Bulgaristan’daki ''Türk Müslüman Çingeneler''

Bulgaristan’daki ''Türk Müslüman Çingeneler'' 22 Şubat 2012 15:41

Okunma Sayısı : 1340
Yorum Sayısı : 0
 

DURSUN DAĞAŞAN YAZISI

1999 yılında Moldova’daki Gagavuz Özerk Bölgesinin Başkenti Komrat’ta düzenlenen “Balkanlarda Türk Dili” konulu bir sempozyuma katılmak üzere Gazi Üniversitesinden bir grup öğretim elemanı, Bulgaristan, Romanya ve Moldova güzergâhından kara yoluyla gitmeye karar verdik. Bulgaristan toprakları üzerinde yol alırken arabamızın lastiğinde bir sorun çıktı, yardım almak amacıyla yol üzerindeki büyük bir Bulgar köyüne girdik. Bir sundurmanın önünde oturan köylü grubu görünce arabanın penceresinden seslendik: “aranızda Türk var mı?”. Ayağa kalkan bir kişi temiz bir Türkçe’yle “Biz ne oluyoruz, tabii var” diyerek yanımıza geldi. Kendisine lastik tamircisine ihtiyacımız olduğunu söyleyince, “Yakında bir Bulgar lastikçi var, sizi götüreyim” diyerek arabamıza bindi. Yolda kendisine köydeki nüfus dağılımını sordum, “Biz millet olarak 60 haneyiz, 10 hane temiz Türk var, geri kalanı Bulgar” dedi. Yapılan açıklamayı çok iyi anlamadım ama üstelemedim de. Kafilemize rehberlik eden ve kendisi de oralardan göçmen olduğu için yöreyi çok iyi bilen öğretim üyesi arkadaşımız köyden ayrıldıktan sonra bizi bilgilendirdi: “Özal dönemindeki büyük göçten sonra Bulgaristan’da Türklüğü ve Türkçe’yi bu topraklarda yaşayan Müslüman çingeneler sahiplendi. Kendilerini Türk sayarlar, Türkçe konuşurlar ve topluluklarından söz ederken millet adını kullanırlar”. O yolculuktan sonra Bulgaristan’daki Müslüman –Türk çingene topluluğunu bir başka sevgi ve minnetle yad eder oldum. Onlar, aynen orada yaşamakta direnen evladı fatihan gibi, her türlü baskıya, tehdide ve zorluğa rağmen benim dilimi, benim dinimi, milletimin adını yaşatmaya, bayraklaştırmaya, kültürel vatanımın sınırlarını korumaya kararlı yiğit insanlar olarak hafızamda ve gönlümde yer tuttular.

Fener Rum Patrikhanesi eskiden beri Türkiye ve Türk toplumu için bir çıban başı konumundadır. Sadece yayılma ve genişleme faaliyetleri ve ekümeniklik iddialarıyla değil, 1821 yılından bu yana kapalı tuttukları “kin kapısı” ile de açık bir düşmanlık ve öç alma duygusunun temsilciliğini yapmaktadır. (Devlete ihanetten suçlu bulunan ve 1821 yılında patrikhane binasının orta kapısı önünde asılarak idam edilen Patrik Gregorius’un öcü, aynı kapıda bir Türk devlet veya din adamı asılarak alınıncaya kadar bu kapının açılmayacağının karara bağlandığı bir çok kaynakta belirtilmektedir). Böyle bir kurumun başında bulunan günümüzdeki Fener Rum Patriği Bartholomeos,  anayasa hazırlık çalışmaları kapsamında TBMM Anayasa Uzlaşma Alt Komisyonu’nu ziyaret ederek yeni anayasa ile ilgili görüşlerini ifade etmiş; bu vesile ile ruhban okulunun açılması, azınlık vakıfları mallarının iadesi gibi bilinen taleplerini tekrarlamış; cemaat olarak yeni anayasada yer almasını arzu ettikleri Türklük tanımını da şu şekilde belirtmiştir: “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes din, mezhep, dil ve etnik köken fark etmeksizin Türk’tür”.

Cumhurbaşkanının, “Ne mutlu Türküm diyene” sözünden rahatsızlık duyduğunu seslendirdiği; Başbakanın, ülkede eşit etnik gruplar olarak Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Roman varlığından söz ettiği; Ülkenin üst gelir grubunun temsilcisi olarak bilinen ve servetlerini Türk Milleti’nin alın terinden, el emeğinden kazanan TÜSİAD sözcülerinin “vatandaşlık tanımında Türk kavramına yer verilmesin” dediği; İktidar partisi milletvekillerinin, “Anayasadan Türklük kavramını çıkaracağız, ancak böyle demokratikleşeceğiz” taahhüdünde bulunduğu; ana muhalefet partisinin prof. dr. unvanlı hanım milletvekilinin –o garip Türkçe’siyle- Anayasadaki Türk kavramı yerine, “Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes yurttaştır” tanımının getirilmesini uygun bulduğu, ana muhalefet partisi genel başkanının da üyesi bulunduğu yabancı destekli TESEV’in “Kürt sorununun çözümü için Anayasadan “Türklük kavramının çıkarılmasını” teklif ettiği bir ortamda Bulgaristan’daki Müslüman çingenelerin Türk ve Türkçe sevgisi ile Fener Rum patriğinin “Türk” kavramına bağlılığı özel ve farklı bir anlam ve önem kazanıyor ve Yaratan’a yakarışımız şöyle şekilleniyor: Tanrım, devletimizden, Müslüman Bulgaristan çingeneleri ile Fener Rum Patriği kadar Türk’e ve Türklüğe sadık yöneticileri, aydınları, zenginleri ve politikacıları esirgeme.  

NG

1340


Anahtar Kelimeler : Bulgaristan’daki , ''Türk , Müslüman , Çingeneler'' , DURSUN , DAĞAŞAN , YAZISI ,



Yorum Yap
Üye olup yorum yaptığınız taktirde yorumunuzda kullanıcı adınız görünecetir. Üye Ol / Üye girişi
 

Yorumlar

Toplam Yorum Sayısı : 0  

Bu habere ilk yorumu siz yapın

Diğer Medya haberleri

















Presstürk Kayıp İlanı Ver
 
 
 
 
 
  • Astroloji
 
  • Gazete Manşetleri
 
  • En Çok Okunanlar
  • En Çok Yorumlananlar