Didem Civici Karanlığın Aydınlığı
"Karanlığın içerisinde rahatlıkla görebildiğinde artık senin için her şey aydınlıktadır."
Uzun bir yolculuk hayal et. Nereye yürüdüğünü bilmiyorsun. Etrafın zifiri karanlık ve yolun sonu hiç gelmeyecek gibi. Her adım umut, ama bir yerden sonra umutsuzluğun kendisi gibi. Kararlılık ve umutsuzluk, güçlülük ve pes etme dalgalarıyla boğuşuyorsun.
Bu yol, yaşamın ta kendisi.
Bu yol, senin aydınlanma hikâyen.
Derim ki, yaşamın her daim aydınlık olacağını umduğum yerde karanlık baskın çıkmaya başlar. O umut, aydınlığın son safhası. Daim olacağını umduğum o an her şeyin çökmeye başladığı an. Aydınlık, yerini zifiri karanlığa bıraktığında bir şey olur. Ve karanlık, yerini aydınlığa bıraktığında bir şey olur.
Bu, Yin ve Yang'ın hikâyesi. Yin'in baskın olduğu yerde Yang, Yang'ın söndüğü yerde Yin başlar nefes almaya.
Her ikisi de birbirine dönüşür, birbirinden beslenir, birbirine alan bırakır, birbirinden doğar.
Yang'ın ateşiyle, aydınlığıyla dans edemem her daim.
Her an "dışarıda" ve yüzeyde dolanamam.
Her an doğamam ben.
Her an ışığa bakamaz gözlerim.. aksi halde kör olmam kaçınılmazdır.
Yin'in karanlığına ve derinliğine kaçarım bu nedenle.
Yeniden ve yeniden doğabilmek,
Yeniden ve yeniden kanatlarımı açabilmek için zifiri karanlığa çekilirim.
Ve ben, ancak ve ancak karanlığın ücre köşelerini tavaf ettikten sonra aydınlığı ayırt edebilirim.