Ekonomik çöküş, suç ve şehir kalitesi

Beyrut Limanı'nda 2020'de yaşanan korkunç patlamanın ardından, zaten zor durumda olan Lübnan ekonomisi, dipten öte bir derinliğe battı. Çöküşün en ciddi yan etkisi ise şehirlerdeki suç artışı oldu. (Gerçi durumu ile kıyaslandığında suç oranı ve güvenlik başka toplumlardan daha iyi bile sayılabilir)

Şehirde iyi bilinen bir hikâyede; bir motosikletli, sokakta yürüyen birine bıçak çekerek tüm parasını istiyor. Parayı görünce, "Bu çok fazla" diyerek sadece yarısını alıyor. Daha soyulan kişi sarsıntıyı atlatmadan 'ahlaklı soyguncu' geri dönüp; "Daha önce hiç böyle bir şey yapmadım, çocuklarım aç, çaresizdim. Paranı geri al." diyerek ağlamaya başlıyor. Bu kez soyulan kişi; "Almam, bu parayı isteyerek veriyorum," diye ağlıyor. Sonra ki iki saat boyunca birlikte kaldırıma oturup, ülkelerinin haline hayıflanarak, birbirlerine zorla para vermeye çalışıp, arkadaş oluyorlar. Olay, 'Beyrut Normali' olarak ülkeye yayılıyor.

Bu tablo Lübnan'ın karakterini çok iyi ifade etmesinin yanı sıra, ekonomik çöküşün suç oranları nasıl artabileceğine muazzam bir örnek…

Ekonomindeki istikrasızlığın suça yansıması tek bir ülke veya bölge ile sınırlı değil.

Yeni Zelanda Nisan ayında, önceki yıla nazaran süpermarketlerde işlenen suç oranının yüzde 36, hırsızlığın yüzde 57 arttığını açıkladı.

İngiltere'de kimi süpermarketler, artık et, kahve ve peynir ürünlerini kilit arkasında tutuyor.

Çok daha dehşetli suçlar da söz konusu: Geçen hafta Trinidad ve Tobago'da kadın cinayetleri tarihlerinin en üst seviyesine ulaştı.

Bu yıl El Salvador'un cinayet oranı 100 bin kişi başına 50,02'ye ulaşarak dünya rekoru kırdı. Meksika'nın Celaya şehri ise 109,32'lik oranla en fazla cinayet işlenen şehir oldu.

Ads by Kiosked

Suç artışının etkileri en net ABD'de görülüyor.

New York, 2022'ye kıyasla suç oranlarında yüzde 23 artış kaydetti. Alarm veren metro güvenliğini sağlayabilmek için polis gücü arttırıldı.

Daha yılın başında Chicago, önceki yıla göre yüzde 61 daha fazla suç kaydetti. Şehrin merkez caddesinde yıllardır açık olan birçok dükkân kapandı...

En ürkütücü örnek San Francisco. Geçen yıla göre yüzde 11,4 daha fazla suç işlenen şehirde, cinayet oranı yüzde 83 arttı.

Silikon Vadisine 65 km uzaklıkta, sadece birkaç yıl önce Google, Facebook, Apple, Twitter gibi şirketlerin ve bu eko sistemin parçası olan start-up çalışanlarının yaşadığı şehir; ilginç kafeleri, restoranları ve sanat galerileri ile çok ünlüydü. Sarı tramvayları, Hollywood filmlerinin ikonuydu. Her türlü erken teknoloji fikri, milyonlarca dolarlık yatırım bulmak için bu şehre geliyordu.

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerine ev sahipliği yapan ve en zenginler arasında yer alan şehir, büyük bir dönüşümden geçti.

Yerel yönetimin 'suçun kontrolden çıkmasına yol açan politikaları' sonucunda, karşı konulamaz cazibesini kaybedebileceği hayal bile edilemez San Francisco'nun ekonomik ve kültürel temelleri kalıcı olarak yıkılıyor.

Şehrin en büyük otelleri arasında olan Hilton ve Parc 55 otelleri, suç oranını sebep göstererek kapanma kararı aldılar. Her hafta başka işletmeler kapanıyor.

Kaliforniya eyalet polisleri son 6 haftada 2,1 milyon insanı öldürebilecek kadar fentanil adlı uyuşturucu yakaladı. Bu rakam, şehir nüfusunun neredeyse 3 misli.

Sabahları öğrencilerin, sokaklarda yatan uyuşturucu bağımlılarının üzerlerinden atlayarak okullarına gittiği görüntüler sosyal medyada büyük tepki çekti.

Çok izlenen 'Günaydın Amerika' televizyon programına çalışan bir muhabir, şehir merkezi çok tehlikeli olduğu için uzak, güvenli bir noktadan haberini sundu.

Geçtiğimiz günlerde Londra'nın en şık konut projelerinden birinin yöneticisi; suç artışından dolayı varlıklı alıcıların Avrupa ve Amerika'nın ünlü şehirlerinden kaçıp, Dubai ve Singapur gibi güvenliğin kontrol altında, hayat kalitesinin herkes için yüksek olduğu şehirlere göç ettiğini açıklamıştı.

Dünya ekonomisinin ciddi sorunlara yol açtığı bu süreçteki riskleri kontrol edemeyen şehirler, ekonominin düzeldiği dönemde eski parıltılarına yeniden erişemeyecek görünüyorlar.

Ekonomik sarsıntıları ve göç keşmekeşi süren bir ülke olarak Türkiye; marka kentlerini korumak için cazibelerini suça teslim etmiş bu kayıp şehirlerin hikâyelerinden öncelikli ders almak zorunda.
 

T24 Haftalık Yazarı

Mehmet Önal

m_monal@hotmail.co.uk