Bugun...
BİLGİ'Mİ AHLAK'MI?


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 

Birini tercih et deseler elbette 'ahlak' derim.

'Ahlak- bilgi' daha'da güzel! Unutmayalım'ki; 'bilgi başka bir şey 'bilgelik başka bir şey. Bunları düşünürken pek çok bilge  kişi geldi aklıma.

  

  Aşık Veysel 1894 yılında Sivas'ın  Sivrialan köyünde doğdu. Yedi yaşında çiçek hastalığına tutuldu önce bir gözünü sonra diğerini kaybetti.

Çiftçilik yapan babası her gün ona ezbere bildiği halk ozanlarının şiirlerini okudu.

Veysel  istekle mutlu biçimde dinledi hep babasını. Bunu fark eden baba bir gün evine bir saz ile geldi oğlunun kucağına bıraktı. Veysel öyle sevindi' ki mutluluktan deli oldu. Sonrasında 'Çamşıhlı Ali Ağa' saz çalmayı öğretti Veysel'e.

 

 Bu bilge ozan ustalaştıkça kendi dizelerini sazının tellerin de konuşturur.

'Kimine saz vermiş çalar eğlenir

Kimi zevk içinde güler eğlenir

Veysel göz yaşlarını siler eğlenir

Yeter gayri yumma gözün kör gibi'.

 

  Veysel 25 yaşındadır artık. Esma hanım ile evlenir. İki çocuğu olur ikincisi  doğumdan sonra ölür. Ardından annesini babasını kaybeder Veysel. Esma hanım terk eder onu.

 

'Gönül sana nasihatım

Çağrılmassan varma gönül

Seni sevmezse bir güzel

Bağlanıp'da durma gönül'.

 

 Kaynaklar; Esma Hanım'ın başka birisini sevdiği için  Veysel'i bırakıp gittiğini yazar!

 

 ' Güzelliğin on para etmez

Bu bende'ki aşk olmasa

Eğlenecek yer bulaman

Gönlümde'ki köşk olmasa'

 

  Dilden dile dolaşır şu iç burkan olay aktarayım. Veysel, Esma'nın gideceğini anlar.

Bir gün  karısı eşyalarını toplar lastik ayakkabılarını ayağına geçirmek üzeredir. Ayakları sığmaz içine. Parmaklarını iter bir şey. Bakar'ki ayakkabının ucunda bir kağıt için'de küçük bir deste para ve kısa bir not. 'Gideceğin yerde parasız kalma kimseye muhtaç olma'

 

    Ben bu söylentiye inanıyorum doğrusu. Değerli  Ozan'ın bilgeliğine tam da oturan bir davranış zira!

Tabi insan bunları öğrenince; kendisini istemeyen karısını bıçak ya da silahla öldüren katilleri duyduğumuzda ise insan olmanın, medeni olmanın, çok ama çok değerli bir kazanım olduğunu anlayabiliyoruz sanırım!

 

  Okul, eğitim bir yere kadar! 'Bilgi; pazarlanan ve alıcısına satılan bir meta konumundadır' tespitine yürekten katılıyorum!

Oysa insanlık; ilke vicdan güzellikler iyilikler arasında gidip gelen dokuma tezgahında renk ve  motiflere dönen iplikler gibidir! Bir bakarsınız o iplikler sanata  dönüşür ortaya eserler çıkar. O eserler öykünmenin duyguların insan olmanın sesidir o sesi duyabilenler için.

 

  Ahmet Kutsi Tecer, Aşık Veysel ile karşılaştığında ondan çok etkilenir. Tecer o sırada Köy  Enstitütüleri'nde öğretmendir. Hayran olduğu bu güzel insanın şiirlerinin tanınmasında büyük katkısı olur.

1965 yılında T.B.M.M 'Anadilimize ve Milli  Birliğimize Yaptığı Hizmetlerden Ötürü' özel bir kanun çıkartarak Veysel'i maaşa bağlar. ( Şimdiler de ise Suriyeliler maaşa bağlanıyor.)

 

  Esma'yı sevmiştir  Veysel. Esma sonra dönmüş'müdür evine bilmiyorum? Ama Veysel'in o dizeleri yakar içimi....

'Sen bir ceylan olsan ben'de bir avcı

Avlasam çöllerde saz ile seni

Bulunmaz dermanı yoktur ilacı

Vursam yaralasam söz ile seni'

 

  Bu: yaralı bir insanın yüreğinden dökülen nasıl naif' nasıl asil nasıl yüce bir 'taşlama'dır bakar'mısınız?

  Bilgi'mi  ahlak'mı? Ahlak varsa bilgi, bilgelik peşinden gelir 'ahlak' yoksa bilginin ne önemi var?

 

  Sevgilerimle.

 


Bu yazı 2353 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI