Bugun...
'HER TARAFA MİLENA YAZDIM


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 

 Elime ne vakit Kafka'nın bir kitabını alsam onun yazdıklarını bir solukta okuyamayacağımı biliyorum.Cünkü onu hem kasvetli buluyorum  itiraf etmeliyim'ki hem'de çekici.
Kasvetli olması sanırım iyi bir çocukluk gecirmemiş olmasından.Babasına hep nefret duymuş.İçine kapanık korkularını üstünden atamamış bir yapısı var.
Dava- Şato-Değişim romanları: o kasvetli dünyasının belki'de karanlık odalarında yazılmış izlenimini veriyor.
Alman edebiyatının en önemli bir yazarını burada kendi düşüncelerimle sınırlamak haddini gösterme gibi bir niyetim olamaz.Buna birikimim'de yetmez.

  Kafka 1883 yılında Prag'da doğmuş.Kısacık yaşamına bir kaç aşk sığdırmışda'da Milena'nın, onun  hayatındaki   yeri bir başka.
'Milena Jesenska Prag'lı yazar ve çevirmen.Evli bir kadın.
İkili bir sonbahar mevsiminde tanışıyor ve sonrasında Milena Kafka'nın eserlerini 'Çek'diline çeviriyor'.
Mektuplaşmalarla başlıyor ikilinin aşkı.Bu aşk;mektup satırlarında giderek büyüse'de genç adamla genç kadın hayatları boyunca sadece bir kaç kez bir araya gelebiliyorlar.

  Kafka'nın; ikinci hamleyi yaparak elime aldığım kitabı sekiz on sayfa sonra elimden kayıyor.
Onun 'Milena'ya Mektuplar'ı bana daha iyi gelecek biliyorum.
'Seni kaybetmekten o kadar çok korkuyorum'ki Milena'.
'Bazen düşünüyorum'da eğer gerçekten insanlar mutluluktan ölebilselerdi benim çoktan ölmüş olmam  gerekecekti'
Bu satırları okurken Kafka'ya dokunuyorum 'korkma küçük çocuk'diyorum.

  Milena Kafka'nın mektuplarına kayıtsız kalmaz elbette.Ama Milena'nın ona yazdığı mektuplar sonradan  bulunamaz.Belki'de bu güzel adam sevdiği kadının evli olmasını düşünerek belgeleri yok etmiş olabilir.
Kafka'nın sağlıksız, çileli geçen hayatının: belki üç beş gün diyebileceğimiz kısacık yaşamındaki solukları; sevgi dolu kalbinin bir kuş gibi çarparak, acılarından, içinde taşan sevgiye aşk'a sığınması, en azından benim için Kafka'yı vazgeçilmez kılıyor.

  Bir mektubunda'Ya hep ya hiç sözü ne kadar büyük bir söz.Sen'de ya benimsin ya değilsin. Benimsen eğer hiç mesele yok. Her şey yolunda demektir.Ama benim değilsen hiç bir şey yok demektir'.
  Aman nasıl bayılıyorum bu yaklaşımına Kafka'nın.Orada 'hiç bir şey yok' derken derin bir bencilliğin içinde değil Kafka.Sadece kendi yokluğunu ifade ederken, sevgisinin ne denli büyük olduğuna vurgu yapıyor.(Aynı düşüncede olduğumdandır, yakın geliyor bu anlayış bana.)
  Milena'nın mektuplarından pek haberdar olamasak'da kadının;'Kafka'nın yaşama yetisinden yoksun olduğunu' söylerken aşık adamın; çekingen korkak iyi kalpli, yumuşak ama yazdığı kitapların zalim ve acımasız olduğu' tespitini yaparken burada derin bir soluk alıyorum!
Belki'de Kafka'nın yazdıklarına uzak durmamın yanı sıra;  ama asla ondan vazgeçememin yanıtını da Milena vermiş oluyor bana.
Evet ben  Kafka'yı seviyorum.Onun naif yüreğini seviyorum.Erkekler hakkındaki kanılarımı yumuşattığı için seviyorum.Kasvetli bir hayatın ortasından, dünyaya küçük bir pencere açarak aşk'ı yüceltmesini sevgiyi baş köşeye oturtmasını ve duygularını samimice ortaya dökmesini seviyorum.
Onun;'Erkekler sevdiğinde çok acı çekerler' yorumunu çok insanca buluyorum elbette önemsiyorum.

 'Her tarafa Milena yazdım, yazmayı bildiğim tek kelime bu ve ben büyük coşku ile bunu herkese göstermek istiyorum'

  Kafka sadece bu yanı ile bile gözden çıkarılacak bir yazar olabilir'mi? Kafka bir ekol buyük bir edebiyatçı.Onun bu yanını yazmak benim boyumu aşsa'da zayıf kalacak yorumum hayranlığımı dile getirmeme engel değil sanırım.

  Kafka 1924 yılında ve kırk küsur yaşlarında Viyana'da bir sanatoryumda ölüyor.
Milena ise ondan 20 yıl sonra Nazi kampında bu dünyadan göçüp gidiyor.

Sevgilerimle.
  



Bu yazı 3765 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI