AK Parti ve MHP Arasında 'çatlak' mı var?

'Açılım' iktidarında dengesini sarstı! AK Parti ve MHP Arasında 'çatlak' mı var? Medyaradar siyaset analisti Atilla Akar, AK parti ve MHP arasında sorun olduğu ve bunun bir çatlağa dönüştüğü iddialarını değerlendirdi…

Efendim; dünyanın en tuhaf ilişkisi AK Parti ve MHP arasındaki ilişki olsa gerek. Neden mi? Çok basit. Aslında hiçbiri olmaları gereken yerde değiller de ondan. Normalde MHP, “Milliyetçiliği temsil etme” iddiasında bir parti olarak AK parti istese bile açılım komisyona ve bu minvaldeki her şeye ortalığı yakıp yıkarcasına karşı çıkması gerekirdi. Bir çatlak ya da kopuş oluşacaksa bu yüzden olmalıydı. Oysa tam tersi oluyor. Kimlikler tersyüz olmuş durumda!

AK Parti ise İslami tandanslı bir ve “Kavmiyetçiliği reddeden” bir parti olarak açılımdan yana olmalı hatta o başlatmalıydı belki de. Cumhuriyeti sadece “Türklerin cumhuriyeti” olmaktan çıkartacak (Hoş, ne zaman tamamıyla öyle oldu tartışılır bu biz Türklerin avuntusu herhalde!) adımları o atmalıydı. Burada da bir terslik dolayısıyla tuhaflık oluştu. Kimse normal halleriyle sahnede gözükmüyor. Herkes titreyip kendi öz benliğine dönmedikçe de gariplik sürecek!..

Ters Orantılı Manzara!..

Ortada oluşan “Kimlik” sorunu sonunda bir tezatlığa, şimdi de ufaktan bir sürtüşmeye ya da kimilerine göre ise “Çatlağa” gidiyor görünüyor. Terazinin “özgül ağırlıkları” bozulmuş ve tanınmaz hale gelmiş durumda. Gerçekte kim kimdir, kim nedir belli değil. İlaveten AK parti ortağı MHP’nin başına açtığı bu “Hamle” den pek hoşnut görünmezken olayı ufak çelmelemelerden direkt bir “Operasyon” a çevirmeye niyetli görünüyor. Bazı MHP ve Bahçeli’ye yakın isimlerin başına gelenler bunu düşündürüyor. Devlet içi çatışkıda herkes mevzi alıyor!..

MHP ise bundan rahatsız olsa bile esas olarak açılıma gölge düşmemesini ve “Hızını kesmemesini” ister görünüyor. Bir yandan ortağı Erdoğan’a övgüler yağdırırken diğer yandan rahatsızlık sezinleniyor. AK Parti’nin kendisine –belki de baştan beri- yeter desteği vermediğini düşünüyor. Bu anlamda belki henüz “Çatlak” denilemese bile bir huzursuzluk olduğu seziliyor. Lakin bunun çatlağa hatta kopuşa dönüşmesini isteyenler var gibi. Öyle ki “İktidar Bloğu’nu Çatırdatma Stratejisi” kurmaya çalışanlar pusuda bekliyor. En başta CHP ve Özgür Özel olayı o yönde kaşır gibi davranıyor. Bu Bahçeli kanadını daha da rahatsız ediyor. Mayına basmak istemiyor doğallıkla!..

Bahçeli’nin Asıl Derdi başka mı?..

Dedik ya olması gerekenler olmuyor. Şu an Bahçeli partisinin oy kayıpları uğruna bir tür “Kumar” oynuyor bile denebilir. MHP, masaya sürülmüş durumda. Kaybı mühim değil. Mühim olan tek şey var o da “Açılım” ın her ne pahasına olsun başarıya ulaşması. Bu uğurda yapamayacağı şey yok görünüyor. Bir yandan da DEM bilhassa Öcalan konusunda huzursuzlanıyor. Bahçeli onları da mutlu edecek adımlar atmak zorunda hissediyor kendini. Ancak bu esas olarak iktidarın tasarrufunda bir karar…

Devlet Bahçeli, “Açılım” dan enerji ve vakit çalacak ve de komisyonu gölgeleyecek, hedef saptıracak hiçbir konunun gündem olmasını ya da sapmasını istemiyor. Yani Bahçeli açıkça demeden diyor ki, “Tek hedefim açılımın başarısı”. Gecikmenin işi bozacağını düşünüyor. Hiçbir şeyin Açılımın önüne geçebilmesini istemiyor. Nitekim son Gazze tartışmasında bile bu yüzden Özel’in tavrında sinsi bir “fitne” ateşi görüyor. Erdoğan’la ilişkisine de bu pencereden bakıyor. Kalıyorsa da bu yüzden bir gün gidecekse de o yüzden olacak!..

“Derin Dizayn” Faktörünü Görmek Lâzım!..

Söyleye söyleye dilimde tüy bitti. Bu konu gündeme geldiğinden beri aynı şeyi söylüyorum. Herkes açılımı Bahçeli’nin aklına esmişte “Hadi açılım yapalım” demiş ve onun kişisel projesi imiş gibi düşünüyor. Bu çok çocukça bir yaklaşım. Masal dinlesek daha iyi. Hatta ben Bahçeli’nin başlangıçta (Şimdi benimsemiş görünse de!) bu işe hayli gönülsüz olduğunu düşünenlerdenim. Bahçeli’nin “İşi bozacağını” düşünen varsa müsterih olsunlar. Kimsenin keyfine bağlı değil. Ne bu iktidar bloğu ne açılım boşuna oluşturulmadı. Dolayısıyla bunu ne Bahçeli bozabilir ne Erdoğan. Onlar oluşturmadılar ki bozsunlar!

Rahmetli, büyük şairimiz Attila İlhan’ın şiirindeki gibi birbirlerinin gözlerinin içine baka baka “Ben Sana Mecburum Bilemezsin!..” dizesini okusunlar. Peki o halde ittifakı ne bozabilir? Ya da “Artık yeter buraya kadar” dedirtebilir? Eğer Bahçeli Açılım projesinde müellifi “Derin dizayncılar” lardan okey alırsa buna yeltenebilir. Derin dizayncılar ise projenin başarısız olduğuna, artık sürdürmenin anlamsız olduğuna ve aleyhe döndüğüne karar verirlerse -ki bu toplumsal destek oranına bağlı görünüyor- olabilir. O zaman (2002’deki gibi kimi iddialara göre “gelen bir telefon sonrası” hükümeti bozup, erken seçime sürüklemesi gibi) ani bir karar alabilir. Lakin emin olun bu kendi kararı olmaz. Ancak şu an yakın ufukta görünmüyor. O zaman bir yerlerde yeni bir “dizayn” yapılmış demektir. “Bilge liderlik” filan bir yere kadar!..

Artık Çatlak Değil Kırılma Olur!..

Ancak her şeye rağmen bir şeyler değişmiş de görünüyor. Erdoğan için her ne pahasına olursa olsun seçimlere kadar iktidarda kalmak öncelikli görünüyor. “Sonrası Allah Kerim” diye mi düşünüyor bilmem. (Sanmam, bir planı olmalı. Tutar veya tutmaz o ayrı!) Elinde imkân olsa belki yeni bir ortak denerdi ama bu da imkânsız. (DEM’den destek alabilir ama fiili partnerlik olmaz!) Bir şekilde dayanmak zorunda.

MHP’nin işi daha kolay. Ona siyaseten mecbur değil. Ama açılımda mecbur. O yüzden dişini sıkıyor görünüyor. AK parti’nin yeterince cesur ve hızlı davranmadığını, çekingen durduğunu düşünüyorlar. Artık MHP’de her şey buna endeksli ki koalisyonun geleceği de dahil. Orada kimse yukarıdan bir esinti gelmedikçe aksine davranamaz. Dolayıyla bana kalırsa sıkıntı veya sorun var gibi ama “Çatlak” en azından şu aşamada denemez. Zaten bu aşamadan sonra da artık çatlak değil, olursa doğrudan “Kırılma” olur herhalde!..

ATİLLA AKARatilla.akar@medyaradar.com