Bugun...
ARGO SEVİYORUZ


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 
'O kırdığın kalp ananın ağır porselen takımı değil şekerim'.
Bagaj kapısı havaya kalkık   kamyonet'in  arkasında neşeli bir genç  hafiften açmış radyosunu tebessümle işini yapıyor. Bir kaç yaşlı, kasalara eğilmiş eller'de poşet  meyve sebze seçiyor.
Mevsimi geçti ama gözüm al kırmızı kokulu çilekler'de. 'Tart' diyorum satıcıya. Tadı şahane mis kokuyor ağzıma bir tane  atarken.
 
  Kamyonet'in  ön camına yazılı o sloganı  her zaman'ki  gibi; arabama bindiğimde küçük not defterime yazıp oradan uzaklaşıyorum ama gülerek.
 
Argo;  Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken, çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz ya'da deyimler. (TDK)
Ben bu tanımlamanın doğru olduğuna katılmıyorum. Tanıdığım pek çok kişi: Doktor avukat  öğretmen akademisyen bürokrat veya başka bir meslekten olan eğitimli kişilerin sohbetleri esnasında argo sözcükler kullandığına sıklıkla tanık oldum zira.
İşin ilginç yanı; 'argo' diye tanımlanan bu sözleri  öz deyişlerde'de görmekteyiz. 'Yüz verdik deliye geldi yaptı halıya'.  
'Ağaç suda çok kalırsa abanoz olur, çoban kapı'da çok kalırsa babanız olur'. (Çukurova/ Mahalli)
Araştırdığımız'da yöresel  atasözlerinin içine oturmuş o kadar argo kelimeler var'ki çokluğuna şaşırıyor insan! 'Bizim gelin hamamın kurnasına, davulun zurnasına koşar' (Çukurova/ Mahalli)
İş böyle olunca  argo sözcüklere meyilli olan kesimleri'de bir bakıma yadırgamamak'mı gerek bilmiyorum.
Beğenelim ya'da beğenmeyelim ben; bu komik aynı zamanda anlamlı kamyon arkası sözlere bayılıyorum ne yalan söyleyeyim.
'Sen sevgiyi kumar gördüysen ben hayatına oynarım'. 'Küfür etmek günah ise fazlası intihara gelmez'mi'.
Hele biri var'ki ezberimde. 'Öpme dediğimde öpen, ittiğimde sarılan, git dediğimde kalan birini istiyorum' demiş karı. 'Ulan sevgili değil yavru köpek istiyor o'.
 
  Psikologlar; Her ne kadar argo ve kötü sözcük kullananların, bunları daha çok küçük yaşlarda iken aile içinde öğrenildiğini söyleseler'de, ben pek böyle olmadığını düşünüyorum.
Ailemiz'de; ana baba okumuş ve donanımlı oldukları halde özellikle yetişkinlik ve olgunluk çağın'da bile argoya meyilli olup dilini değiştirmeyen pek çok kişiyi biliyorum.  Bunların münferit örnekler olmadıkları  çoklukları açısından'da ortadadır.
'Kalbin'de yer yoksa güzelim, sinyal ver'ki ben bagaj'da gideyim'.
 
  Bazı insanların;  kural gerektiren genel dil'den ayrı olarak benimseyip kullandıkları ve herkes tarafından anlaşılamayan, kendilerine özgü sözcük ve deyimlerin yer aldığı bu özel dil yani  'argo' ve küfür kim ne derse desin o milletin ikinci dili oluyor.
Edebiyatçıların bile, eserlerinde  bu aykırı gibi görünen alt kültür dilini  sayfalarına taşıması amaca hizmet olarak görülmese'de özendirici belki'de o 'yöresel/ veya mahalli' dediğimiz ikinci bir dilin zenginleşmesine hizmet etmiyor'mu buna'da  uzmanları karar versin.
'Ya geç karşıma ortalığı sevgin ile inlet. Ya'da çekil kenara adam gibi nasıl sevilir seyret'.
Doğrusu bu yaklaşımda doğruluk payı'da yok değil!
 
Sevgilerimle. 


Bu yazı 2538 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI