Beş boyutlu bir kara delik, Einstein’ın Görelilik Teorisi’ni çökertebilir

Beş boyutlu kara delik üzerine yapılan bir çalışma, fizik kurallarını da yerle bir edebilir.

Beş boyutlu bir kara delik, Einstein’ın Görelilik Teorisi’ni çökertebilir

Beş boyutlu kara delik üzerine yapılan bir çalışma, fizik kurallarını da yerle bir edebilir.

Beş boyutlu bir kara delik, Einstein’ın Görelilik Teorisi’ni çökertebilir
20 Şubat 2016 - 21:42

Araştırma, nesnelerin yer çekimi etkisinde nasıl evrildiğine dair yeni bir görüş sağlarken bu tip bir kara delik formunun herhangi bir şeyin “çıplak tekillik” olarak adlandırılan görünümünü tanımlamada önayak olabileceği anlamına geliyor ve Einstein’ın Görelilik Teorisi’ni de çökertebileceği düşünülüyor.

Stephen Hawking doğanın çıplak tekillikten nefret ettiğini söyler. Çünkü evren hakkında bildiğini düşündüğümüz herşeyi dışarı doğru atabilir. Şu ana kadar çıplak tekillik hipotez düzeyinde kaldı ve herhangi bir kanıt bulunmamasına rağmen, yapılan bu son araştırma “çıplak tekilliği” var edebilir.

Londra’daki Queen Mary Üniversitesi’nden ve Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar kara delik şeklinde çok ince bir halkayı bilgisayar modelleri kullanarak simule ettiler.

Halka, zamanla incelecek şekilde sicimler tarafından bağlanan bir “şişkinlikler” serisine yol açıyor. Sicimler, tıpkı bir musluktan düşen damlacıkların ince bir su akışına dönüştüğü gibi, sonunda bir minyatür bir kara delik dizisinin içine doğru girecek şekilde incelmiş oluyor.

Halka şeklindeki kara delikler 2002 yılında teorik fizikçiler tarafından keşfedilmişti fakat bu sefer ilk kez süper-bilgisayarlar vasıtasıyla simule edilerek dinamik bir görünüm kazanmış oldu. Bu görünüm, aynı zamanda, Genel Görelilik denklemlerinin kırılmasına neden olabilir.

Genel Görelilik, kütle-çekimi anlamımıza olanak tanıdı. Evrendeki yıldızların yaşlarına dair her şeyde, GPS sinyallerini kullandığımız her yerde Einstein’ın denklemleri kullanılıyor. Kısmen de olsa, teori, maddenin çevresindeki uzay-zamanı içerisinde büküldüğü ve bükülmenin etkisine neden kütle-çekim dediğimizi ortaya koydu.

Tekillik ise, kütçe-çekimin çok yoğun olduğu yerde uzay,zaman ve fizik kurallarının yok olduğu nokta anlamını taşıyor. Genel görelilik, tekilliğin kara deliklerin merkezinde ve ışığın olmadığı ve kara deliği çevreleyen, ışığın ve radyasyonun kaçamayacağı “olay ufku” adı verilen yerde olduğu teorik olarak tahmin ediyor. Bu “geri dönüşü olmayan nokta” olarak adlandırılıyor ve kütle-çekimin çok güçlü çekim kuvveti nedeniyle kaçışın mümkün olmadığı ve dışarıdan da gözlenmesi mümkün olmadığı bir niteliğe sahip.

Cambridge Üniversitesi’nden Uygulamalı Matematik ve Teorik Fizik Bölümü’nden doktora öğrencisi ve araştırmanın yazarlarından doktora öğrencisi Markus Kunesch, “Tekilliklerin “olay ufku”nun arkasında saklı kaldığı sürece, sıkıntıya yol açmaz ve genel görelilik devam eder. “Kozmik sansür varsayımı” bunun her zaman böyle olduğunu söyler. Çünkü nihai olarak evrenin şimdiki durumuna dair bilgilerimizle geleceği tahminleyebilen fiziği ortaya koymaya çalışıyoruz” diyor.

Peki, eğer tekillik olay ufkunun dışında var olsaydı ne olurdu? Eğer olsaydı, dışarıdan yine gözlemlenemeyebilirdi ancak nesneler sonsuz yoğunluğa doğru çökme yaşardı ve kimse nesnelere bu noktada neler olduğunu söyleyemezdi.

Teorik fizikçiler, çıplak tekillik adını verdikleri şeyin ancak çok fazla boyut olduğu takdirde var olabileceğini söylüyorlar. Çalışmada yer alan bilim insanları ise ancak beş veya daha fazla boyutun, bu gizemli halkaların varlığını kanıtlayabileceği görüşündeler. Araştırmanın diğer yazarlarından doktora öğrencisi Saran Tunyasuvunakool ise “Genel Görelilik çökerse, her şey alaşağı olur. Hiçbir tahminleme gücümüz kalmaz ve artık evreni açıklamak için bundan bağımsız bir teori düşünülürdü.” diyor.

Eğer Einstein’ın hatalı olduğu ispatlanırsa, evreni açıklayan alternatif bir yol bulmak gerekecektir.

ÇEVİRİ: REHA BAŞOĞUL 

Bu haber 3056 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum