Bugun...
CAMİLLE CLAUDEL


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 


  Kitap bittiğinde harbiden ağlıyorum hüngür hüngür.Sayfaları karıştırıyorum yediden gözlerim onun bir fotoğrafında demir atıyor.
Nasıl güzel bir genç kız.O resimde yirmili yaşlarda.Geniş alnına düşmüş dalgalı saçları güzel gözlerine gölge etmiş.Kocaman derin bakışlar;ela'nın menekşeye, ışıkta lacivert'e gün batımında vahşi okyanusun derin maviliğine dönüşen gözleri.Uzunca yüzüne ilahi anlam katan burnu.Suskun yüreğini dillendirmeyen suskun ama kadifemsi dudaklar.Fotoğrafa odaklandığınızda gül kokusunu aldığınız temiz bir duruş.
  Camille 1864 Fransa Fere'de dünyaya geliyor.Erkek çocuk bekleyen annesi o doğduğunda kucağına bile almak istemiyor.Oysa babası onu çok seviyor ölene dek kızının mutluluğu için elinden geleni yapıyor.
Camille'nin bir ayağı kısadır ama çocukluğu haşarı ve ele avuca sığmaz günlerin hareketliliğinde geçer.Kendine güveni olan bir yapısı vardır erkek kardeşi Paul ile dağlara tepelere çıkarak uzaklarda kaybolarak sıradışılığını daha o yaşlarda hissettirir.En hoşlandığı oyun Fere'nin çamurlu arazilerindeki balçıkları uzun eteklerine doldurup binbir güçlükle bu çamurları evin ahırına taşımaktır.O balçığı kurutup heykelcikler yapmak çocuk dünyasının en muazzam oyunudur.
Despot annesi madam Louise bu duruma şiddetle karşı çıksa da mösyö Claudel kızının yanında yer alır onu destekler.Zira baba sanata aşıktır.Camille'de çok güzel çizimler yapmaktadır sürekli.Küçük kız topuklarını sert toprağa her vurduğunda heykeltraş olacağını ve Paris'de eğitim almak istediğini söyler.
Babası onun elinden tutup o gizemli şehire götürdüğünde Camille 17 yaşlarındadır.Baba şehirden uzak bir yerde kendine mütevazi bir ev tutar kızına da eğitim alacağı atölyenin nispeten yakınlarında oda kiralar.Bir süre ona eşlik eder genç kız şehre uyum sağlasın diye.Zaten:15 yaşına gelmiş olan Paul de öğrenimine burada başlar.Ancak genç kız düşlediği sanat akademisine giremez.Okul kadınları kabul etmez.Yine de mutludur Camille.Ne evinde bir eşya olmaması ne de kısıtlı harçlığı onu ideallerinden döndürmez.Hatta atölyedeki erkek ağırlıklı ekibin ona,'burada ne işin var git evlen çocuk doğur'  kimi zaman da aşşağılayarak 'sen kim taş yontmak kim'diyerek naif kıza hakaret etmelerini duymazdan gelse de içten içe üzülür.
Aguste Rodin adını duyduğunda içinde bir kıvılcım çaksa da yaptıklarının beğenilmemesi onu telaşlandırır kaygılandırır.Lois Prosper ve Alfred Boucher 'Rodin bile senin yeteneğinin karşısında şaşıracak'dediklerinde bayılacak gibi olur.Aslında iki gündür açtır genç kız midesine tek lokma girmemiştir.Onun bu halini gören sanatçılar dakikalarca alay etmeyi sürdürürler ona.
O gün Rodin gelecektir oraya. Camille üstünü başını toparlamak için banyoya koşar.Saçına başına şekil verir yırtık çoraplarını arkaya çevirir eski elbisesi için yapacağı bir şey yoktur yüzüne pembe allığı sürünce yanaklarına güneş dokunmuş gibi soluk cildi parlar.Odaya döndüğünde Rodin gelmiştir parmakları Camillenin yapmakta olduğu yontuda dolaşmaktadır.Göz göze geldiklerinde 'matmazel Camille bu çalışma sizin mi yoksa benim eserim mi'der.Genç kız yere yığılmamak için zor tutar kendini.Rodin hala ona bakmaktadır.Gözleri kızın gözlerinde asılı kalmıştır kimseden tık çıkmaz.
Kısa boylu kendisinden 22 yaş buyuk çirkin adamın olağanüstü ellerine takılır gözleri güzel kızın.Rodin onun ellerini tutar avuçlarına alır 'bu muhteşem parmaklarınızdan farklı bir şey çıksaydı şaşırırdım'der.Gece geç saatlere kadar çalışır ikili diğerleri gider.Atölyenin kapısından çıkar ikisi adam kızı evine bırakır.Kapıcı kadın kapıya süt bırakmıştır.Camille sütün içine bayat ekmekleri doğrar yedikten sonra eski yatağına kıvrılır yatar.Soğuk ayaklarını ısıtıcak el yoktur onda.Evde yakacak sobası da yoktur.İçindeki alevle ısınır uykuya dalar.
Sabah erkenden o karşılar günün ışıklarını.Çarçabuk üstüne ince elbisesini geçirir.Çünkü başka giyeceği yoktur saçlarını başının tepesinde toplar allığını yüzüne sürer eski şalını siyah paltosunun omuzlarına atıp sekerek neşeli bir vaziyetde atölyenin yolunu tutar.
Rodin ondan önce gelmiş sobayı yakmış kahve suyunu hazırlamış Camille'i beklemektedir.İkili yoğun bir çalışma sonrasında akşam bir şeyler atıştırmak için bir kafeye giderler.
Rodin ile bu yoğun çalışma temposu haftalar aylar sürer.Camille'nin yaptıkları büyüler Rodin'i.Genç kıza hayrandır adam.Sadece eserlerine değil onun tanrıça kadar güzel yüzüne asaletine hanımefendiliğine muazzam derin gözlerine de aşıktır.
Bir gece herkez gidince onlar terketmez orayı kapıları kilitleyip gecenin sessizliğinde birbirlerinin olurlar.
Rodin 'İslette Şatosu'nu tutar birlikte yaşamak için.Aslında Rodin de parasızdır ama elinde alınmış siparişleri vardır.Camille engin gök yüzünde uçan kuşlar gibi mutlu ve özgür hisseder kendini onunla birlikte..Hamile olduğunda Rodin in evli olduğunu öğrenir.Çünkü Rodin onunla birlikte kalmamaya başlar ve karısının yanına gitmeye mecbur olduğunu ama kızı asla bırakmayacağını söyler.
Evde yalnız iken bebeğini kaybeder Camille ölümden döner.Hayatının ilk büyük travmasını yaşamıştır bu kayıp onu hasta eder giderek.Bu arada Parisliler bu birliktelik için çoktan dedikoduya başlamış genç kadın için ağıza alınmayacak küfürler aşağılamalar hakaretlerle  toplum dışı bırakılmasının kampanyasını başlatmışlardı.Dahası kadınlar bile ona 'fahişe orospu'demekten zevk alır hale gelmişlerdi.
İlk segisini açmaya hazırlanan Camille için yontularının başına dönmekten başka çaresi yoktu.Şatodan ayrılıp küçük evine döner.Bu arada Paris halkı anlaşılmaz ikilemini yaşar: bir yandan sanat dergileri o camia Camille'i göklere çıkarırken öteki kesim nerede ise kadını giyotine yollamak ister.
Sergi günü bütün gücünü toplayan Camille o ince elbisesini sırtına geçirip açılışa gitmek üzere yola koyulur.Rengi iyice soluklaşmış bakımsızlık onu zayıflatmistır.Orada içeceği bir bardak şarap ağzına atıştıracağı bir kaç çerez iyi gelebilirdi hem ruhuna hem midesine.Oraya vardığında arabalarından inen şık hanımları garantualet erkekleri görünce bir an durur yolun karşısında.Yıllardır giydiği tüyleri yenmiş  siyah paltosundan utanır hıçkırıklarla gerisin geri evine döner.Bu olay sergide bekleyenleri kızdırır.Sonra başka segiler yokluk yoklukların arasına sıkıştırılan büyük ödüller Devlet nişanları döngüsünde gidip gelir.Ama artık iyice içine çekilmiştir ve çok yalnızdır.
Rodinle görüşüyor onun yapıtlarına yardım ediyordu kimi zaman.Kanadı kırık yüreği paramparçaydı.Yaşadığı acılar ve yokluklara rağmen sevdiği adama yakınmıyor onu asla incitmek istemiyordu.Kendi aldığı ufak tefek siparişleri bile kenara bırakmış yazar Emile Zola'nın Rodin'e para kazandırmak için aracı olduğu Balzak büstünü bile bu yaralı kadın seve seve tamamlamıştı.Ne varki sonraları sevdiği adamla ilgili paranoyaları gün yüzüne çıkmıştı.Bunu duyan annesi toparlanıp Paris'e geldi ve onu hastahaneye yatırıp çıktı gitti.
  Kırk yaşına girdiğinde kapatıldığı hastanede nerdeyse yaşadığı kadar ömür geçirdiği ve orada  öldüğü 'Montdevergues'deki akıl hastanesindeki bir ömür  büyük bir sükünetle zamanı tüketirken; 'dahi'kadının içinde ukte kalan:bu güne dek giyebileceği bir kırmızı elbisesinin bile olmadığı ve Vileneue deki büyüdüğü evi son bir kez görememiş olmasıydı.
Camille'i  otuz yılda sadece bir kez annesi  ziyaret etmişti.Soğuk hastanede titreyerek ölen Camille ise sadece bir kez  sıcak patates yemeyi özlediğini ve üşümeyeceği bir odaya alınmak istediğini kardeşi Paul'e söylemişti.
Burada kimi zaman çocukluğunu özlüyor kimi zaman:atölye yıllarında, evinin eski perdesini dikip üçüncü elbiseye sahip olduğu gençlik yıllarına gülüyordu.
Rodin seyrek de olsa hala sevdiği kadının ziyaretlerine geliyordu.Görkemli şatosunda felç geçirince 'karım nerede' diye bağırdı.Rosa Rodin'e dönüp 'karın benim buradayım'diye cevap verdiğinde heykaltraşın gözlerinden yaşlar iniyordu ve son kez 'o ne yapıyor karım ne yapıyor parası var'mı onu özledim'sözleri Camilla için son söyledikleri oldu.
Bir hastahane ziyareti sonrasında Paris halkına seslenen Mireau(sanat eleştirmeni) eğer Camille'i seviyorsak artık onu rahat özgür bırakınız.O dünyaya gelmiş en büyük yontu sanatçısıdır.O bir ilahedir.O bir dahidir' diyerek içindeki acıyı onu aşşağılayan küçük gören yüzlere haykırmıştır.
Evet:Sanat dünyasının büyük ustası Camille'nin yaşadığı çilelerin onun önünde uzayıp giden ışıklı yolun hep karartılması;geçmişte de şimdi de kadına ikinci sınıf muamelesi yapan, büyük erkek topluluğunun kabul edilemez iğren bakış açısının sonucudur.
Ne var ki kötülüğe vandallığa zar atanlar bu gün çoktan unutulmuştur.Ama Camille sonsuza kadar sanatıyla insanlığıyla anılacak ve hiç unutulmayacaktır.(CAMİLLE CLAUDEL-Everest yayınları)
Sevgilerimle. 
 



Bu yazı 3507 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI