700 milyon trilyon gezegen arasında Dünya tek

Bilim insanlarının yaptığı son analize göre, bildiğimiz evren sınırları içerisinde 700 milyon trilyon gezegenden hiçbiri Dünya'ya benzemiyor

700 milyon trilyon gezegen arasında Dünya tek

Bilim insanlarının yaptığı son analize göre, bildiğimiz evren sınırları içerisinde 700 milyon trilyon gezegenden hiçbiri Dünya'ya benzemiyor

700 milyon trilyon gezegen arasında Dünya tek
22 Şubat 2016 - 10:21

 

Bilinen evrende 700 milyon trilyon karasal gezegen olduğuna inanılmaktadır. Bilim insanları uzun zaman boyunca kendi dünyamıza benzer gezegenler olduğuna inandı. Gezegenimizin Kozmos’ta ayrıcalıklı ve özel bir konuma sahip olmadığını belirten bu yaklaşıma “Kopernik Prensibi” adı veriliyor.

 

Foto: Shutterstock

Dailymail’de yer alan habere göre, yeni bir çalışma sayesinde “Kopernik Prensibi” yerine  “dünyamız türünün tek örneğidir”  prensibine döndü.

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nden astronom Erik Zackrisson bilgisayar simülasyonları kullanarak evrende karasal gezegen olmaya meyilli gezegenleri modelledi. Bilgisayar modellemesi ile erken evren döneminin minyatür bir dijital kopyasını yarattı. Daha sonra, tıpkı Kepler gibi güneş sistemimizin dışında yer alan ötegezegenlerin veri girişini yaparak bilinen fizik yasaları çerçevesinde onlara ne olabileceğini hesapladı.

Foto: Shutterstock

Ekip bu çalışmasın sonunda modellerindeki kozmik tarihi 13.8 milyar ileri taşıdığında 700 kentilyon gezegenden hiçbirinin dünyamıza benzemeyeceğini keşfetti. Dünyayı özgün yapan sebebi ise, çoğunun yaşlı olması ve Dünya’nın Samanyolu Galaksisi içinde göreceli olarak genç bir yaşa ve pozisyona sahip olması olduğunu belirtiyorlar.

Ekibin çalışmaları arXİv.org’da yayımlanırken aynı zamanda Astrophysical Journal adlı dergiye gönderildi. Araştırmanın yazarlarından Kaliforniya’daki Carnegie Observatories’ten Andrew Benson, çalışmalarını ” Elbette hesaplamalarda çok fazla belirsizlik var. Bu parçalara dair bilgilerimizin hepsinde eksiklikler mevcut.” diyerek yorumluyor.

Modellerinin bazı dezavantajları da var. Örneğin ekip, birkaç ağır elemente sahip yıldızların etrafında gezegenlerin nasıl şekil kazandığını tahmin etmek zorunda kaldı. Tüm bu endişelere rağmen, ekip sonuçlarının doğru olduğunu söylüyor.

Foto: Shutterstock

Scientific Amerikan ise çalışmayı, Kopernik Prensibi’nin üzerine kurulan Dünya yaklaşımının nazik bir ihlali olduğu şeklinde yorumluyor.

Geçen yıl, evrenin içinde dünyanın ilk yaşanabilir gezegen olduğuna dair çalışma yayımlanmıştı. Bilim insanları, güneş sisteminin 4.6 milyar yıl önce oluştuğuna ve sadece %8′inde potansiyel yaşanabilir gezegen olabileceğine inanıyorlar. Ve bu gezegenlerin büyük çoğunluğu henüz doğmadı ve belki de güneş altı milyar yıl içinde kendi kendine söneceği zamana kadar bunlar gözükmeyecek. Astronomlar bu sonuca Hubble ve Kepler uzay teleskoplarından elde ettiği veriler sayesinde oluştu.

Uzay Teleskobu Bilimi Enstitüsü’den Dr. Peter Behroozi, “Ana motivasyonumuz, evrenin geri kalanı bağlamında dünyanın yerini anlamaktı. Evrende oluşabilecek tüm gezegenlerle kıyaslandığında, Dünyamız aslında oldukça genç.” diyor.

Boise State Üniversitesi’nden Jay Olson’un Scientific American’daki açıklamasında ise o da Zackrisson gibi, Kopernik Prensibi’nin şimdiye kadar  birşeyler bulmak adına bilinmeyenlerle korunageldiğini düşünüyor. Zackrission ise çalışmalarını, “ya imkansız  bir piyango çekilişinin sonucuyuz ya da piyango çekilişinin nasıl çalıştığını anlamıyoruz” diyerek yorumluyor.

Foto: Shutterstock

MIT’den Max Tegmark ise Dünyanın Kopernik Prensibi’nin lokasyonundan dolayı değil ama genç yaşından dolayı devasa bir ihlali olduğunu düşünüyor:  “Eğer bizim önderlik edecek 3.5 milyar yıllık medeniyetler varsa, neden galaksimizde kolonileşmediler? Bana göre en muhtemel açıklama, eğer gezegenler beş para etmez ise çok zeki yaşam nadir gelişir. Bu yüzden önemsiz mi hissetmeliyiz? Kendimizi hiçliğe yakın bir yere mi indirgemeliyiz? Hiç de değil! Evrenin çoğu yerinin uzak geleceğinde bir gün, bizim burada yaptığımız nedenlerle yaşamla iç içe olacaktır..”

Galaksi gözlemleri gösteriyor ki, 10 milyar yıl önce yıldızlar çok hızlı bir şekilde şekillendi, fakat bu süreç evrendeki tüm hidrojen ve helyumun fraksiyonlarından sadece biridir.  Günümüzde ise yıldızlar çok daha yavaş doğuyorlar.

Evrene erken gelmenin avantajlarından biri de, Hubble Teleskobu’nun Big Bang’in evreni yarattığı ana geri giderek, galaksilerin gelişimlerini izleyebiliyor olmasıdır. Evrenin genişlemesiyle sebebiyle, şimdinin gözlemlenebilir kanıtları, günümüzden geriye giden 1 trilyon yılın bilgisiyle hemen hemen silinmiş olacak. Bir başka deyişle uzak gelecekte doğacak herhangi bir olası medeniyet için, en azından astronomi adına, evrenin nasıl başladığına ve evrildiğine dair hiçbir kanıt kalmayacak.

Çeviri: REHA BAŞOĞUL

Bu haber 2404 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum