"Değişim": Erdoğan'da Nass, Karayalçın'da model

Israrla düşük faiz politikası sonucunda, bunca sefalet, bunca geçim derdi, bunca hayat pahalılığı, Merkez Bankası döviz rezervlerinin hızla erimesi... Şimdi soru şu: Biz bu sakızı neden çiğnedik?..

İşte elde var, uzağa gitmeye gerek yok.

CHP'de üst düzey görevlerde bulunan, CHP'nin ağır toplarından Murat Karayalçın 2014 Eylül ayında, dokuz yıl önce çalışma arkadaşlarıyla birlikte tüzük değişikliklerinin ele alındığı kurultaya "bir değişim modeli" hazırlıyor.
 

Partinin her kademesinde yeniden örgütlenmesini, organların yeniden düzenlenmesini, parti içi demokrasinin işleyişini esas alan bir model.

Esnaftan engellilere, emeklilerden işçilere, sanatçılara uzanan çeşitli toplum kesimlerine seslenme, onları bir araya getirme gibi, parti dışı çalışmaları örgütlemenin de yer aldığı bu model, parti yapısı nasıl değişirse, CHP'nin dinamizme nasıl kavuşacağını anlatıyor.

Mahalle delegelerinden başlayarak genel merkeze kadar eğitim, katılım, kıdem, hatta aidata kadar varan temel konular, parti hesaplarının bağımsız kuruluşlarca denetlenmesini içeren bir dizi değişim önerisi.

Bunlar için tüzükte değişiklik gerekiyor.

Şimdi sıkı durun:

Dokuz yıl önceki kurultayda bu değişiklikler görüşülüyor ve kabul ediliyor.

Yani, son on beş gündür dillerden düşmeyen o sihirli sözcük, değişim.

 

Sonra?..

Hiiiiç!..

Tüzük değişikliği kabul ediliyor.

Ama, uygulanmıyor.

Verimsiz tartışmalar

CHP'de Kemal Kılıçdaroğlu dahil, ağzını her açan, söze "değişim" diye başlıyor. Ama, o değişimden ne anladığını açıklayan tek bir partili yok.

Değişimi genel başkanın değişimine indirgeyen kısır bir anlayış.

Oysa, dokuz yıl önce Karayalçın'ın önerdiği bir değişim modeli var ve o fırsat rafa kaldırılıyor.

Burada sorumluluk önce Kılıçdaroğlu'nda, sonra o tarihte seçilen Parti Meclisi'nde.

CHP'nin içerde daha dinamik, dışarıda seçimi kazanmaya dönük yapısal değişikliği ile kimse ilgilenmiyor.

O tarihten sonra böyle kapsamlı bir çalışma yok.

Seçimi kaybettikten sonra, CHP doğal olarak kendi iç tartışmalarına gömülüyor. Dışardan bakınca, o tartışmaların verimli bir yanı yok.

Ayrıca, bu karmaşa içinde iktidarın hangi adımları attığının CHP ne kadar farkında?..

21 Aralık 2021

CHP'deki çalkantının ötesinde, ekonomide dün önemli bir gün yaşanıyor.

Ama, önce bir buçuk yıl geriye gitmek gerekiyor. 21 Aralık 2021'de Tayyip Erdoğan aylardır sürmekte olan sefaletin pimini ateşliyor:

"Benden faizleri düşürmeyi beklemeyin. Bir Müslüman olarak Nass neyi gerektiriyorsa, onu yapmaya devam edeceğim".

Merkez Bankası'na emirler vererek, politik faizi yüzde 8.5'a kadar düşürüyor.

O düşüş, aynı zamanda hepimizin düşüşüne yol açıyor, sefalet, pahalılık, geçim derdi olarak.

Faiz düştükçe dolar yükseliyor, dolar yükseldikçe fiyatlar yükseliyor, Türkiye dünyanın en pahalı, halkın büyük çoğunluğunun sefalet çektiği ülkelerden biri haline geliyor.

Bunun yanlışlığını Erdoğan'a kimse anlatamıyor. En yakın çevresi dahil.

Ama dün...

Bir buçuk yıldır bu yanlıştan milim geri adım atmayan Erdoğan dün yurt dışından dönerken, faizlerle ilgili konuşuyor:

"Faizde ben hâlâ aynı yerdeyim".

Sonraki cümlesi çok farklı:

"Hazine ve Maliye Bakanımızın adımlarını süratle, rahatlıkla Merkez Bankası ile birlikte atmasını kabullendik".

Ooooo!..

Kendisi Nass'ta, vazgeçmiyor, buna rağmen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in "rasyonel" dediği politikalara dönmeyi kabul ediyor.

Bundan anlaşılan şu olsa gerek:

Merkez Bankası büyük olasılıkla politik faizi yükseltecek, ilk adımda ne kadar yükseltecek, kısa sürede belli olacak.

Israrla düşük faiz politikası sonucunda, bunca sefalet, bunca geçim derdi, bunca hayat pahalılığı, Merkez Bankası döviz rezervlerinin hızla erimesi...

Şimdi soru şu:

Biz bu sakızı neden çiğnedik?..

Acı olan

Ne dövizlerin erimesi, ne sefalet, ne pahalılık...

Halkımızın yüzde 52'sini ilgilendirmiyor!..

Ne ölçüde demokratik bir seçim olduğu çok tartışmalı, yine de iktidarı tekrar kazandığına göre, bunlar halkımızın çoğunluğunun dikkate aldığı konular değil. Ülke açısından acı olan bu.

CHP kendi içinde "değişim" nutukları atarken, asıl değişim Erdoğan'dan geliyor. Bir yandan "aynı yerdeyim" derken, diğer yandan Nass'tan vazgeçiyor.

Dolar

Erdoğan'ın öğle saatlerindeki bu açıklaması sonrasında gözler dolara çevriliyor.

Dolar o açıklamadan etkileniyor mu?..

Şimdilik hayır.

Faizi düşürürken, dolar hemen yükseliyor ama, faizin yükseleceği mesajına rağmen, dolarda dün bir değişiklik görünmüyor.

Çünkü, güven yok.
 

Yalçın Doğan

a.yalcindogan@gmail.com