Bugun...
MELANKOLİ


Melike KARAKURT
karakurtmelike@hotmail.com
 
 
Eylül sonrasının gelişini melankolik bir ruh hali ile karşılamışımdır hep. Hafif bir suskunluk çöker üzerime doğa bütün renkleri ile  gülse'de yüzüme, hüzün sessizce  içime çöreklenir.
'Ölmek bir sanattır' diyen kadın yazar 'Sylvia  Plath' gibi uç noktalarda dolaşmam elbet! Zira ünlü yazar 'Virginia Woolf' gibi  intihar etmiştir o'da.
Bu ruh halim'e resim yaparken renkler'de burnunu sokar hemen. Benim için melankolik renk olan   sarının bütün tonları arsızca  sorgusuz sualsiz tuvalime yapışır kalır.
 
  Sabahattin Ali'nin 'Beni en güzel günümde sebepsiz bir keder alır' dizeleri nedense içime bir hançer gibi saplanır ta gençlik yıllarımdan bu yana. Bu akşam'da böyle oldu.
Bilirsiniz Ali'nin 'Melankoli' adlı şiir'i  bu sözlerle başlar.
  O zamanlar 21 yaşındadır şair. Sevdiği kadın Nahid Fıratlı ise 19 yaşındadır.
Nahid hanım güzel bir kadındır. Edebiyat öğretmenidir. Edebiyat çevresinde pek çok hayranı vardır bazıları ise aşıktır ona. Orhan Veli ile'de efsanevi bir aşk yaşadığını çoğunuz okumuşsunuzdur.
Aşkına cevap alamayan Sabahattin  Ali,  başka bir mektubunda  şöyle yazar sevdiğine. ' İade kağıdındaki imzanı gördüm.  Yalnız imzanı.... çıldırıyordum.  İmzan beni deli edecek kadar sevindirdi.  Onu yazan elini   gördüm, hani bakmak istediğim zaman benden kaçırdığın elini...
Bu elin üzerinde ince bir kol gördüm, daha sonra omuzlarını, ince çeneni, dudaklarını, şeffaf burnunu, alnına dökülen kumral saçlarını gördüm' der.
 
  Beni en güzel günümde
  Sebepsiz bir keder alır
  Bütün ömrümün beynimde
  Acı bir tortusu kalır.
 
  Anlayamam kederimi
  Bir ateş yakar  tenimi
  İçim dar bulur yerini
  Gönlüm dağlarda kalır.
 
Eğer ruhsal bir hastalık boyutuna varmamış ise 'melankoli;' sanırım bu 'anlaşılmaz kederi' hepiniz bir biçimde yaşamışsınızdır.
 
  Duygulu, sezgisi güçlü bir şair,  aynı zamanda büyük bir romancı ve öykü yazarı olan Sabahattin Ali mutsuz bir çocukluk geçirmiş sonrasında evlenmiştir.
Tek partili dönemde muhalif yazılar yazınca, tıpkı bu gün olduğu gibi, işsiz kalmış  ve maddi sıkıntılar çekmiştir.  Artık yazdıkları yayımlanmadığından Bulgaristan'a kaçmaya karar verir.
Yolda,  kaçmasına yardım edecek kişi  tarafında öldürülür!
  'Eserleriyle  okuyucusunun kalbine dokunan  Sabahattin Ali  ve  Sait Faik , Türk öykücülüğünün iki temel direğidir' der edebiyat yorumcular.
Yine  okuyucuların; 'Sait  Faik'in 'Semaver'inde  demlenen, Sabahattin Ali'nin 'Değirmen'inden geçtikten sonra piştiğini' söyler bu yorumcular. 
 
  'İstek' şiirinde ise kaderini bilmiş gibidir Sabahattin Ali.
 
  Görünmez kollar boynumda,
  Yarin hayali koynumda,
  Sıcak bir kurşun beynimde,
  Bir ağaç dibine yatsam.
 
Evet biz ne diyorduk? '  Eylül sonrasının gelişini melankolik bir ruh hali ile karşılamışımdır hep'. O zaman 'Melankoli' şiirin'den   benim ruhuma uyan dörtlük  ile bitirmek isterim yazımı. 
 
 'Ne bir dost ne bir sevgili
  Dünyadan uzak bir deli
  Beni sarar melankoli
  Beni sarar melankoli'.
 
  Sevgilerimle.


Bu yazı 5609 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI