01 Ocak 2012 10:01
Harlem sokaklarında büyüyen Wilson, daha sonra Amerikan Ordusu için Vietnam’da savaştı. Ancak, bu yaşadıkları ona dövüşmenin, savaşmanın ne kadar negatif ve bir o kadar da gereksiz olduğunu gösterdi. Teddy, aslında daha delikanlılık sayılabilecek 20’li yaşlarında, bu kadar negatif yaşamamaya karar verdi. Çocukluğundan beri öğrendiği Uzakdoğu sporlarından, en pozitifi olduğuna inandığı Aikido’ya merak sardı... Bu, onun hayatını değiştirdi...
Türkiye’ye, İstanbul’a nasıl geldiniz?
Eşim Türk... 31 yıl önce Amerika’da tanıştık ve evlendik. O da Amerika’da yaşıyordu o zamanlar. Çocuğumuz doğunca, eşimin ailesine göstermek için kısa süreliğine bir tatil için geldik. Bu süre içinde ben İstanbul’u çok sevdim ve eşime burada yaşayabileceğimizi söyledim. Tabii; bütün aile çok sevindi bu habere ve biz temelli olarak Türkiye’ye yerleştik.
Ailenizde bu sporu yapan var mı?
Kızım Leyla, 6 yaşından 16 yaşına kadar yaptı. Sonra Amerika’ya eğitime gidince, zorunlu olarak bıraktı. Ancak biliyorum ki; küçük yaşından itibaren bu eğitimi alması, sporun ötesinde, hayatını şekillendirirken de felsefe olarak çok yararı oldu. Bunu, bir baba olarak onun her adımında hissetmenin mutluluğunu yaşıyorum.
İlk işiniz neydi ve arkası nasıl geldi?
Taksim’de Kazancı Yokuşu’ndaki Vakkorama GYM, benim ilk işim... Ne olacağını bilmeden girdiğim, bu ilk deneyimimden büyük keyif aldım diyebilirim. Ardından daha özgür çalışmak istedim ve kendi yerimi açtım. Uzun süre bu şekilde sürdürdüm. Son bir yıldan bu yana da Mayadrom Sports Center ve Galata’daki Noa Gym’de özel ders ve grup dersleri veriyorum.
Neden Aikido da başka bir spor değil?
Gençliğimde çok sıkı atletizm yaptım, ayrıca basketbol ve tenis oynadım. Bunlar baktığınızda, hayat boyu sürdürebileceğiniz uzun vadeli sporlar değil; ayrıca bir sanat dalı hiç değil! Oysa ki; Aikido’yu da içine alan, Uzakdoğu felsefesini içeren her şey bir sanattır. Martial arts (dövüş sanatı)... Zira; Uzakdoğu sporlarında fiziksel, zihinsel ve ruhani öğeler biraraya geliyor. Tam bir armoni... Bu da bana çok yakın geldi.
Bu dövüş sanatının en üst seviyesine gelebilmek nasıl bir duygu, size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Tabii ki; çok güzel bir his aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Neredeyse, bütün hayatım boyunca yaptığım üstelik çok da sevdiğim bir şeyi başkalarına aktarmanın hazzını yaşıyorum. Birilerine iyi bir şeyler öğretmek güzel. Bu duygu bana gerçekten olağanüstü geliyor. Şiddetin giderek arttığı dünyamızda iyi şeyler yapmak isteyenler de gittikçe fazlalaşıyor aslında. Bunun böyle olması, geleceğe dair umut veriyor.
Aslında bu bir nefs terbiyesi, bizde daha çok dövüş olarak algılanıyor, neden böyle sizce?
Bu durum, aslında yaşadığınız ülkenin kültürüyle ve yetişme tarzınızla ilgili... Türkiye’de bu sporu öğretenler, ne yazık ki; felsefesini çok iyi anlamadan bu işe soyunuyorlar. İşin ruhsal, manevi boyutunu anlamadan fiziksel tarafını öğretemezsiniz aslında. O zaman her şey eksik kalır.
Bizde genel olarak Aikido’ya bakış nasıl?
Maalesef, Türkiye’de artılarının çok olduğunu söyleyemeyeceğim. Çünkü ülkenizde bu öğretiler sanattan çok finansal kaygılar taşıyor. Böyle olunca da yüzeysel kalıyor, yapan insan bu sporun faydasından yeterince yararlanamıyor.
Türkiye’de dünyadakiyle aynı saygınlık söz konusu mu? Ya da başka bir deyişle dünyada ve Türkiye’de Aikido’ya bakış nasıl farklılıklar gösteriyor size göre?
Dünyada bu dövüş sanatına olan saygınlık farklı bir boyutta. İnsanlar öncelikle felsefesini anlayıp sonra bunun öğretilerine ve bu öğretilerin ne kadar değerli olduğunun farkına varıyor. Türkiye’de ise; tamamen dövüş kavramı önceliği var. Burada insanlar daha çok vurdu kırdının bir iletişim aracı olduğunu düşünüyor. Sizler ne yazık ki; negatiften beslenmeyi tercih ediyorsunuz.
Size gelenlerde aradığınız ilk üç özellik nedir?
İletişim, doğruluk, saygı.
Öğrenci alırken seçiyor musunuz? Ya da sizin öğrenciniz olmak için hangi kriterler önemli?
Tabii ki, seçiyorum... Agresif davranışları olmayan, uyumlu, entelektüel düzeyi yüksek kişilerin öğrencim olmasına dikkat ediyorum.
Kimler asla öğrenciniz olamaz?
Bana sabırsızca ‘ne zaman siyah kuşağı alabilirim’ ve ‘ne zaman dövüşmeyi öğrenebilirim’ diyenler. Çünkü bu işte sabır da çok önemli ve hatta gereklidir.
Öğrencileriniz arasında ünlü olanlar var mı?
Benim için hepsi aynıdır ama toplumda daha tanınmış dersek; Türkiye’de Ferit Şahenk, Akın Öngör, Sushico’nun sahibi Selim Yalın, Sezen Aksu’nun oğlu Mithat Can ilk aklıma gelenler... Amerika’da da Ashford&Simpson, Patti Austin ve Phllis Hyman gibi dünyaca ünlü şarkıcılara özel dersler verdim. Bazılarıyla hala görüşüyoruz.
Ünlü öğrencilerinizden birinde en çok zorlandığınız ne oldu ya da oldu mu?
Şimdiye kadar öyle bir durumla karşılaşmadım sanırım; ama her işte olduğu gibi bazı zamanlarda her iki tarafın da ara ara kendini zorladığı olmuştur. Ne var ki, hafızamda yer edecek kadar kuvvetli değiller hatırlamadığıma göre. Bunlar daha çok anlıktır. Böyle bir anım olmadığı için de huzurluyum.
Türkiye’ye gelen dünya çapındaki sanatçıların özel güvenliğini sağladınız...
90’lı yıllarda Michael Jackson, Madonna ve Bon Jovi’ye verilen özel güvenlik ekibinden sorumlu idim. Hatta Michael Jackson, o zaman üç yaşında olan kızım Leyla’yı şovun açılışında kucağında sahneye çıkarttı ve ilk şarkısı ‘We Are The World’ü bu şekilde söyledi. Ancak, her yerde bir koruma ordusuyla dolaşan Jackson’ın çevresindeki güvenlik o denli sıkıydı ki; kızımın da yarı Amerikalı ve melez oluşu sebebiyle çok yakınlık göstermesine rağmen, ailemize özel olarak bir tek fotoğraf bile verilmedi ve maalesef bu benim sadece hafızamda bir anı olarak kaldı.
Öğrencilerin ilk geldiklerindeki ve sonraki psikolojik durumlarını nasıl değerlendirirsiniz?
İşin gerçeği; Uzakdoğu sporları, bir askeri eğitim kadar ağırdır diyebilirim. Bunun sonunda sizi disiplinli biri yapar ve kendinizle gerçek anlamda barışık olmayı öğretir. Baştan sona geçirdiğiniz değişime siz bile şaşarsınız. Hayata bakış açınız, olumlu yönde değişir. Bu da haliyle çok kolay bir süreç değildir.
Bundan sonraki planlarınız nedir?
Üstünde çalıştığım ve kendi sistemimi anlatan (Kaizen Aiki Jutsu) kitabımı tamamlamak, bu şekilde birebir çalışamadığım ama bu spora ilgi duyan insanlarla bir şekilde bağlantı kurmak ve daha geniş kitlelere ulaşmak, en çok istediğim şey. Bana ulaşmak isteyenlerle www.clubaiki.com ayrıca bağlantı kuruyorum.
551
| Toplam Yorum Sayısı : 0 |
Bu habere ilk yorumu siz yapın
| Güncel | 16 Mayıs 2012 17:53 |
| Güncel | 16 Mayıs 2012 16:20 |
| Güncel | 16 Mayıs 2012 16:11 |
![]() |
Ece sinir küpü! 15 Mayıs 2012 15:39 |
![]() |
Çiçek'e sert çıkış yaptı 16 Mayıs 2012 11:34 |
![]() |
Can Bonomo Bakü'ye Uçtu 15 Mayıs 2012 14:57 |
![]() |
Gülpınar, Tekbirlerle Uğurlandı 15 Mayıs 2012 22:37 |
![]() |
Sercan Sararer Milli Takımda! 16 Mayıs 2012 23:08 |
![]() |
Cenaze töreni sonrası trafik kazası: 3 ölü 14 Mayıs 2012 23:07 |
![]() |
Türk elçi, Cezayir'i karıştırdı 15 Mayıs 2012 12:51 |
![]() |
Türbanlı vekil olabilir! 16 Mayıs 2012 22:46 |
![]() |
Üçer: Vekillikten İstifa Edilir Ama Babalıktan İstifa Edilemez 16 Mayıs 2012 16:15 |
![]() |
Vekil PKK'ya övgüler dizdi! 16 Mayıs 2012 22:58 |