Altılı Masa: Ne oyunlar, ne numaralar!..
Altılı Masa'yı oluşturan partilerin başında bulunanların hepsinin, bizlerden özür dileyerek, siyasete veda etmeleri gerekmez mi?..
Milattan Önce 44, Roma...
Milattan Sonra 2023 Ankara...
Milattan Önce 44 yılında Roma, tarihin en büyük ihanetlerinden birine sahne oluyor.
Bazı kaynaklara göre üvey, bazı kaynaklara göre Roma Diktatörü Sezar'ın öz oğlu Brütüs hazırlanan bir komplo sonucu Sezar'ı sırtından bıçaklayarak öldürülüyor.
Sadece Brütüs değil, komploya karışan başkaları da var ama, Sezar için öz ya da üvey oğlunun kendisine bıçak çekenler arasında bulunması elbette daha ürkütücü, daha vahim, daha affedilmez.
Brütüs'ü de komplocular arasında görünce, Sezar günümüze kadar uzanan o ünlü sözü söylüyor:
"Sen de mi Brütüs!.."
Bugünkü Türkiye
Türkiye bugün her alanda, her anlamda yangın yerine dönmüş.
Anormal bir pahalılık, olağanüstü bir geçim sıkıntısı, mafyalar, cinayetler, cinsel istismarlar, kadın cinayetleri, baskı, olağanüstü adaletsizlik, kesilen ormanlar, dipçiklerle el konulan tarlalar, "asrın projesi" deyip, kısa sürede yıkılan yollar, içeri atılan gazeteciler, yayını durdurulan TV'ler, yok yere hapis yatan aydınlar...
Ads by KioskedHuzursuzluk, mutsuzluk, güvensizlik...
Böyle olacağı birkaç yıl öncesinden bilinen bu ortamda...
Saçma sapan bir muhalefet...
Gün geçmiyor ki, muhalefetten birileri çıkıp, hepimizi şaşırtan açıklamalar yapmasın!..
Sadece bugüne dönük eylemsizlikleri, beceriksizleri, kendi iç çekişmeleriyle bizleri meşgul eden bir muhalefet değil, kaybettikleri seçim sürecinde de...
Birbirlerine güvensizliklerini anlatıyorlar.
Üstelik, bunları fütursuz biçimde dile getiriyorlar. Yedikleri nanenin farkında bile değiller.
Ahmet Davutoğlu
Bunun son örneği, Gelecek Partisi'nin başında bulunan Ahmet Davutoğlu.
Önceki gün Ruşen Çakır'ın sorularını yanıtlarken, bakın ne diyor:
"En son tercihim seçime CHP listelerinden girmekti. Açık söylüyorum. Ondan önce her şeyi denedim.
Üç partiye, gelin birlikte girelim, dedim. İYİ Parti'ye teklif götürdüm. Bu sağ seçmen CHP'ye oy vermez, beraber olalım dedim. Bütün yolları denedim ben".
"Açık söylüyormuş!.."
Yani, "açıkça" itiraf ediyor.
O anlattığı dönemde Altılı Masa yok mu?..
Ya da bu girişimini Altılı Masa öncesinde mi yapıyor?..
Ne zaman yaparsa yapsın, madem öyle, CHP'nin oluşturduğu o Masa'da neden yer alıyor?..
O dönemde sabahtan akşama kadar, Altılı Masa'nın faziletini anlatıp, iktidara nasıl geleceklerini ilan etmiyor mu?..
Altı Masa olarak, 2400 maddeyi kapsayan değişikliklere imza atmıyor mu?..
Birlikte mitinglere, törenlere, toplantılara katılmıyor mu?..
Birlikte olma mesajları vermiyor mu?..
On milletvekili
Madem güvenmiyor, öyle inanıyor, olabilir...
Madem "CHP listelerinden seçime girmekten pişman", o zaman partisinin milletvekili adaylarını neden CHP listelerinden gösteriyor?..
Seçime tek başına girse, yüzde yarım oy alır mı almaz mı, belli değil, o nedenle olabilir mi?..
CHP listelerinde yer alan adaylar arasında partisinden on milletvekili Meclis'e girmiyor mu?..
Üstüne bir de, Saadet Partisi ile TBMM'de ortak grup kurmuyor mu?..
Ali Babacan
Altılı Masa gerçekten bir fenomen.
DEVA'nın başındaki Ali Babacan da, seçimden sonra herkesi şaşırtıyor:
"Bugün seçimi helalinden kazanmış, başı dik, alnı açık, on beş milletvekilimiz var. Biz hiç kimsenin hakkını yemedik, içimiz rahat".
Nasıl yani?..
Eğer, onun partisinden birileri aday gösterilmemiş olsaydı, bugün CHP'nin on beş milletvekili daha fazla olmayacak mıydı?.
Babacan AKP'yi eleştiriyor ama, nedense nerede, nasıl duracağı konusunda hepimizi düşündürüyor.
Meral Akşener
Düşündüren biri daha var.
Altılı Masa'da otururken, bir basın toplantısında ulu orta feryat eden Meral Akşener var.
Uzun süre "kazanacak aday" vaveylasıyla ortada dolaşan Akşener de, zehir zemberek suçlamalarla Altılı Masa'yı "tek bir adayın tasdiki için çalışan noter masasına" benzetiyor.
Seçime giden kritik süreçte Masanın "milletin iradesini yansıtma kabiliyetini kaybetmiş" olarak ilan ediyor, böylece hem Altılı Masa'yı deviriyor, hem kendi partisini.
Çok daha önemlisi, asıl iktidarın değişeceğine inanan milyonlarca insanın umudunu deviriyor.
Seçim yenilgisinden sonra bile, hırsını hâlâ alamamış olmalı ki, iki yıl aynı kaderi paylaştığı insanlara "yolunuz açık olsun" diyerek -belli olmaz yine de çünkü bu Akşener- kapıyı sanki kapatmış görünüyor.
Ya Kılıçdaroğlu
Biri ortak çalışma yürüttüğü insanların arkasından dolaşmaya çalışıyor, diğeri masayı fiilen deviriyor ya öteki, yani Kemal Kılıçdaroğlu ne yapıyor?..
O da, ortaklarına ve hatta kendi partisine bile danışmadan, bambaşka bir partiyle son anda bir protokol imzalıyor. O partiye MİT Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı ve bilmem ne Bakanlığını devretme sözü veriyor.
Bu mu siyaset?..
Yoksa, başka bir şey mi, ne?..
Utanıyorum
Türkiye'de bugün yaşanmakta olan, yarın, öbür gün yine yaşanmaya devam edecek olan her türlü hukuksuzluk, adaletsizlik, pahalılık, huzursuzluk zinciri ortada iken...
Şu muhalefetin saçma sapan maceralarını yazmaktan utanıyorum.
Utanarak yazıyorum, çünkü:
Türkiye'nin gerçekleri ortada.
Yine de, tarihe not düşmek istiyorum.
Altılı Masa'yı oluşturan partilerin başında bulunanların hepsinin, bizlerden özür dileyerek, siyasete veda etmeleri gerekmez mi?..