Bugun...
HAYATIN ANLAMI


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 

 

  Yaşam: Kısaca doğum ile ölüm arasında geçen süreçtir. Buna: 'ömür' de diyebiliriz 'hayat' da.
Hayatın anlamı: kimilerine göre 'erk'  kimilerine göre 'başarı' kimilerine göre 'zenginlik' kimilerine göre 'yan gelip yatmak' kimilerine göre 'iktidar'dır.
Öte yanda düşünürler için hayatın anlamı ve amacı farklılıklar gösterir.
Schopenhauer; 'Hayat boş bir şeydir'.
Buda ' Hayat katlanmadır. Acılarla doludur ve mümkün olan en hafif şekilde geçirmek gerekir'.
Albert Camus; 'Hayatın anlamı en acil meseledir. Hayata katlanıp katlanılmayacağı sorusu büyük sorundur! İntihar etmek, etmemek kadar anlamlıdır' der.
 
  'Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı.(Tıpkı benim gibi) Köy kasaba şehirleri dolaşarak gördüğü insanlara sormuş bu soruyu. Tatmin olmayınca birisi ona 'şu karşıdaki dağı aş orada bir bilge var git ona sor' diye yol göstermiş.
Bilgeyi bulmuş dertli adam sorusunu' da sormuş. Bilge onun eline bir çay kaşığı verip üstüne zeytinyağı doldurmuş.
-Şimdi çık bahçeye dolaş bu kaşık elinde dursun sakın içindekini dökme gördüklerini bana anlat. Yağı dökersen soruna yanıt bulamayacaksın ona göre!
Adam, gözü kaşıkta turlamış bahçeyi işi bitince  bilgenin  yanına dönmüş.
-Bahçe nasıldı?
-Kaşığa bakmaktan bahçeyi göremedim'ki..
-Şimdi yine çık bahçeye kaşık elinde kalsın ama etrafına iyicene bak gel anlat bana.
Adam denileni yapmış. Döndüğünde  bilge'ye bahçenin muhteşemliğinden çeşit çeşit çiçeklerin güzelliğinden söz etmiş. Ancak;' kaşıktaki yağ döküldü ama' demiş. Bilge gülümseyerek 'otur şuraya' işaretini yapmış ve eklemiş.
-Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün  hayatın akıp gider bu arada ve sen farkına varmazsın... Ya' da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın... Hayatının anlamı senin bakışlarında gizli'.
 
  Doğrusu bu farklı yaklaşımlara bakınca insanın kafası karışmıyor değil! 
Hayatın anlamını en ideal biçimde ortaya koymaya çalışan filozofların  binlerce yıl öncesinden başlayarak bu güne dek buna kafa  yormaya çalıştıklarını görmekteyiz.
'Bilim' 'öğrenme' diyenlerin karşısına 'mey' ile çıkan 'Hayyam'ın: 'insan yaşadığı anın kıymetini bilmeli ve zamanını hoşça geçirmeye bakmalıdır' sözü, nereye kadar,  antitezini'de getirmiyor değil!
Ama 'Hayyam' deyip' de geçemeyiz doğrusu! 'Hayyam' Antik  Çağ filozofları gibi zamanının bütün ilimlerine  sahip bir düşünürdür'. Şair matematikçi astronom ve filozoftur aynı zamanda.
 
  Ünlü Rus yazar Leo Tolstoy; 'Ne kadar aklımıza uygun yaşıyorsak hayatın anlamını o kadar az anlarız'. Eleştiriye açık bir yorum diye düşünmekteyim bu anlayışı. Peki neye göre yaşayacağız o zaman hayatımızı? Kesin doğrulardan söz etmek mümkün'mü ki? Genel ve toplumsal kuralları göz ardı etmesek bile...
 
  Ben şimdilerde: orta yaşın sonbaharında henüz ömür sürerken ve kafama takılıp yaşarken, hayatın anlamını henüz anlayamamış biri'mi oluyorum sona doğru Tolstoy'a göre? 
Kim bilir belki'de bu saatten sonra en geçerli 'değer' mutlu  kalabilmeyi başarmaktır.
Bu: tek kişilik bir başarı olarak görülse'de, başkalarına'da bulaşmasına aracılık etmek bile hayatın anlamına renk katar o renkler  gökkuşağına dönüşür ne dersiniz? Zaten insan o gökkuşağına dönüşene kadar ne yağmurlarda ıslanıyor bilmez miyiz?
 
Sevgiler. 
 
  Yaşam: Kısaca doğum ile ölüm arasında geçen süreçtir. Buna: 'ömür' de diyebiliriz 'hayat' da.
Hayatın anlamı: kimilerine göre 'erk'  kimilerine göre 'başarı' kimilerine göre 'zenginlik' kimilerine göre 'yan gelip yatmak' kimilerine göre 'iktidar'dır.
Öte yanda düşünürler için hayatın anlamı ve amacı farklılıklar gösterir.
Schopenhauer; 'Hayat boş bir şeydir'.
Buda ' Hayat katlanmadır. Acılarla doludur ve mümkün olan en hafif şekilde geçirmek gerekir'.
Albert Camus; 'Hayatın anlamı en acil meseledir. Hayata katlanıp katlanılmayacağı sorusu büyük sorundur! İntihar etmek, etmemek kadar anlamlıdır' der.
 
  'Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı.(Tıpkı benim gibi) Köy kasaba şehirleri dolaşarak gördüğü insanlara sormuş bu soruyu. Tatmin olmayınca birisi ona 'şu karşıdaki dağı aş orada bir bilge var git ona sor' diye yol göstermiş.
Bilgeyi bulmuş dertli adam sorusunu' da sormuş. Bilge onun eline bir çay kaşığı verip üstüne zeytinyağı doldurmuş.
-Şimdi çık bahçeye dolaş bu kaşık elinde dursun sakın içindekini dökme gördüklerini bana anlat. Yağı dökersen soruna yanıt bulamayacaksın ona göre!
Adam, gözü kaşıkta turlamış bahçeyi işi bitince  bilgenin  yanına dönmüş.
-Bahçe nasıldı?
-Kaşığa bakmaktan bahçeyi göremedim'ki..
-Şimdi yine çık bahçeye kaşık elinde kalsın ama etrafına iyicene bak gel anlat bana.
Adam denileni yapmış. Döndüğünde  bilge'ye bahçenin muhteşemliğinden çeşit çeşit çiçeklerin güzelliğinden söz etmiş. Ancak;' kaşıktaki yağ döküldü ama' demiş. Bilge gülümseyerek 'otur şuraya' işaretini yapmış ve eklemiş.
-Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün  hayatın akıp gider bu arada ve sen farkına varmazsın... Ya' da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın... Hayatının anlamı senin bakışlarında gizli'.
 
  Doğrusu bu farklı yaklaşımlara bakınca insanın kafası karışmıyor değil! 
Hayatın anlamını en ideal biçimde ortaya koymaya çalışan filozofların  binlerce yıl öncesinden başlayarak bu güne dek buna kafa  yormaya çalıştıklarını görmekteyiz.
'Bilim' 'öğrenme' diyenlerin karşısına 'mey' ile çıkan 'Hayyam'ın: 'insan yaşadığı anın kıymetini bilmeli ve zamanını hoşça geçirmeye bakmalıdır' sözü, nereye kadar,  antitezini'de getirmiyor değil!
Ama 'Hayyam' deyip' de geçemeyiz doğrusu! 'Hayyam' Antik  Çağ filozofları gibi zamanının bütün ilimlerine  sahip bir düşünürdür'. Şair matematikçi astronom ve filozoftur aynı zamanda.
 
  Ünlü Rus yazar Leo Tolstoy; 'Ne kadar aklımıza uygun yaşıyorsak hayatın anlamını o kadar az anlarız'. Eleştiriye açık bir yorum diye düşünmekteyim bu anlayışı. Peki neye göre yaşayacağız o zaman hayatımızı? Kesin doğrulardan söz etmek mümkün'mü ki? Genel ve toplumsal kuralları göz ardı etmesek bile...
 
  Ben şimdilerde: orta yaşın sonbaharında henüz ömür sürerken ve kafama takılıp yaşarken, hayatın anlamını henüz anlayamamış biri'mi oluyorum sona doğru Tolstoy'a göre? 
Kim bilir belki'de bu saatten sonra en geçerli 'değer' mutlu  kalabilmeyi başarmaktır.
Bu: tek kişilik bir başarı olarak görülse'de, başkalarına'da bulaşmasına aracılık etmek bile hayatın anlamına renk katar o renkler  gökkuşağına dönüşür ne dersiniz? Zaten insan o gökkuşağına dönüşene kadar ne yağmurlarda ıslanıyor bilmez miyiz?
 
Sevgiler. 
 


Bu yazı 6229 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI