Stres vitiligoyu tetikliyor

Stres vitiligoyu tetikliyor 10 Temmuz 2012 10:42

Okunma Sayısı : 3217
Yorum Sayısı : 0
 

Nedeni tam olarak bilinmeyen ancak ciddi duygusal travma ve stresle tetiklenen, ciltte süt beyazı lekelere neden olan vitiligo, beden imajı ve vücut algısını bozarak psikolojik sorunlara yol açabiliyor.

 

Deriye rengini melanin adlı madde veriyor. Bu maddeyi üreten hücreler melanosit adını alıyor. Melanositlerin çeşitli nedenlerle hasar görmesi ise vitiligo hastalığına neden oluyor. Normal rengini kaybeden deride farklı büyüklüklerde, açık renkli yama tarzı alanlar oluşuyor ve renk genellikle süt ya da tebeşir beyazı oluyor.

Hastalık hakkında bilgi veren İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalçın Tüzün, pigmentasyonla ilgili hastalıklar arasında en yaygın görülenin vitiligo olduğunu söylüyor.

Hastalığın genellikle 20 yaşından önce ortaya çıktığını belirten ve psikolojik etkilerine dikkat çeken Prof. Tüzün, “Vitiligo, bireyin kendi dünyasında ve başkalarıyla ilişkilerinde yıkıcı sonuçlara neden olabilir. Hastaların yarısından çoğunun 20 yaşın altında olması, kişinin beden imajıyla en çok ilgilendiği döneme denk gelir. Vitiligo çok yaygın olduğunda ve özellikle el-yüz gibi görünür alanlara yerleştiğinde psikolojik sorunlara yol açmaktadır” diyor.

 

Vitiligoya neyin sebep olduğu, hangi mekanizmalarla oluştuğu tam olarak bilinmiyor. Prof. Tüzün, Antik çağlara dayanan bir geçmişi olan hastalıkla ilgili en eski belgelere Ebers papirüslerinde rastlandığını söylüyor.

HER YAŞTA ORTAYA ÇIKABİLİR
Her iki cinsi de eşit oranda etkileyen vitiligo yeni doğan bebekte görülebileceği gibi çok geç yaşlarda da ortaya çıkabilen bir hastalık. Ancak hastaların yarısı 10 ile 30 yaş grubunda. Çalışmalar, vitiligoda genetik faktörün önemli rol oynadığı yönünde. Prof. Tüzün’ün verdiği bilgiye göre, hastaların yüzde 30’undan fazlasında ailede en az bir kişide hastalık bulunuyor, Buna karşın vitiligo ile ilgili tek bir gen yok, sorumlu birden çok gen var ve hastalık oluşumunda genetikten başka faktörler de etkili. Prof. Tüzün, bu konuda değişik teoriler olduğunu belirtiyor:

 

BİRÇOK NEDENDEN KAYNAKLANABİLİR 
“Bir hipoteze göre, vitiligoyu başlatan veya var olan hastalığın kötüleşmesine neden olan etken stres veya ciddi duygusal travmalardır. Başka bir hipoteze göre melanin yapılması sırasında ortaya çıkan toksik etkili maddeler hastalığı tetikler, bir diğerine göre ise vücudun kendi bağışıklık sisteminin melanositlere saldırması sonucu oluşur. Bu hipotezlerin hiç biri tek başına açıklayıcı değildir. Genetik faktörler, stres, toksik bileşikler, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi faktörlerin hepsi vitiligo gelişmesinde rol oynar. Hastaların çoğu hastalığın başlangıcını, spesifik bir yaşam olayına, krize, iş veya yakın aile bireyinin kaybına, kaza ya da ciddi bir hastalığa bağlıyor. Vakaların yaklaşık üçte birindeyse hastalık kesi veya zedelenme gibi fiziksel bir yaralanmayı takiben gelişir.”

 

KESİN TEDAVİSİ YOK 
Sınırlı bir alanı tutabildiği gibi tüm vücudu da kaplayabilen hastalık tam olarak tedavi edilemiyor. Prof. Tüzün, “Kişide kozmetik bozukluğa ve strese yol açan, aynı zamanda sosyal bir sorun olan hastalık günümüze kadar değişik yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılmıştır. Ancak tam olarak ideal, nedene yönelik etkili bir ilaç henüz bulunamamıştır” diyor.

CERRAHİ TEDAVİ HASTAYI YORUYOR 
Tedavide iki seçenek bulunduğunu belirten Dr. Tüzün, şu bilgileri veriyor: “Cerrahi olmayan tedaviler lokal krem veya merhemler, ağızdan alınan ilaçlar, ışık tedavileri ve lazerdir. Sağlam deri adacıklarının nakli olarak tanımlanabilen deri greftleri ve melanosit süspansiyonlarının transplantasyonu ise cerrahi seçeneklerdir. Bu konuda yaptığımız bir çalışmada, cerrahi yöntemin kısmen etkili olmakla birlikte hasta için çok zor bir yöntem olduğunu gördük. Bunların dışında sağlam deri alanlarının rengini açma işlemi (depigmentasyon), kamuflaj, psikoterapi de tedavi seçenekleridir. Tedavi süresi 3 ila 6 ay arasında değişir. Bu süre pigmentasyon gerçekleştiği sürece 1-2 yıla kadar uzatılabilir. Birden çok tedavi seçeneği kombine edilerek de uygulanabilir. Bu tür kombinasyon tedavilerinde yan etkiler azalır, etkinlik artar, iyileşme için gerekli süre kısalır.”

ERKEN MUDAHALEDE TEDAVİ BAŞARISI DAHA YÜKSEK 
Tedavi başarısının hastalığın tipine, yaygınlığına, deri rengine, hastanın yaşına ve tedavi süresine bağlı olarak değiştiğini belirten Prof. Tüzün şunları söylüyor: “İlk planda hastanın tedaviyi isteyip istemediği sorgulanmalıdır. Vitiligo tedavisi uzun zaman gerektirse ve tedavi yanıtı düşük de olsa elde edilecek sınırlı başarının bile hem hastalığa hem de hastanın psikolojik durumuna sayısız fayda sağlayacağı unutulmamalıdır. Vitiligo belirtilerinin ağız ve cinsel bölgede yerleşmesi, ailede vitiligo olması, travmayla başlayan lezyonların varlığı tedaviye cevabın biraz daha düşük olacağını gösteren özelliklerdir. 
 


KOL VE AYAK LEZYONLARI TEDAVİYE DİRENÇ GÖSTERİYOR
Genç hastalarda, yeni başlayan hastalıkta, koyu renkli deri tipine sahip hastalarda tedavi cevabı daha iyidir. Bunun dışında lezyonların yerleşim yeri de tedavi cevabını etkilemektedir. Örneğin yüz ve boyunda yerleşen lezyonlar tedaviye daha iyi cevap verirken, gövde, kol ve el-ayak lezyonları tedaviye daha dirençlidir.”

 

BİTKİSEL TEDAVİLER NE KADAR ETKİN?
Topikal insan plasenta ekstresi, B 12, E, C vitamini, folik asit, alfa lipoik asit, ginko biloba gibi antioksidanlar ile Çin bitkisel tedavilerinin alternatif olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Yalçın Tüzün, ancak bu tedavi seçeneklerinin etkinliği ile ilgili yeterli kanıt bulunmadığını belirtiyor.

3217




Yorum Yap
Üye olup yorum yaptığınız taktirde yorumunuzda kullanıcı adınız görünecetir. Üye Ol / Üye girişi
 

Yorumlar

Toplam Yorum Sayısı : 0  

Bu habere ilk yorumu siz yapın

Diğer Sağlık haberleri