Aşkın mı olduk Icardi? Gitti 40 milyon Euro!
Icardi'nin 40 milyon Euro'yu reddetmesi bir tek bana mı garip geliyor? Bir senede çocukluk aşkı mı olduk Icardi'nin?
Kral deyince aklınıza gelen ilk kişi kim? Vallahi benim önce Charles geliyor, Allah affetsin. Metin Oktay diyorsanız, çok yaşayın!Kral, İzmirli. İzmirspor başkanı olan kayınpederi transfer teklif ediyor, gitmiyor. Bu kez eşi “Ben mi, Galatasaray mı?” diye soruyor, “Galatasaray” yanıtı alıyor... Sorulacak soru mu bu? İzmirli işte. Doğarken yürek yemiş. Fenerbahçe İkinci Başkanı Müslüm Bağcılar’dan geliyor ikinci teklif. “Evliliğini taca çıkarmış olabilir, romantik değil demek ki, olay maddiyatta biter” diye düşünmüş olacak... Bir gazinoda buluşuyorlar, imzalı açık bir çek uzatıyor başkan, "Rakamı sen yaz Metin" diyor. Böyle güzel “hayır” mı denir, yanıtın büyüsüne bak: “Bizi sevenlere ihanet etmeyelim!”
Baştan şerhimi koyayım sıkıntı çıkmasın: Futbol çok bilmem- iyi bilenler tarih ansiklopedisi gibi maşallah her detaya sahipler, beni aşar... Metin Oktay hikayesini de filminde izlemiştim, oradan biliyorum, umarım tam olarak böyledir, yoksa yandık. Futbol konuşmayı da sevmem –ne dersen de sonunda hep kavga çıkar çünkü. Kıyısından Galatasaraylıyım – onu da anca maç kazanınca, şampiyon olunca falan hatırlarım. Hazırda imzalı formam da var. Artık renkleri de açık ettiğimize göre: Fenerbahçeliyseniz ve yine de devam ederseniz, teşekkür ederim.
Spor konuşmanın takımını ölümüne savunmak anlamına geldiği bir dünyada hata yapmadan, kimseyi kızdırmadan ve üstelik spor cehaletime rağmen fanatik damgası yemeden “dert nasıl anlatılır” diye yol aradım. Bulamadım. O nedenle dümdüz yazacağım, ya nasip.
Geçen hafta sonu Galatasaray, yeni transferleri için statta dev bir imza töreni düzenledi. Canlı yayında Icardi’nin sahaya çıkışını, Aşkın Olayım şarkısıyla taraftarın ortalığı nasıl yıkacağını görmek için bekliyorduk ki, Başkan Dursun Özbek kürsüden çat diye Icardi'nin Suudi Arabistan'dan kendisine yapılan astronomik teklifi reddettiğini açıkladı. Buraya kadar anormal bir durum yok. Bana da teklif gelse Arabistan’a gitmem. Ama, ne zaman “Icardi yıllık 40 milyon Euro’luk teklifi reddederek, 10 milyon Euro'ya imza attı." dedi, işin rengi değişti. Ben giderim. Mesela Metin Oktay için de çeki görünce “Aklından acaba bir rakam geçmiş midir, geçtiyse kaç para geçmiştir” diye düşünmüştüm. Takımı için paradan, aşktan vazgeçmek makbul olan tabii. Ölürüz yolunda icabında diyen milyonlar varken ne parası allasen… Zira stat yıkıldı, taraftarların ses telleri sağlığı gibi hiçbir kaygısı yok, telleri mi yok bu insanların, nedir? Bıraksan boğazını komple orada bırakacak taraftar- ki o an, orada bıraktı bence. Son bir yılın en büyük Aşkın Olayım’ına imza atıldı. Yahu adam zararda, bu kadar menfaatçi olmayın!
Icardi’nin 40 milyon Euro’yu reddetmesi bir tek bana mı garip geliyor? Bir senede çocukluk aşkı mı olduk Icardi’nin?
Burada bir sorum daha var: 50 bin erkeğin aynı anda Icardi’ye bakarak Aşkın Olayım diye kükremesi de mi normal? Hepsinin gözleri ateş topu üstelik… Ben Icardi olsam, üstüne para verir, kaçar giderim!
Yakışıklı çocuk. Sempatik. Güzel gülüyor. Dehşet bir yetenek olduğu konusu kat’a tartışmaya kapalı. Her iki denemesinden biri gol oluyor. Avrupa medyası Icardi’yi 15 metrede öldürücü silah diye tanımlamış. İnanılmaz değil mi? Ben her yumurta kırışımda, yine tutturamadım diyorum. Beşte bir, yumurta ayarında bile altın oran. İki attığından biri gol de ne demek? Füze at, öyle ölelim.
