Bugun...
KEŞKE HEPİMİZ HELEN KELLER OLABİLSEK.


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 

1880'de Alabama'nın küçük bir kasabasında sağlıklı bir bebek olarak dünyaya gelen Helen Keller on dokuz aylıkken ateşli bir hastalık geçirir.Bu hastalık sonucunda işitme ve konuşma yetilerini kaybeder.
Sonrasında bütün engellere karşın başardıkları; onu ülkesinin dışında pek çok ülkelerde de efsaneleştirir.Çünkü inanılmaz azimle beş dil öğrenir,bisiklete biner,kano ve yelkenli kullanır,yüzer,satranç oynar.Körler alfabesiyle yazdıkları kitaplar, günceler klasikler arasına girer.Keller ayrıca normal daktilo da kullanarak dünyanın bir ucundan ona danışanlara umut olur. 
  'Başka insanlardan farklı olduğumu ne zaman anladım hatırlamıyorum.Fakat öğretmenimle çalışmaya birlikte olmaya başladığımdan çok önceleri yapabileceklerimi biliyordum.Bu arada annem olsun, arkadaşlarım olsun, benimle işaret dili kullanmıyorlar yüzüme bakıp normal konuşuyorlardı.Ben de onların yakınlarına oturup dudaklarına dokunup üzülür bu duruma elbette canım çok sıkılırdı.
Kimi zaman;çevremdekilerin bu hali beni öyle sinirlendirirdi' ki yorgun düşene kadar ağlar,bağırır her yeri tekmelerdim.
Öğretmenim hayatıma girdiğinde bana öyle yakın öylesine sevgiyle yaklaştı'ki artık kendimi ondan ayrı düşünemez oldum. Hayatımın ayak sesleri,onun adımları olmuştu artık.Güzel olan her şeyden zevk alıyordum.Gördüğüm kokladığım bir çiçekten,giydiğim her hangi bir elbiseden,bana gülen her yüz'den mutluluk duymaya başladım.Bütün bu olumlu duygularımın hepsi ona aitti ve bana ondan bulaşmıştı.Onun sevgi dolu dokunuşlarıyla; canlanmamış olan, hiç bir yeteneğim, hiç bir ilhamım ya' da mutluluğum yoktu artık'.
  Helen Keller ünlü bir  aktivist aynı zamanda ünlü bir pedogogdur'da.Yaptığı araştırmalar yazdığı kitaplarla hayatını kendisi gibi engellilere harcamış sadece onların ışığı değil,engelsizlerin de karanlık gecelerde parlayan 'çoban yıldızı'olmuştur.

Kimi zaman bir başıma bir yere çekilip, kendimi her şeyden yalıtılmış ve soğuk bir sis ile etrafımın kuşatıldığını hissettiğimde; Helen Keller'i hatırlayıp ıslanmış bir köpek gibi silkinirim.
Helen Keller 'Kendini unutmak mutluluk getirir'der.
İşte o zaman, başkalarının gözlerindeki ışığı kendi güneşim, başkalarının kulaklarındaki müziği kendi senfonim,başkalarının dudaklarındaki gülümsemeyi kendi mutluluğum yaparım.
  Umutlarımızın tükendiği,anlayışlarımızın ve aykırı anlayışların bizleri deli eden dokunmalarını hissettiğimde: aslında arzulu ama sabırsız ruhlarımıza ilahi bir huzur dolduran insanlarla buluştuğumuzu anımsayıp, onlara çok iyi sarılmayı ve onları asla terk etmemenin şansını aklıma getiririm.(Ayçe Şahin mesela)
İnsanlık zor günlerden geçiyor;Türk insanı da!
Bunun için hayatımızı kuşatan hiçlikleri bertaraf etme zorunluluğumuz vardır.

Benim lise çağlarında okuduğum,ancak yıllar sonra değerini  kavradığım Helen'nin yazdıkları:sevgi ve özveri ile dopdolu olan  öğretmeni Anne Sullivan'ın mucizesidir.
Tıpkı Helen Keller gibi kendimizi; ışıltılı ihtimallere, amasız nedensiz açmak'Dağlardan akan soğuk pınarlar denizin tuzlu suyunu nasıl yumuşatıyorsa'bizlerin de katranlaşmaya yüz tutmuş duygularımızı,korkularımızı,vesveselerimizi olduğunca bertaraf etme mecburiyetimiz vardır.
Ki: ne bizler, ne bizden sonrakiler, ne de insanlık acı çekmesin.

Sevgilerimle.



Bu yazı 2917 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI