Abdurrahman Dilipak'tan 'Ayasofya' değerlendirmesi!
"Kimse, Fatih'in Doğu Roma Bizans'ın imparatoru olduğunu bilmiyor"Ayasofya'ya ilişkin tartışmaları değerlendiren Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, "Bu tartışma bize şunu gösterdi ki toplum, ne fethi ne Bizans ve Doğu Roma'yı ne de Osmanlı ile Cumhuriyet döneminde yaşananları biliyor. Birçok kişi Fatih'in Doğu Roma Bizans'ın imparatoru olduğunu da bilmiyor." dedi.
Ayasofya tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak, "Süreci gözden geçirmek gerekir. Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olunca herkes kendi anlayışına göre bir talepte bulunuyor. İşin aslını anlamak için okumak ve düşünmek gerekiyor. Aradan bir asıra yakın zaman geçmesine rağmen üzerinde çalışılmamış, okunup düşünülmemiş bir mesele. Sonuçta da açtırırım, açtırmam şeklinde bir tartışmaya sebep oluyor. Ayasofya tartışmasının doğru cevabını bulmak için Bizans'ı, Fatih Sultan Mehmed'in ne yaptığını, Ayasofya'nın neden cami yapıldığını anlamak gerekiyor. Ayasofya dört minaresi olan asırlarca cami olarak kullanılmış bir ibadethane." dedi.
'Ortada bir sahtekarlık var'
"Peki Ayasofya tekrar nasıl müzeye çevrildi? Cami olmaktan nasıl çıkartıldı?" diye soran Dilipak, "Burada Fatih Sultan Mehmed'in Ayasofya'yı nasıl cami yaptığını mı yoksa nasıl müzeye çevrildiğini mi tartışacağız? Ayasofya'nın müze yapılması ile ilgili o kadar skandal var ki bir defa Batılılar devredeler. Bize bir kararname olduğu söyleniyor. Bir mabedin maksadı dışında kullanılması hukuka da ahlaka da dine aykırı. Yani usulsüz işlem yürütülemez." ifadelerini kullandı.
'İmzanın atıldığı belirtilen tarihte Mustafa Kemal'in 'Atatürk' soyadı yok'
"Bu usulsüz işlemle ilgili Mustafa Kemal'in de bir imzası söz konusu." diyen Dilipak, "Herhalde birilerinin kafasında 'O ne yaparsa yapsın meşrudur' gibi bir önyargı var. Bir defa bu kararname imza olarak tekemmül etmemiş. Bu kararnamenin imzası tamamlanmamış. Orada Mustafa Kemal'in imzası gerekiyor. İmzada şöyle bir gariplik var ki imzanın atıldığı belirtilen tarihte Mustafa Kemal'in Atatürk soyadı yok. Dolayısıyla öyle bir imza atmış olamaz. Çünkü öyle bir soyadı yok. Peki bu imza Mustafa Kemal'in kullandığı imzaya benziyor mu? Ona da benzemiyor. Yani bu kaligrafiyi yapan bir başkası. Yani ortada bir sahtekarlık var." şeklinde konuştu.
'Bu tartışma daha fazla sürmemeli'
"Bir Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girebilmesi için Resmi Gazete'de yayımlanması gerekir." hatırlatması yapan Dilipak, "Böyle bir kararnamenin imzalanıp imzalanmadığını Resmi Gazete'nin arşivinden öğrenebilirsiniz. Böyle bir kararname yok. Yani yok hükmünde olan bir kararnameden söz ediyorsunuz. Bakın bu bir vakıf eseri. Bir mabed. Bir vakıf eseri ya da mabedi o gayenin dışında tasarruf edemezsiniz. Yani neresinden tutsanız elinizde kalacak bir durumdan söz ediyoruz. Herkesin hassas olduğu bir konununun tartışması sürdürülemez."
Abdurrahman Dilipak sözlerine şöyle devam etti:
"Bu konunun çok da uzun bir zamana bırakılmaması gerekir. Çünkü bu tartışmaların kimseye faydası yok. Eğer Türkiye'de yargı bağımsızsa durum ortada yani sorun çözülecek."
'Tarihi beyazperdeden öğrenecek olursanız sonuç böyle olur'
"Bu tartışma bize şunu gösterdi ki toplum ne fethi biliyor ne Bizans ve Doğu Roma'yı biliyor ne de Osmanlı ile Cumhuriyet döneminde yaşananları biliyor. Birçok kişi Fatih'in Doğu Roma Bizans'ın imparatoru olduğunu da bilmiyor. Ermeni Patrikhanesi'nin kuranın Fatih Sultan Mehmed olduğunu da bilmiyorlar. Bir kahpe Bizans edebiyatıdır gidiyor. Tarihi beyaz perdeden öğrenecek olursanız sonuç da böyle olur."