Aşkın Olayım da belli ki tesadüfen yapışmadı üzerine. “İcaaaaaardi gooooll - Aşkınnn Olaaaayımmm” sesine hassas duyarlı sensörlere dönüştük. Bildiğin aşk serenadı, hemen her maçta... “Icardi kalıyor” haberine, “Başka şarkı bulurlar ama değil mi” umuduyla da yeni bir boyut kattığımı düşünüyorum. Muslera bile canlı yayının ortasına dalıp, “Bıktım bu şarkıdan” dememiş miydi? Hislerime tercüman…
Birileri, bile isteye seçmiş gibi. Gerçekten de Icardi’ye layık sözler hiç söylenmemiş Galatasaray’dan önce. Icardi’ninki aşk değil, bir dışlanma hikayesi çünkü. Ailesi Arjantin’den İspanya’ya ekonomik nedenlerle, iş bulma kaygısıyla göç ediyor. Beş yaşında ortaya çıkan üstün yeteneğiyle de hep topun peşinde. Futbolun yoksullukla doğrudan ilişkisi var malum... Parayla satın alınamayan beceriyi anlatmak için spor insanı Cruyff, “Bir çanta dolusu paranın gol attığını ömrü hayatımızda görmedik” dememiş miydi? Bu arada 40 milyon euro kaç çantaya sığıyor acaba..?
Babasının çok önemli tespiti var Icardi ile ilgili, “Nerede oynadığı önemli değil, tek derdi gol atmak” demiş zamanında. “Aslında öyle gönül bağına falan ihtiyaç duymuyor” gibi anlamak da mümkün, rakip belli olsun, kaleyi görsün, hesapsız hücuma geçiyor manasında sanki. Şu ellerine kulaklarına götürüp taraftara “seni dinliyorum” dercesine durduğu bir görüntüsü var ya? O da Türkiye’ye özgü değil. Inter’de sayısız anı var böyle. Taraftarla hep yakın ilişki içinde zaten.
Sempatiklik desen; var. Yetenek desen; var. Coşku desen; var. Var da var… Ama Galatasaray’a gelene kadar çok önemli bir eksiklik var: Sevilmiyor. Çünkü takım arkadaşının eşiyle evleniyor. “Dünyanın en tehlikeli çapraz ateşine hedef olmak nedir” diye sorsalar, şaşmadan politika-magazin ya da spor-magazin sayfalarına aynı anda çıkmaktır, derim. Sonuç tatsız Icardi için de... Bir sayfada takım arkadaşının eski eşiyle evlendiği için yuva yıkan adam portresi köpürtülürken, diğer sayfada nefis maçların, nefis golleri taraftarın gözünde küme düşüyor… Arjantin Milli Takımı’na alınmıyor, İtalya’da gol kralıyken dışlanıyor.
Çok sevdiğim arkadaşım, spor yazarı Bülent Tuncay’ın söylediğine göre “Icardi hayatında görmediği sevgiyi, Galatasaray’da görüyor…” Mesela boşanma aşamasına geldiği eşi çocuklarını alıp Arjantin’e gitmiş, Icardi’ye fazladan izin verilmiş, evliliği kurtulmuş. Takımın ağabeyi, sevilen bir ismi. Taraftar niyetini açıkça belli ediyor zaten. Hepsi tamam. Ama işin ucunda hala kayıp hanesine yazılan milyonlarca lira var!
Ailesi firesiz Fenerbahçeli; eşi Galatasaraylı olan masum ben, yıllardır ateş hattındayım. Kolunu kessem sarı kırmızı kan akacağından bir an bile şüphe duymadığım eşime göre, parayla pulla ilgisi yok bu kararın: “Galatasaray’ı çok seviyor. Galatasaray da onu çok sevdi. Para için Suudi Arabistan’a gitmezdi...”
Bir şarkılık romantizme 40 milyon Eurodan mı vazgeçilir..?
Sözüne, vizyonuna çok güvendiğim tarihçi bir hocam ile imza töreninin ertesi günü sohbet ediyoruz. Konumuz Osmanlı dönemi. Kanuni’deyiz. Bir anda, “Hocam Icardi niye Galatasaray’da kaldı?” diye çıkıverdi soru ağzımdan. Takmışım bir kere, sanırsın 40 milyon Euro bana ödenmedi, kahroluyorum. İştahla döndü bana: “Değerler ekonomisine bak. Dünyada bir spor, bir de sanat konusunda şişirilmiş değer endüstrisi var. Icardi 40 milyon falan teklif almadı, transfer ve müzayede süreçlerinde rakamları böyle yalandan şişirirler” dedi. Haydaaa!!
Eve geldim, “Icadi’nin değeri o değilmiş zaten, yalan dolan işler” diye havamı bastım. Öğlen yemeğinde yanlışlıkla yürek yemişim. “Kim bunu sana söylediyse, kesin Fenerbahçeli!..” dedi eşim. Evet, Fenerbahçeli. Ama koskoca profesör, kitapları, konuşmaları milyonlarca insan tarafından takip edilen değerli bir isim, konu bir transfer olunca mı terazisi şaşacak? “İmkansız” dedim, ama matematikçi işte, illa sağlama yaptıracak, “Babanı ara, aynı yanıtı alacaksın” dedi. Megafon açık, rezaleti büyütüyorum, herkesi birbirine kırdırıyorum, Icardi Meydan Muharebesi. Fenerbahçe maçlarına dilaltı hapı ve tansiyon aletiyle oturan babama sorduk, bir saniye bile düşünmeden yapıştırdı yanıtı: “Öyle bir rakam yok. 40 milyon falan teklif edilmedi. Galatasaray da 10 milyon ödemedi, daha fazla ama açıklayamıyorlar” dedi. Hadi buyurun!
Kendimce bir deneye giriştim. Bu yazıyı okuyan dostlarım “Bu soru bana da geldi” diyecek. Herkes mi ağız birliği etmiş? Bir tane farklı yanıt gelmez mi? Galatasaraylılar bu rakamlara inanıyor. Romantikler. Tamamen duygusalmış sebepler… Ama Galatasaraylı olmayanlar asla inanmıyor: “Ne böyle bir teklif var ne de ödenen rakam doğru...”
Bakın, etrafımız Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşlılarla çevrili, kuşatma altındayız. Herhangi bir bilgiye sadece bilgi olarak ulaşmamıza imkan yok. Olayları tamamen kendi renkleri üzerinden okuyorlar. Dünyanın her yerinde böyle. Neden? Çünkü taraftarlık ya da bir adım ötesine fanatizm, psikolojik bağlılık demek. En güçlü duygusu da sadakat. Yani konu ne olursa olsun, hücrelerine nasıl işlememişse bu bağlılık, asla fire vermiyorlar. O yüzden önemli bir transferin perde arkasını anlamak gibi bir niyet yok. Organize İşler’de Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi “O zaman para nerde?” repliğine bozuk plak gibi takılı kalan bir ben varım bu durumda.
Unuttuğumuz çok önemli bir gerçek var esasında; taraftar, müşteridir. Bir takıma karşı bağlılık duygusuna sahip olan, destekçisi olduğu futbol kulübünün sunduğu hizmeti belirli bir ücret karşılığında satın alan kişiye, taraftar denir. Bilimsel tanım. 1950'lerde ABD’de bir kulüp sahibi "İnsanların sevdiği oyunlarda neden para kaybedelim?" diye itiraf etmiş güzel güzel. Futbol endüstrisine yapılan yatırımlara bakın; eğlence, medya, bahis, tesis, malzemeler, ulaşım, turizm, say say bitmez. Evet, futbol, insan ruhunda eşsiz bir yer tutuyor ama takımınıza hislerinizin bir ekonomisi var. Icardi’nin kalmasına “Bizimkisi bir aşk hikayesi” diye inanmanız için gereken neyse yapılıyor bu yüzden. Taraftar inanacak, taraftar maça gidecek, formasını satın alacak, maçı izleyecek, maç için seyahat edecek, bütün o sektörler bu aşktan ekmek yiyecek. Yani o parayı almadı diyenler gibi aşkı için kaldı diyenler de, sağlam müşteri. Asla taviz vermeyecekler. Müşteriler var oldukça, bu düzen böyle gidecek.
Bir tane formam var, 20 yıldır idare ediyorum, müşteri değilim. Ben bu aşk hikayesine ikna olmadım. Icardi ister gitsin ister mutlu olacağı yerde kalsın. Bana ne! Messi bu paranın belki on katını reddetti, Suudi Arabistan yerine Miami’ye gitti. Bize ne!
Burada konu biziz. Galatasaray’ın 4 milyar TL borcu var. Diğer kulüplerin çok daha fazla… Borç içinde girişilen işleri anlamıyorum, dedim ya konunun cahiliyim. Artık bu kadar büyük rakamların konuşulduğu, tuttuğu takımın müşterisi olduğunu anlamayanların var olduğu bir futbol sahasında, artık oyunun kurallarını değiştirmek lazım geliyor sanki. Para nerde? Para yok çünkü.
Kıt bilgimle bakıyorum ve ben olsam; forma alacak parayı, idman yapacak sahayı bulamayan altyapılara harcarım bu paraları, yerli milyon dolarlık futbolcularımızı yetiştiririm diyorum. Varsın birkaç yıl şampiyon olmayalım.
İyi ki sen değilsin diyorsunuz. Haklısınız.