Bugun...
Hepsi Başdanışman


GÜNÜN YAZISI
info@pressturk.com
 
 

"Pandispanya Gazetesi" önemli site. Araştırma ve çalışmaları konusunda beni de bilgilendiriyorlar. Onlardan pek çok mesaj alıyorum. Bunlar gerçekten değerli. Attila Aşut'unkini sizlerle paylaşmayı arzuladım. Tabii özetleyerek:

"Ülkemizde saray saltanatıyla birlikte -başdanışmanlık modası- başladı. Kesin sayılarını ve aldıkları ücreti kimse bilmiyor. Çünkü başdanışmanlara ilişkin bilgiler -Devlet Sırrı- kapsamına giriyormuş. Yurttaş olarak Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde Cumhurbaşkanlığına başvursanız da alabileceğiniz bir yanıt yok. Zaman zaman basına demeç verdiklerinde ya da ekranda boy gösterdiklerinde tanıyabiliyoruz bu -Saray akıldanelerini-. Danışman; uzmanlık alanına giren konularda kendisine danışılan, bilgisine ve görüşüne başvurulan kimse demektir. Başdanışman ise bir kurumdaki tüm danışmanların başı, yani tepe yöneticisidir. Eskiden Müşavir denilirdi. Başbakanlık Müşaviri gibi. Ama yeni Türkiye'de görev tanımları da kökten değişti. Tüm danışmanlar artık başdanışman sayılıyor! Geçenlerde bir yazarımız değindi bu garipliğe; bir insanın başdanışman olması için altında danışmanların bulunması lazım. Ne var ki şimdiye dek hiç Cumhurbaşkanı danışmanı görmedik. Televizyona her çıkan -Cumhurbaşkanı Başdanışmanı-. Sebebi hikmeti nedir? Danışman kadrolarında neden hiç kimse yok? Yoksa koskoca Cumhurbaşkanının danışmana danışması yakışık almaz, danışacaksa -başdanışmana danışmalı- diye mi düşünülüyor! Başkaları da soruyor aynı soruyu ama bunlar sarayın kara kutusu adeta. Ser verip sır vermiyorlar.

Eski defterler

Başdanışmanların siyasi geçmişleri de hayli ilginç. Değişik partilerden eski belediye başkanları, milletvekilleri, bakanlar ve hatta genel başkanlar var içlerinde.

Bu arada Dönek Solcuları da unutmamak gerekiyor. Onları şimdi kırpıp kırpıp ya Saray'a Başdanışman ya da Havuz Medyası'na köşe yazarı yapıyorlar. Her iki görevi birden üstlenen ayrıcalıklı dönekler de var. Bu adamlar AKP'de nasıl bir cevher bulmuşlarsa, RTE'nin karşı devrim yolunda attığı her adımı Devrim diye alkışlamaktan özel zevk alıyorlar. Nuray Mert'ten Baskın Oran'a, pek çok liberal aydınımız, AKP'nin yıkım tasarımlarını yakın zamana kadar benzeri sözcüklerle desteklediler. Eski TKP'nin son Genel Sekreteri Nabi Yağcı da, -Mustafa Kemal'in yarım bıraktığı Demokratik Devrimi Erdoğan tamamlayacak- diye yazmıştı.

Bir dönemin hızlı solcusu Baskın Oran ise daha ileri giderek, AKP'nin -Reform Dalgaları-nı -Devrimci Tsunami-ye benzetmişti. Baskın hoca, geçmişte bunları yazdığı için şimdi başını taşlara vuruyordur herhalde! Nitekim son dönemde AKP karşıtı bildirilere imza atmaya başladı. Gelin görün ki, -Yetmez Ama Evet-çiler ne yapsalar, bir zamanlar bu iktidara verdikleri desteği asla unutturamazlar."

***

Duyun bunları

Ne Oluyor'da bir kere daha inandım ki, yüzde15'i bulan yüzer-gezer oyların dışında kalanlar aynı kampta. Hedef de "Dün başkasına oy verdim. Yarın diğerine mühürü basacağım" diyenler. Yoksa Yasin Şanlı veya Kemal Öztürk'ün takım değiştireceğine inanmak safdillik olur. Tıpkı karşı cephedeki Hüseyin Ersöz gibi. CNNTÜRK'teki programda benim için çarpıcı gelen Celal Çelik'in laflarıydı. Kimi davalarda arzulanmayan kararları veren yargıçların yıldırım hızıyla sürüldüğünü anlattı. Üstelik yer ve isim vererek. Doğrusu bunları işittikten sonra her vatandaş "hak, hukuk, adalet" diye bağırmamazlık yapamaz. Peki bu ihbarlar niye işleme koyulmuyor? Adalet Bakanı ve HSK neden suskun? Kılıçdaroğlu'nun avukatı da olan Celal Çelik'in anlattıklarını duyup "üç maymun"u oynayanların bir gün hesap vereceklerine inanmak istiyorum!

***

Spora dair

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, dört futbol yazarıyla canlı yayına katıldı. Yansımalarına baktım şaşırdım. Hepsinde tek bir konu vardı; "olay çıkaranları tribünden alacağız". Peki ülke ikinci el oto pazarına döndü. Bu konuda ne yapacağını söylemedi. 30 yaşın altında yabancı transferi görmüyoruz. Aslında bakan şanssız. Niye mi? Diğer spor dallarında olduğu gibi futbolu da Sayın Cumhurbaşkanı yönetiyor. Erdoğan'a sormadan tek bir atama ve önemli karar almak mümkün değil. Takımları yönetenler tek bir amaç peşinde; "Biz borçları yaptık. Bizi bundan kurtarın". Kılıç, bana göre Samsun'daki oyunlarla zirve yapacaktır.

Bakanı sorgulayan gazetecilere gelince; Murat Özbostan her zamanki gibi sakindi. Fuat Akdağ soru sorma yerine yönetmeyi tercih etti. Lütfü Özel hem saygılı hem bilgiliydi. Gelelim eski çalışma arkadaşım Atilla Gökçe'ye. Ona 1.5 saatlik program yetmez. Sırf şahsına 2 saatlik süre ayırmak şart. Diğer üç katılımcının toplamı kadar konuştu.

Kaynak: Hepsi Başdanışman - Burhan AYERİ

YENİCAĞ



Bu yazı 886 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI