Saçma Bir Batıl İnanç, Milyonlarca İnsanın Ölümüne Yol Açtı!

Kara Ölüm’ olarak bilinen veba salgını, ilk olarak 1300’lerde Çin’de ortaya çıktı. Kurbanların şikayetleri ağrılar, ateş ve bulantıyla başlıyordu.

Saçma Bir Batıl İnanç, Milyonlarca İnsanın Ölümüne Yol Açtı!
26 Nisan 2018 - 21:32 - Güncelleme: 26 Nisan 2018 - 21:36
İnsanların dirseklerinde ve kasıklarında mor kabarıklıklar oluşuyor ve kısa sürede yumurta büyüklüğüne ulaşıp sertleşiyordu.

 

Bu yumurtalar patladığında içinden pis kokulu siyah bir madde fışkırıyordu ve oluşan geçici rahatlama, hastanın beş gün içinde ölümü ile nihayet buluyordu.


Bunun bilinen bir tedavisi yoktu ve alınan hiçbir önlem işe yaramıyordu. 80 yıl içinde hastalık Çin nüfusunu üçte bir oranında azaltmıştı.

İyi işleyen ticaret yolları aracılığıyla da salgın batıya doğru, Hindistan ve Ortadoğu’ya ilerliyor, her gün binlerce insanın ölümüne neden oluyordu.


 




Hastalığa neyin sebep olduğu bulunamıyordu. 1347’de bozkır savaşçıları bir Ceneviz şehrini kuşatıp mancınıkla hastalıktan ölmüş cesetleri şehre fırlattılar.

Böylece şehrin çoğunluğu hastalığa yakalandı. Bu cesetler toplanıp yakıldı ve ardından da gömüldü, ancak hastalığın yayılması engellenemedi.


 


Şehir mahvolduğu için Cenevizliler Sicilya’ya geri döndü ve hastalığı orada da yaydılar. Hastalık, yeni ve kendisiyle ilgili hiç bilgisi olmayan bir nüfusa yayılacaktı artık.

Sicilya üzerinden Avrupa ve Kuzey Amerika da hastalıkla tanıştı ve milyonlarca insan öldü.

Bu salgına, hastanın derisinin son aşamalarda koyu mor bir renge dönmesinden dolayı ‘Kara Ölüm’ adı verildi.

Derinin bu renge dönüşmesi, soluma sorunları yüzünden kanda oksijenin azalmasından kaynaklanıyordu.

Hastalık bir kere bedene girdikten sonra o günün hiçbir tıp tekniği çare olmuyordu. Kara Ölüm şehirlerin tümünü darmadağın ederken, Avrupa uygarlığının da paniğe kapılmasına yol açtı.

Doktorlar salgını durdurmanın yollarını aradılar. Hastalar evlerinde karantina altına alındılar ancak hastalık yine de bir orman yangını hızıyla yayıldı.

Birçok insan kara ölümün, Tanrı’nın onlara günahkar yaşamları yüzünden gönderdiği bir ceza olduğuna inandı. Tanrı’nın öfkesini yatıştırmak için insanlar günah keçileri aramaya koyuldu.

Bazı dindarlar Tanrı’nın öfkesini kendi üzerlerine çekip insanları kurtarmak için kendilerini kırbaçladı. Özellikle Brüksel ve Strasburg’da bazıları olanları Musevi’lerin varlığına bağladı.

Bu panik döneminde on binlerce insan öldü. Salgının cadılar yüzünden ortaya çıktığı da söylendi. İçinde cadı olduğu söylenen insanlar evlerinden alınıp hastalığın yayılmasını önleme amacıyla diri diri yakıldı.



Ortaçağ Avrupa’sında kedilerin, parlayan gözleri ve geceleri dışarıda çok dolaşmaları yüzünden bu ‘cadıların’ büyülü hayvanları olduğuna inanılıyordu. Daha sonra hastalığın sorumlusu olarak kediler gösterildi, onbinlerce kedi öldürüldü.

Aslında Avrupalılar, kedileri öldürerek salgına karşı en birinci savunma hatlarını kaybetmiş oluyorlardı. Çünkü veba salgını, öteki adıyla ‘Yersinia Pesüs’ yaygın bir fare biti tarafından taşınıyordu.

Ortaçağ’da her yer fare doluydu. Kanalizasyon ilkeldi. Caddeler insan dışkısı, çöp ve ölü hayvan artıklarıyla doluydu. Veba hastalığı da, bu hastalığı taşıyan bitlerin fareler yoluyla yayılması sonucu artmıştı.

14. yüzyılda bu salgın hastalık, Avrupa’da beş kez daha baş gösterdi. Salgın sona erdiğinde, nüfusun üçte birinden fazlası ölmüştü. Oysa kediler öldürülmemiş olsaydı, ölüm oranı çok daha az olacaktı.

Ve bir not: Grimm Kardeşler’in ünlü ‘Fareli Köyün Kavalcısı’ hikayesi de, 1284 yılında Almanya’nın Hameln şehrinde yaşananları anlatır.

Zira ‘cadıların büyülü hayvanları’ olduklarına inanıldığı için şehirdeki tüm kediler öldürülmüş, şehri fareler basmıştır.

Kaynak: http://www.webtekno.com/sacma-bir-batil-inanc-milyonlarca-insanin-olumune-yol-acti-h44927.html

YORUMLAR

  • 0 Yorum