12 milyon yoksul: Hepimizin son beş yılı

Sadece yoksulluğun değil, her alanda ortaya çıkan enkazın kesin çözümü var: Erdoğan'ı seçimde göndermek

Tek adam rejimine geçildikten sonra, 2018'den bu yana, bu otoriter rejimde...

Makarnanın fiyatı yüzde 591 (beş yüz doksan bir), taze süt yüzde 585 (beş yüz seksen beş), dana eti yüzde 480 (dört yüz seksen), peynir yüzde 465 (dört yüz altmış beş), taze sebze yüzde 402 (dört yüz iki), kahve yüzde 400 (dört yüz), şeker yüzde 366 (üç yüz altmış altı), kümes hayvanları fiyatı yüzde 311 (üç yüz on bir) artıyor.

Oranları parantez içinde yazıyla ayrıca belirtmek gerekiyor, çünkü aklın almayacağı fiyat artışları.

Bu kimin hesabı?.. Kim hesaplamış bunları?..

TÜİK!.. Türkiye İstatistik Kurumu!.. Hani, iktidara sıkı sıkıya bağlı olan o ünlü kamu kurumu.

Çizgi: Tan Oral

Dünyada düşüyor

Gıda ürünlerindeki beş yıllık fiyat artışları sadece bizim değil, dünya ekonomi tarihine geçecek ölçüde  çok az görülen türde.

2018'den bu yana süren tek adam rejiminin, bu otoriter rejiminin en net bilançolarından biri.

Olayın ilginç yönlerinden biri şu.

Dünyada gıda fiyat artışı hızla düşüyor. O düşüşü Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) hesaplamış:

"Son bir yılda dünyada gıda fiyatları sadece yüzde 4 artarken...

Türkiye'de yüzde 92 artıyor."

"Fiyat artışları Allah'tan"

Fiyatlar böylesine çılgın biçimde artarken, hatırlarsınız, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın en yüksek danışma ve karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu fetvayı patlatıyor evvel Allah!..

"Fiyatları tayin eden Allah'tır!.."

Bu durumda bütün ekonomi fakültelerini kapatmak, bütün ekonomi kitaplarını ortadan kaldırmak ve artık "ekonomist" yetiştirmekten vazgeçmek gerekir.

Ancak, Erdoğan "ben ekonomistim" diyor ve nasılsa Diyanetle ters düşüyor!..

Hatta, o kadar ki, şunu da söylüyor:

"Tarım Kredi Kooperatiflerine fiyatlarını indirmeleri için talimat verdim".

Neyse, durum Diyanetin saçmalığı ile uğraşacak durum değil.  

12 milyon yoksul

Gerçeğe dönersek...

Gıda fiyatlarındaki artıştan başlayarak, her türlü mal ve hizmetlerde, kiralardaki artışlar...

Tayyip Erdoğan'ın tek adam yönetimiyle birlikte yaşadığımız en ağır ekonomik krizi gösteriyor.

Tek başına bu kriz bile, Erdoğan'ın yönetimine bu pazar günü sandıkta son vermeye yeterli bir gerekçe.

Bu ölçüde enflasyonun toplumda yarattığı tahribat çok büyük.

Nedir o tahribat?..

Yoksulluk!..

Ona ilişkin veriler de var, yine TÜİK rakamlarıyla. Erdoğan ve AKP'nin itiraz edemeyeceği veriler bir araştırmaya dayanıyor.

Yoksulluk ve Yaşam Koşulları Araştırması.

Yeni çıkan ancak, 2022 yılındaki manzarayı anlatan bir araştırma.

TÜİK'in son açıkladığı duruma göre:

Türkiye'de 12 milyon 240 bin yoksul kişi var.

Bu neye göre, nasıl hesaplanıyor?.. TÜİK belli ölçüler belirliyor:

"Eskimiş giysiler yerine yenilerini alabilme... Düzgün iki çift ayakkabıya sahip olabilme... Ayda en az bir kez tanıdıklarla toplanabilme... Ücretli boş zaman faaliyetlerine katılabilme... Kendini iyi hissetmek için bir miktar para harcayabilme... Evin ısınma giderlerini karşılayabilme... Borçlarını ödeyebilme... İki günde bir et, balık, tavuk yiyebilme..."

Bunlara ulaşamayan insanlar yoksul kabul ediliyor.

Üç Y yani, yolsuzlukla, yasaklarla ve yoksullukla mücadele edeceğini ilan eden Erdoğan döneminde yolsuzluk iddiaları ortalığa saçılıyor, yasaklar diz boyu ve yoksulluk işte resmi verilerle ortada.

Keşif üstüne keşif

Bu koşullarda Erdoğan'ın iktidarda kalmasını düşünmek bile korkunç!..

Her alanda çok ağır bir enkaz var, ekonomiden dış politikaya, adaletten eğitime kadar her alanda.

Yolsuzluk iddiaları ayrı bir fasıl.

Orta direk çökmüş, gelir dağılımı iyice bozulmuş durumda.

Ama, Erdoğan hâlâ bir kez daha seçilmek için o mitingden bu mitinge dolaşıyor.

Bu ağır koşullarda iktidarını sürdüremeyeceğini artık kendisi de gördüğü için...

Ya petrol buluyor ya doğalgaz buluyor ya da devletin kesesinden bol bol para dağıtıyor!..

Kamu işçilerine zam

Elektrik faturalarında indirim, bir aylık bedava doğalgaz, EYT'liler, emekliler, asgari ücret, memur ücretlerindeki artışlar derken...

Devlet kesesinden dağıtılanlara dün yenisi ekleniyor.

Kamu kesiminde çalışan işçilerin ücretlerine yüzde 45 zam yapılıyor.

Çok iyi de, yüzde 45 bile daha gıda fiyatlarındaki artışı bile karşılamıyor.

Yani, yoksulluk devam ediyor ve böyle palyatif ücret zamlarıyla sona ereceği görünmüyor.

Tek çıkış

Sadece yoksulluğun değil, her alanda ortaya çıkan enkazın kesin çözümü var:

Erdoğan'ı seçimde göndermek.

Başka çıkış yok.

Son beş yılda gıda ürünleri fiyatlarındaki artış...

Erdoğan'ın tek adam yönetimi sayesinde hepimizin beş yılını hepimize anlatıyor.
 

Yalçın Doğan

a.yalcindogan@gmail.com