ABD'nin tehlikeli yüzü
Muharrem Bayraktar yazdı 11 Eylül 2001'de ABD'deki birçok hedefe yapılan terörist saldırılarda yüzlerce kişi ölmüştü. Aradan yıllar geçti. Amerikan yönetimi saldırıları yapan kişiler üzerine yaptığı araştırmalarda, bu saldırılara katılan 19 El Kaide üyesinin 15'inin Suudi vatandaşı olduğunu tespit etti.
Bunun üzerine ABD yönetimi, Suudi Arabistan hakkında ilginç bir süreç başlattı. ABD Kongresi, 11 Eylül saldırıları nedeniyle mağdur olan ailelere, saldırıların sorumlusu olarak Suudi Arabistan’a dava açma hakkı tanıyan bir yasa tasarısı hazırladı. Terörizmin Sponsorlarına Karşı Adalet Yasası adındaki bu yasa, geçtiğimiz Eylül ayında, ABD senatosunun ardından Temsilciler Meclisi’nden de geçerek onaylandı.
Buna göre binlerce Amerikan vatandaşı 11 Eylül saldırılarında kaybettikleri yakınları için Suudi yönetimine dava açarak milyar dolarları bulan tazminatlar isteyebilir. Bu da hâlihazırda çökme noktasına gelen Suudi ekonomisini daha felaket bir hale sokabilir.
Ortada komik bir durum var aslında. El Kaide militanlarının Pakistan’da CIA ajanları tarafından eğitildiklerine finanse edildiklerine dair eski CIA ajanı Ruzi Nazar’ın itiraflarına bu köşede defalarca yer verdik. Amerikan istihbaratı, Suudi dostlarını da kullanarak dünyanın her yerinde illegal İslamcı terör gruplarının içine sızdı, onları kullandı, yönlendirdi. Ama bu destek kontrol dışına çıkıp kendi “kulelerini vurma” noktasına gelince anında “En büyük partnerlerinden biri olan Suudi Arabistan’ı sattı” ve 11 Eylül saldırılarının onların üzerine yıktı.
Bir ülke vatandaşlarının başka bir ülkede terörist saldırı gerçekleştirmesi elbette ki uluslararası hukuk açısından bu teröristlerin vatandaşı olduğu ülkeyi bağlamaz. O ülkeye yönelik suçlama yapma hakkı doğurmaz.
Ama ABD Kongresi’nin onayladığı son yasa ile görülüyor ki ABD yönetimi yeni bir dönem başlatıyor ve “bugün Ortadoğu’da kendi kontrolleri dışına çıkan terör gruplarının dünyaya verdiği zarara yönelik, bu teröristlere kucak açan ülkeleri” suçlamak için hamle yapıyor.
Bugün hem Musul’da hem Rakka’da IŞİD’e karşı yürütülen kurtarma harekâtları sonrası, IŞİD’e destek veren ülkelerle ilgili yeni bir sayfa açılacağını tahmin etmek zor değil.
Oysa bu köşede birkaç günden beri ABD’nin ve batının teröre verdiği desteğin sebebini ve perde arkasını yazıyoruz.
Nikaragua’dan El Salvador’a, Irak’tan Küba’ya kadar bir çok terör örgütünün ABD himayesinde ve desteğinde olduğu, bir çok darbe girişimlerinin bu terörist gruplarla ABD’nin birlikte gerçekleştirdiği eylemler sonucu gerçekleştiği de biliniyor.
Hatırlatalım, Amerika’nın, saldırgan tavrına en büyük tokat, Dünya Mahkemesi’nden gelmişti. ABD’nin Nikaragua’da yaptığı eylemler sonucu, 1986 Haziranında Dünya Mahkemesi bir karar alarak ABD’yi açıkça teröre destek vermekle suçladı.
Haziran 1986’da Uluslararası Adalet Divanı, ABD’nin eylemlerinin gücün yasalara aykırı kullanılması ve mevcut anlaşmalara aykırı olduğu bir durum olduğu hükmüne vardı. Mahkeme, ABD’nin başka ülkelerin işlerine kuvvet kullanarak müdahale etme gibi bir hakka sahip olmadığına karar verdi.
Yani uluslararası hukuka ve Dünya Mahkemesi’ne göre ABD, hukuk dışı davranan ve teröre destek veren bir devletti.
Adalet Divanı’nın “teröre destek veren” ülke diye tescil ettiği ABD, önemli bir dostu olan “Suudileri” teröre destek vermekle suçlayarak “cendereye almaya” çalışıyor.
IŞİD’den temizlenmeye doğru giden Ortadoğu’da, küresel politikalar, bundan sonra “terörü kim daha çok destekledi” kartlarının açılacağı bir düzleme doğru gidiyor.