamayı yaptığı için Genelkurmay Başkanı Hulusu Akar'a teşekkür ederek her iki tarafı fa sevindirmemiş olduğunu yazdı. 

Hulusi Paşa 'Kes tıraşı' dedi / Ahmet Hakan / Hürriyet

 

""DARBE olacak, fıstık gibi olacak" diye beklentiye girenler!
Ağzıyla “Darbeyi asla istemem” deyip gözüyle “Yan cebime koy” diyenler!

ABD’deki birkaç ahmak neo-con’un sallamasına itibar edip darbe beklentisi içine girenler!

“Darbe söylentileri çıktı, bize de mağduriyet imkânı çıktı” diye el ovuşturanlar!

“ABD, bunların ipini çekti, artık kesin darbe olur” şeklinde ahlaksızca yorumlar yapanlar!

Eski bir alışkanlığı yeniden canlandırarak geceleri Genelkurmay’ın ışıklarına bakanlar!

Darbe söylentisini, taraftarlarını etraflarında bir kez daha kenetlemek için fırsat bilenler!

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, dün Genelkurmay adına yaptırdığı yazılı açıklamayla...

Alayınıza “Kesin tıraşı” dedi.

Hulusi Akar Paşa’ya çok teşekkür ediyorum.

Darbe olsa da şunlardan kurtulsak diye el ovuşturanlara da...
Darbe söylentisinden mağduriyet beklentisi içine girenlere de...
Çok geçmiş olsun."

 




Kaynak: YENİCAĞ

Bu haber 541 defa okunmuştur.

Reklam

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI