Bugun...
'BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU'


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 

 Ünlü roman yazarı R.., Viyana'ya döndüğünde isimsiz ve çok uzun olan bir mektup alır. mektubu yazan bir kadındır.
  Kadın; az önce ölmüş olan küçük erkek çocuğun annesidir ve mektubu henüz soğumamış taze bedenin yanında kaleme aldığını söyler.Perişanlığı bitkinliği kederi ifade ve yazı şeklinden de anlaşılmaktadır.
Bay R.., mektubu dikkatle okurken uşak; her yıl olduğu gibi, kimden geldiği belli olmayan beyaz gülleri efendisinin masasının üzerindeki vazoya yerleştirir.
Yazar R.., güllere bu kez de sevgiyle göz atıp mektubu okumaya koyulur.Ne var'ki  doğum gününde almaya alışık olduğu bu güllerin sahibinin kim olduğunu biliyor olabilir veya kim olduğunu merak etmez görünür.

  Yazar'a hayran kız onunla ilk karşılaştığında henüz 13 yaşındadır. Aşk meşk kavramlarına uzaktır henüz. Aynı apartmanda oturdukları bu adamın kaçamak attığı gülümsemeleri sever. Denk gelip'de bu gülümsemeler bakışını delip geçtiğinde küçük kız sevinçten deli olur.
  Sevgisiz dul annesi, yapacağı bir evlilik için şehri terk edeceklerini söylediğinde kız kahreder kendini. Artık bir daha göremeyeceği bay R.., nin yolunu bekler kapı dibinde. Yere bir şilte atıp ayak seslerini duyduğunda parmaklarının üstünde yükselip kapı deliğinden onu görmek için uykusuz geceler yaşar.Yan dairenin kilidi dönüp kapı kapanınca usulca yatağına gider kıvrılır her seferinde.

  Viyana'dan ayrılırlar. Ama küçük kız üç yılın sonunda hala unutmamıştır adamı.
Varsıl olan üvey babasını'da ikna ederek bir süre sonra Viyana'ya yeniden döner akrabalarının yanına.Bir işe girer küçük bir para ile çalışmaya başlar.Her mesai bitiminde eski oturdukları apartmanın önüne giderek onu görme umudu ile oralarda turlar.
Bir akşam yazar ile karşılaşırlar ikisi'de gülümser birbirine.Kız heyecanlanıp utanır oradan uzaklaşır.Ama oraya gitmekten kendini alamaz öteki akşamlar'da.
Apartmana yaklaştığı bir an arkasından gelen adama yüzünü döner'ki; sevecen karizmatik bu adam ona; yemek yemeğe ne dersin' diye sorunca ayakları titrer kızın, birlikte lokantaya giderler.
Kız hiç konuşmaz sadece onu hayranlıkla seyreder rüyada olduğunu düşünür.Lokantadan çıktıklarında adamın davetini uçarak sevinçle kabul eder.Bir zamanlar onların'da oturduğu bu binanın kapısından içeri girerler. O gece her ikisinin'de bulutların üstünde dolaştıkları unutulmaz bir gece yaşarlar.
Genç kız serpilmiş çok güzel bir kadındır artık.Bay R..,de ondan hoşlanır ikisi yeniden bir araya gelmek için sözleşirler.
İkinci buluşma'da ilki kadar sevgi dolu ve yüzler güler. Ancak yazar, bir seyahate gidecek geldiğinde bu güzel kadını arayacaktır. Vedalaşırken kadına vazodaki beyaz bir gülü uzatıp onu yanaklarından öper.
  Bay R.., onu aramaz döndüğünde.Ve karşılaşmazlar ikili. Genç kadın hamiledir karnı büyümektedir.
Doğumu kimsesizlerin evsizlerin kaldığı bir kurumun doğumhanesinde bir başına buruk şekilde ve acılar içerisinde gerçekleşir.
Dünyaya gelen bebekten kimsenin haberi yoktur.Bebeği onu dünyaya bağlayan en büyük umudu ve sevgisidir artık. Tek amacı onu en iyi şekilde yetiştirmek mutlu etmek ve okutmaktır.
Giderek güzelliği'de dillere destandır artık. Onunla beraber olmak isteyen erkeklerin sayısı onu şimartmaz.Evlenmek isteyen varsıl ve karizmatik bir 'Kont'un karısı olmayı red edip metresi olur bu aşık adamın.Zengin bir yaşamın içinde soyluların gözdesi olur çıkar.
Bay R.., yi unutmamasına karşın, defalarca onunla karşılaştıkları davetlerde operalarda onun tarafından tanınamamış olmasına çok içerler.
Oysa yazar onu her gördüğünde gözlerini kadından ayıramaz.Bir davet sonrası, aradan epey bir vakit geçmiş olmasına karşın bay R.., nin birlikte olma isteğini geri çevirmez.
Geceyi birlikte geçirseler de her ikisi önceki tanışıklığından hala  tek laf etmezler. Oysa ikisi'de birbirlerinin kollarında kendinden geçmiş olsalar'da.Öte yanda bu durum kadını kahreder ama suskunluğunu bozmaz. Hatırlanmak hatırlanmak hatırlanmak istemiştir hep! Tek dileği budur beklentisi de.
  Yazar bu bilinmeyen mektubun bilinmeyen sahibinin dokunaklı sözlerini okurken gözleri yaşlıdır. Az sonra: nerede, hangi hastahanede  olduğunu bilmediği dünya güzeli oğlunun genç bedeni ise soğuk toprağa bırakılacaktır.
  Stefan Zweig; Dünya Edebiyat Tarihinin en büyük biyografi yazarı kabul edilir.
Sözünü ettiğim; 'Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu' adlı uzun öykü: Bir yazarın, erkek bir yazarın ağzından bir kadının duygularını sevincini  hüznünü ve hatırlanmamış bir aşığın tutkulu bir kadının duyumsadıklarını aktarırken, hayal gücü: belki'de müthiş gözlemleriyle okura yaşatması Zweig'in büyüklüğü için yeter'de artar bile...
Benim; kuru bir özet ile sizlere aktarmaya çalıştığım bu hikaye mümkündür'ki tarihten bu yana  yaşanmış hikayelerin toprakta kaybolup gitmiş kardeşleridir.
  'Zweig'in  bu metin aracılığı ile insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa çıkmış olması ve bu yolculuğun sonunda; mutlak aşk' kavramını şimdiye dek bilinmeyen  kıyılarına  varmayı amaçlamış olması gibi bir ihtimal'de var'!!!
Okuyun çok seveceksiniz hüzünleneceksiniz. Tek taraflı aşk'ın kurbanı bir kadını nasıl değerlendireceksiniz?

  Sevgilerimle.

Not: Okumayı sevmiyoruz! Korkmayın!
Bu uzun hikaye sadece 62 sayfa.



Bu yazı 2275 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI