CHP için en kritik günler geldi: Kılıçdaroğlu'nun ekibi ne düşünüyor,

son YSK kararlarına göre 15 ve 21 Eylül'de neler yaşanacak? Olağan koşullarda 15 Eylül'de yapılacak duruşmanın 21 Eylül'de yapılacağı açıklanan olağanüstü kurultayı etkilememesi gerekiyor.

 

 Ancak CHP yönetimine muhalif isimlerin açıklamaları gösteriyor ki olağanüstü kurultayın engellenmesi için her yol denenecek. Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin havası ise hiç böyle değil… O ekip, gerçekten de mahkemeden görev almayı, olağanüstü kurultayı iptal etmeyi, yeniden olağan kurultay sürecini başlatmayı ve bir sene kadar görevde kalmayı bekliyor

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu

Yüksek Seçim Kurulu, iki kritik kararla devreye girdi ve CHP’nin, hatta Türkiye’nin belki de önümüzdeki yıllar için kaderini belirleyecek hafta öncesinde dengeleri değiştirdi.

Dengeleri değiştirdi zira hem mevcut CHP yönetimi hem eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, bu kararlara göre yol haritası oluşturmak zorunda.

* * *

YSK’nın ilk kararı, CHP’nin İstanbul İl Yönetimi’nin tedbiren görevden alınması ve il-ilçe kongrelerinin de tedbiren durdurulması konusundaydı.

YSK, eleştirilere konu olsa da uzman hukukçulara göre doğrusunu yaparak, görevden alma başlığını yargıya bıraktı, istinaf ve Yargıtay’ın bu konuya çözüm bulması gerektiğine hükmetti.

Ancak il ve ilçe kongrelerinin kendi denetiminde olduğu görüşünden hareketle, kongrelerin devamına karar verdi. Asliye hukuk mahkemesinin, seçim işleri alanına giren tedbir kararını boşa düşürdü.

Öncelikle bu kararın 15 Eylül’deki kurultay davası açısından büyük önem taşıdığını not edelim.

Zira karar, olağan kurultayı toplamak için Türkiye genelinde il ve ilçe kongrelerini toplayan mevcut CHP yönetiminin elini de rahatlatıyor.

İl ve ilçe seçim kurulları ile YSK denetimindeki bu kongrelerin yasallığını teyit ediyor. Kongrelere devam edilebileceği anlamı taşıyor.

* * *

YSK’nın ikinci önemli kararı dün verildi.

İstanbul il yönetimine kayyım atanmasından sonra delegelerin imzasıyla İstanbul Olağanüstü İl Kongresi’nin 24 Eylül’de yapılması kararlaştırılmıştı.

Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu, seçime ilişkin işlemlere devam edilip edilmeyeceğini YSK’ya sordu.

YSK da devam edilebileceğine karar verdi.

Bu karar da önemli. Zira il yönetimine çağrı heyeti atandıktan sonra da delege imzasıyla olağanüstü kongrenin toplanabileceğini gösteriyor.

YSK, bu kararına bazı şerhler koydu.

Asliye hukuk mahkemesinin kararıyla görevden tedbiren uzaklaştırılan il yönetiminin ve 196 delegenin kongrede oy kullanamayacağını belirtti. Bununla birlikte yerlerine atanan Gürsel Tekin ve çağrı heyeti üyelerinin de oy kullanma hakkı olmadığını vurguladı.

En önemlisi, halen devam eden ilçe kongrelerinde seçilen yeni delegelerin de CHP olağan kongre süreci bitmediğinden oy kullanamayacaklarına hükmetti.

* * *

Peki YSK’nın bu iki kritik kararı kurultay davası öncesinde ne anlam taşıyor, nasıl sonuçlar üretecek?

İhtimalleri madde madde sıralayalım…

- CHP yönetimi, 15 Eylül’deki kurultay davasında yaşanacak olası bir “butlan” ya da tedbir kararına karşılık, 21 Eylül’de olağanüstü kurultay yapılacağını açıkladı. Ancak olağanüstü kurultay kararı genel başkana ait değil. Delegelerin imzasıyla bu karar alındı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sadece üst yazıyla delegelerin imzasını ve taleplerini seçim kuruluna bildirdi. YSK’nın son iki kararı, 21 Eylül’de kurultayın yapılabilmesine olanak sağlıyor.

- Ancak Kılıçdaroğlu’na yakın isimler, 15 Eylül’de yönetimin görevden alınması, Kılıçdaroğlu’na görev verilmesi durumunda kurultayın yapılmayacağı görüşünde. Buna gerekçe olarak da 8-9 kentteki delegelerle ilgili “rüşvet, iradenin sakatlanması” iddialarını gösteriyorlar. Ayrıca Özel’in üst yazıyla delege imzalarını gönderme yetkisi bulunmadığını, zira seçilmemiş gibi, yetkisiz hale gelmiş olacağını savunuyorlar. Bu durumda Kılıçdaroğlu’nun ya da yeni genel başkanın kurultayın durdurulması kararı verebileceğini ya da durdurulması için tedbir kararı verilmesi için mahkemeye başvurabileceği söyleniyor. Bu teze göre 21 Eylül’de olağanüstü kurultay yapılamayabilir.

- 15 Eylül’de yönetim değişir, yeni yönetim 21 Eylül’de kurultayın yapılmasına engel olursa bu kez delegeler ve Özgür Özel ekibi için yargıya başvurma yolu açılacak. Zira YSK’nın kararı, yargı süreci devam etmesine rağmen, usulüne uygun toplanmış delege imzalarıyla olağanüstü kurultay toplanabileceği yönünde. Kılıçdaroğlu ve ekibinin, farklı kentlerdeki delegelerin usulsüz oy kullandıkları, bu nedenle olağanüstü kurultay imzalarının geçerli olamayacağı yönündeki tezlerinin hukuken geçerli olmadığı savunuluyor. Zira bu konuda verilmiş bir yargı ararı, bu delegeler için açılmış bir dava, yetkilerini ortadan kaldıran bir karar da yok. YSK’nın da bu nedenle kurultayın yapılmasına yeşil ışık yakmasının zorunluluk olduğu savunuluyor. Asliye hukuk mahkemesi kararıyla ya da genel başkan imzasıyla kurultayın engellenemeyeceği ifade ediliyor.

- Konuşulan bir diğer ihtimal, 15 Eylül’de, CHP’nin önceki kurultayları için “mutlak butlan” kararı verilmesi ya da kurultayların sonuçlarının hükümsüz kılınması durumunda Kılıçdaroğlu’na görev verilemeyeceği yönünde. Mutlak butlan dosyalarında mahkemeler, yeni yönetimin görevini sonlandırırken otomatik olarak eski yönetimi görevlendirmiyor. Karar istinaf ve Yargıtay aşamalarından geçtikten sonra eski yönetimin göreve gelebileceği belirtiliyor. Bu durumda Kılıçdaroğlu değil başka bir isme “çağrı heyeti” ya da “kayyım” olarak görev verilebilecek. 21 Eylül’deki kurultayla ilgili ihtimaller bu durumda da söz konusu olacak.

- Bu noktada da YSK’nın kararını yeniden anımsamakta fayda var. YSK, İstanbul’da tartışmalı delegeleri devre dışı bırakarak aslında, “Delege imzaları geçerli, mahkemenin tartışmalı bulduğu delegeler oy kullanmadan kurultay yapılabilir” demiş oluyor. 21 Eylül kurultayı için de bu formül uygulanabilir. Tartışılan İstanbul delegelerinin olağanüstü kurultay kararında imzaları yok. Oy da kullanamamaları gündeme gelebilir. Ancak bunun dışındaki kentler için böyle bir karar olmadığından YSK kararı aslında genel merkez için de “kurultayı engelleyemezsin” anlamına geliyor. 15 Eylül’deki yönetim ise yargı yoluyla olağanüstü kurultayın toplanmasını uzatmayı tercih edebilir gibi görünüyor.

- Bütün bu tabloya rağmen, 15 Eylül’de göreve gelmesi muhtemel yeni yönetim olağanüstü kurultayı engelleme yoluna giderse, delegelerin yeniden imza toplaması da mümkün. Buna karşı da engelleme yoluna gidilirse, yine yargının ya da YSK’nın bu süreci çözüme kavuşturması beklenecek.

* * *

Aslında tablo açık.

Olağan koşullarda 15 Eylül’de yapılacak duruşmanın 21 Eylül’de yapılacağı açıklanan olağanüstü kurultayı etkilememesi gerekiyor.

YSK’nın İstanbul kararı da iki sürecin birbirinden bağımsız olduğunu, kurultayın yapılabileceğini gösteriyor.

Ancak CHP yönetimine muhalif isimlerin, medyada bu isimlerle temas ederek konuşanların açıklamaları gösteriyor ki 15 Eylül’de yönetim değişirse olağanüstü kurultayın engellenmesi için her yol denenecek.

Muhtemel krizi, gerçekten tarafsız bir ismin geçici olarak görevlendirerek, altı gün sonraki kurultayı sorunsuz toplaması engelleyebilir.

Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin havası ise hiç böyle değil… O ekip, gerçekten de mahkemeden görev almayı, olağanüstü kurultayı iptal etmeyi, yeniden olağan kurultay sürecini başlatmayı ve bir sene kadar görevde kalmayı bekliyor. Bu bir senelik süreçte de çok sayıda ismin ihraç edilmek isteneceği, yeni bir cumhurbaşkanı adayı belirlenme yoluna gidileceği kulislerde güçlü biçimde konuşuluyor.

Bu elbette CHP için kaos ve hatta bölünmeye giden bir yolu açabilir.

Yoksa hukuken izlenmesi gereken yollar net.

Ancak iktidar bu netliği ister mi, yargı böyle bir karar verir mi, bu yol izlenir mi, elbette tablo bunun zor olduğunu gösteriyor.


Gökçer Tahincioğlu | Yüzleşme

@gtahincioglugokcertahincioglu@t24.com.tr