Bugun...
LOVE STORY


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 

Ressam, şair Bedri Rahmi Eyüboğlu asistanlık yaptığı Üniversitenin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari'ye aşık olur.Sanatçı bu genç kız ile çok büyük aşk yaşar.Ancak:bu büyük aşk Mari'nin amansız bir hastalığa yakalanması ile son bulur.Bedri Rahmi;deliler gibi sevdiği bu kadını kurtarmak için çok uğraşırsa'da onu kaybeder.
Herkezin bildiği' ama kimin için yazdığı bilinmeyen 'Karadutum'şiiri karısı için yazılmış zannedilse'de aslında Mari için yazılmıştır.

Karadutum, çatal karam çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak,
Petek isem balımsın a gülüm
Günahımsın,vebalimsin,
        devam eder ve şöyle biter dizeler,

Gülen ayvam,ağlayan narımsın
Kadınım,kısrağım,karımsın.

  Milattan önce 2500 yıllarında hüküm sürmüş Kral Su-Sin'in eş olarak seçtiği rahibenin yazdığı metin,tarihin bilinen en eski aşk şiiri ve mektubu olarak kabul edilir.
Oysa aşk:insanlık tarihi kadar eskidir.

'Sevmek,devam eden en eski huyumdur'demiş Cahit Sıtkı Tarancı.Ne güzel ne övünülesi bir huy değil mi bir insan için? Şairin bu deyişini pek önemserim ben!
  Cahit Sıtkı Tarancı arkadaşı; Vedat Günyol'un kız kardeşi Mihrimah hanım'a aşıktır.Ama bu aşkı içinde saklar ve kimseye söyleyemez.Yıllar sonra Vedat bey bunu duyduğunda'çok üzüldüm Cahit, bana niye söylemedin evlenmenizi çok isterdim'dediğinde: Tarancı çok üzülür ama Mihrimah hanım evlidir artık.
Şair onun için sayfalar dolusu şiirler yazmıştır.Bunlardan bir tanesi de 'Kara Sevda'dır.
  Bir kere sevdaya tutulmaya gör
  Ateşlerde yandığının resmidir
  Aşk dediğin, Mecnun misali kör;
  Ne bilsin alemde ne mevsimidir.
  
  Dünya bir yana,o hayel bir yana;
  Bir meşaledir pervaneyim ona.
  Altında bir ömür döne dolana,
  Ağladığım yer penceresi midir?
  
  Bir köşeye mahzun çekilen için,
  Yemekten içmekten kesilen için
  Ayrılık ölümün diğer ismidir.
Perişandır Cahit sıtkı Tarancı.Bir gün bir arkadaşına:'Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız.Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz'der ve Mihrimah'ın eksikliğini hep duyar içinde.
  Oysa insanoğlu:aşk'a dokunduğunda; şair olmasa'da duygularının dile gelmesiyle kör olur dilsiz olur sağır olur.Sonrasında:bu bireysel duyumsamanın aslında evrensel bir olgu olduğunu çabuk unutur.Kendisi boşluğa düştüğünde karşısındakine acımasızdır düşmandır anlayışsızdır çoğu kez.Bencilliğin getirdiği bu sevgisiz hal onu başkalarına karşı'da duyarsız yapar.Artık karşısındaki onun bir numaralı düşmanıdır.

Oysa her şeyi 'Ayten'gibi algılayan başka bir şair de Ümit Yaşar Oğuzcandır.
  
'Ben bir Ayten'dir tutturmuşum
 Oh be ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
 Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
 Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
 Şarkılar söylüyorum şiirler yazıyorum Ayten üstüne
 Saatim her zaman Ayten'e beş var
 Ya'da Ayten'i beş geçiyor
 Ne yana baksam gördüğüm o
 
 Bana sorarsanız mevsimlerden Ayten'deyiz
Günlerden Ayten'ertesidir'

 Ayten, Ümit Yaşar Oğuzcan'ın çalıştığı bankada'ki stajyer bir genç kızdır.Ayten'e aşık olduğunda şair evlidir ve bu aşkın imkansız olduğunu bilir.Ama hep şöyle der Ümit Yaşar 'başıma gelen en büyük mutluluk'.
Başınıza gelebilecek en büyük mutluluk olan aşk ister ayrılıkla sonlansın, isterse beklentiniz doğrultusunda devam ede gide dursun yaşadığınız o yüce duygunun ilahi bir şans olduğunu asla unutmayıp o yüce duygunuzu yüreğinizin bir köşesinde ölene dek saklayın her aklınıza geldiğinde ona dönüp gülümseyin.
Ne diyeyim her gününüz 'Sevgililer Günü'gibi geçsin.



Bu yazı 3416 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI