Bir Ali Cengiz hikayesi: Patronun Gazete Halk oyunu
İBB parasının çekilmesi ve Mahiroğlu'nu Londra'dan fonlayan ve başını Akın İpek'in çektiği FETÖ sermayesinin çekilmesiyle, Halk TV hikayesinde sona yaklaşılıyor. Uzun süredir yazıyorum, kanal yaz sonunu zor çıkarır.
Bu sofracık, efendiler, halkımızın varı yoğu, hayatı
Kan ağlayan, can çekişen halkımızın
Bekler sizi efendiler önümüzde titrer durur
Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun, yiyin, yutun
Yiyin, yutun, şapur şupur
Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
Doyuncaya tıksırıncaya patlayıncaya kadar yiyin
Yiyin efendiler yiyin, bu iştah veren sofra sizin
Doyuncaya, tıksırıncaya, patlayıncaya, kadar yiyin...
Sırdaşlarım, yoldaşlarım, felaket arkadaşlarım.
Sizleri bugün Tevfit Fikret’in beynimize adeta bir mıh gibi işlenen veeee
Cem Karaca tarafından da bestelenen bu dizeleriyle karşılıyorum.
Karşılıyorum çünkü uzun süredir peşinde olduğum, emekçinin yanında durduğum,
derdine ortak olduğum bir lağım çukuru patladı.
HALK TV LAĞIMI.
Koku arşa çıkmış.
Afedersiniz dışkı her yere yayılmış…
Amma hem patron hem de yöneticileri, ha bir de yüklü maaşlar alan ekran yüzleri burunlarını kapatmış, hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.
Amma ben size diyeyim: DAVRANAMAZLAR, BU LAĞIMIN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZLER.
Aslında lağım ufaktan ufaktan patlıyordu ve örtbas ediyorlardı amma asıl büyük infilak
kovulan bir emekçinin X paylaşımlarıyla yaşandı.
Kanaldan hakkını aradığı ve daha iyi çalışma koşulları istediği için kovulan emekçi Vedat Yalvaç’ın şu paylaşımı ortalığı ayağa kaldırdı:
Sayın Yalvaç ne diyor?
Biz iki kuruşa talim ederken bazı ekran yüzleri 30 katımız maaş alıyor diyor.
Kanal ısıtılmadığı için montlarla oturuyoruz diyor.
İçtiğimiz çayın bile kalitesini düşürdükleri için çaya hasretiz diyor.
Veeeeee en vurucu kısmı:
YÖNETİCİMİZ SUAT TOKTAŞ’LA KONUŞTUĞUMUZDA BURASI İSVİÇRE KANALI MI DİYOR.
Herkes çok şaşırdı, bir tek KESKİN KALEM OKUYANLAR ŞAŞIRMADI.
Neden?
Çünkü yıllardır yaza yaza klavyemde harf, kalemimde mürekkep kalmadı.
Halk TV patronu Cafer Mahiroğlu’nun, tekstilci geçmişi nedeniyle medya çalışanlarına da tekstil işçisi muamelesi yaptığını çok söyledim.
Halk TV emekçileri de bana defalarca durumlarını anlattı, onlara ses oldum.
Yemeklerinden böcek çıktığını, ulaşım için araç verilmediğini, kanalın stajerlerle döndüğünü defalarca buradan yazdım.
Ne oldu?
Aynı düzen devam etti.
Ammaaaaaaaaaaaa buraya yazıyorum artık aşağıdan da yukarıdan da yolun sonu görünüyor.
İBB parasının çekilmesi ve Mahiroğlu’nu Londra’dan fonlayan ve başını Akın İpek’in çektiği FETÖ sermayesinin çekilmesiyle, Halk TV hikayesinde sona yaklaşılıyor.
Uzun süredir yazıyorum, kanal yaz sonunu zor çıkarır.
Gazeteci Engin Balım da dün önemli bir iddia ortaya attı ve maddi sıkıntılarla boğuşan emanetçi Mahiroğlu’nun lüks aracını satışa çıkardığını yazdı:
Bakın bu hikayede ben patrondan çok, beraber mesai yaptığı arkadaşları bu kadar haksızlıkla, açlıkla boğuşurken yüklü maaşları cebine indirip sesini çıkarmayan ekran yüzleri ve yöneticilere kızıyorum.
O paralar boğazlarından nasıl geçiyor acaba?
Her gün ekranda hak hukuk adalet naraları atan spikerler, arkadaşları için elini taşın altına koyuyor mu?
Neyse sırdaşlarım, çok da şe etmeye gerek yok.
Yakında öküz ölecek, ortaklık bozulacak zaten…
MAHİROĞLU’NUN GAZETE HALK DALAVERESİ
Halk TV meselesini fazla uzatmak istemiyorum amma, son olarak Mahiroğlu’nun çevirdiği belki de en büyük dalavereyi yazmadan edemeyeceğim.
Çalışanlarının 212 sayılı Basın İş Kanununa göre haklarına çökmek için oynadığı Ali Cengiz oyunu…
Belirsiz para kaynaklarının kesilmesinden sonra Mahiroğlu, zaten sefalet içerisindeki Halk TV’de iyice kemerleri sıkmaya başlamıştı.
Ve yöneticilere, ‘Gazete Halk’ı çıkaracağız, TV’de ve internet sitesinde masrafları kısmamız lazım,gidin çalışanlara böyle anlatın’ talimatı verdi.
Bu senaryonun belki de en can alıcı kısmı, gazete için yeni bir şirket kurulacağı ve kadroların oraya alınacağıydı.
Gerçekten de yeni bir şirket kuruldu.
Pek çok kişinin kadrosu TV ve internet sitesinden oraya geçti.
Herkes büyük heyecanla medya grubunun daha da güçleneceğini ve gazetenin çıkacağını beklerken bilin bakalım ne oldu?
İletişim Başkanlığı’ndan gazetecilere giden telefonlar skandalı ortaya çıkardı.
Başkanlık, yeni şirkette 212’si yapılmayan çalışanlardan basın kartlarını iade etmelerini istemişti.
BÖYLECE ANLAŞILDI Kİ YENİ ŞİRKET AYAĞINA, GAZETECİLERİN BASIN SİGORTALARI ELLERİNDEN ALINMIŞTI!
Kimi gazeteci istifa etti, kimi izahat istedi.
Amma ‘gazete çıktı çıkıyor’ diye oyalandılar.
Bakın medya tarihinde görülmemiş bir skandal yaşanıyor.
Bendeniz emekçileri uyardım, dedim ki bakın patronununuz sizi kandırıyor.
Ve sonunda dediğim çıktı.
Söylenene göre Gazete Halk bu hafta güyaaaa yayın hayatına başlayacaktı.
HANİ, GAZETE HALK NEREDE?
HANGİ MATBAADA BASILACAK?
YÖNETİCİSİ KİM?
KÖŞE YAZARLARI KİM?
Sorulara yanıt alana kadar bu işin peşindeyim.
GİZLİ YANDAŞLARI İLK KESKİN KALEM YAZMIŞTI
Bendenizi uzun süredir takip eden yoldaşlar, eminim hatırlıyordur ve hakkımı teslim ediyordur.
Şimdi gündem muhalifmiş gibi takılıp aslında iktidara hizmet eden gazeteciler ya…
E şahitsiniz, ilk ben yazdım!
İsmail Küçükkaya’nın foyalarını ilk kim döktü?
Ya İsmail Saymaz’ın?
Her yerden fonlanan Nevşin Mengü’yü ilk ben yazmıştım.
Hem Saymaz hem Mengü’nün iktidar içinde olan ve tasfiye edilen hangi kliklerle iş tuttuğunu anlattım.
O kliklere sırtlarını dayayıp, hem iktidardan hem muhalefetten nemalanıp dalgalarına baktılar.
Sokakta kahraman muamelesi gördüler.
Ammaaa gelin görün ki iktidar içindeki o klik tasfiye olunca, devletin sert yüzüyle tanıştılar.
İşte o zaman başladılar maskelerini düşürmeye…
O dönem bendeniz maskelerini düşürürken demiştim ki itiraz ederlerse detay veririm, itiraz ettiklerine pişman olurlar…
Neyse ki akıllılar, itiraz etmediler.
Zamanla da gerçek yüzleri ifşa oldu.
YANİ ZAMAN BENDENİZİ HAKLI ÇIKARDI.
Bunlar hiç olmamış, yaşanmamış gibi, şimdi de gündem Yılmaz Özdil.
E GÜNAYDIN.
Bakın kitabın ortasından konuşalım, bu tür tiplerin en çok güvendiği şey toplumun balık hafızası.
Özellikle de muhalif kesimin…
Şöyle bir toplum düşünün ki,
Alo Fatih skandalının göbeğinde duran, AK Parti lehine Habertürk gazetesinde anket manipülasyonu yapan Fatih Altaylı bile, muhalif kesime günahlarını unutturdu, yeniden kahraman moduna geçti.
Ta ki duvara toslayana kadar…
Ha diyeceksiniz ki adam gemiden inmiş, muhalifliği seçmiş, geçmişi bizi ilgilendirmez.
E gemiden inmedi ki, gemiden atıldı!
Bakın şimdinin muhalifiyim diye ortalıkta gezen tiplerin çoğu, iktidara yanaşmak isteyip de yanaşamamış, kabul görmemiş tiplerdir.
İktidardan düşen bir klik döneminde altın çağlarını yaşadılar.
Şimdi o dönemin sonuna gelindi.
Herkesin borusunu öttürüp, parasını cebe indirip, tarafsız gazetecilik masalı anlatma hikayesi bitti.
Bu hikaye bitince, maskeli balonun maskeleri de indi.
Yaşadığımız aydınlanma bunun sonucudur.
Ve daha çok maske düşecektir.
Bilin istedim.