Esnerken de şık olmak şart mı?
Dior pilates halkası çıkardı. Celine reformer pilates makinesi tasarladı. Louis Vuitton yoga ekipmanlarına yatırım yapıyor. Birkaç yıl öncesine kadar yalnızca spor mağazalarında rastlayabileceğimiz ürünler artık dünyanın en prestijli moda evlerinin koleksiyonlarında yer alıyor. Peki moda dünyasının pilatesle, yoga ile ve wellness kültürüyle bu kadar yakınlaş-masının sebebi ne?
Joseph Pilates bugün yaşasaydı muhtemelen oldukça şaşırırdı. Yaklaşık bir asır önce geliştirdiği egzersiz sisteminin bir gün Dior, Celine ya da Louis Vuitton gibi moda evlerinin ilgisini çekeceğini herhalde tahmin etmiyordu. Oysa bugün pilates dünyası yalnızca hareketlerden, nefes tekniklerinden ve esneme rutinlerinden ibaret değil. Kendi estetiğini, kendi alışkanlıklarını ve hatta kendi tüketim kültürünü yaratmış durumda.
Son dönemde moda dünyasından gelen haberlerin önemli bir kısmı podyumlardan değil, pilates stüdyolarından geliyor. Dior'un wellness koleksiyonu, Celine'in reformer pilates makinesi ya da Louis Vuitton'un yoga ekipmanları ilk bakışta sürpriz gibi görünse de aslında son yıllarda şekillenen daha büyük bir tablonun parçaları.
Moda dünyasının yön değiştirme konusunda şaşırtıcı bir yeteneği var gerçekten. Bir dönem kayak merkezlerine ilgi gösterir, bir dönem sahillere. Bir dönem tenis kortlarına. Bugün ise gözler pilates stüdyolarında.
Bunun en önemli nedeni pilatesin ve wellness kültürünün son yıllarda geçirdiği dönüşüm. Bir zamanlar yalnızca belirli bir kesimin ilgi gösterdiği yoga ve pilates, bugün küresel ölçekte milyarlarca dolarlık bir sektör haline geldi. New York'tan Londra'ya, Paris'ten Dubai'ye kadar dünyanın birçok büyük şehrinde yeni nesil pilates stüdyoları açılıyor. Üstelik bu mekanlar yalnızca spor yapılan alanlar olarak tasarlanmıyor. Kafeleri var. Özel bakım ürünleri satılıyor. Tasarım detaylarına önem veriliyor. Kimi zaman küçük bir sanat galerisi kadar özenli dekore ediliyorlar. Sporun etrafında yeni bir yaşam alanı oluşuyor. İşte moda markalarının dikkatini çeken de tam olarak bu.
Dior mat satmıyor
Dior'un yeni Haute Wellness koleksiyonuna baktığınızda ilk dikkat çeken şey ürünler oluyor. Yoga matları, pilates halkaları, dambıllar, direnç bantları, su şişeleri…
Ancak biraz daha yakından bakınca aslında satılan şeyin ürünlerden daha farklı olduğu anlaşılıyor. Dior logolu bir pilates halkası hareketleri daha kusursuz yapmanızı sağlamayacak. Louis Vuitton matı üzerinde yapılan yoga daha etkili olmayacak. Ama bu ürünler belirli bir dünyanın kapısını aralıyor. Tıpkı moda dünyasının yıllardır yaptığı gibi.
Celine'in reformer makinesi neden bu kadar konuşuldu?
Bu akımın en dikkat çekici örneklerinden biri Celine oldu. Marka geçtiğimiz aylarda kendi reformer pilates makinesini tanıttığında moda basını uzun süre bu ürünü konuştu. Çünkü bu artık spor çantasına atılacak bir aksesuar değildi. Doğrudan evin içine giren bir objeydi. Üstelik oldukça görünür bir obje. Bir dönem evlerin en dikkat çekici köşelerinde büyük televizyonlar yer alıyordu. Daha sonra tasarım koltuklar, sanat eserleri ve özel kitaplıklar öne çıktı. Şimdi ise bazı evlerde reformer pilates makineleri dekorasyonun bir parçası gibi duruyor. Bu durum kulağa biraz abartılı gelebilir. Ama aslında günümüz yaşam alışkanlıklarını anlamak açısından oldukça ilginç. Çünkü insanlar artık evlerinin kendileri hakkında bir şeyler söylemesini de istiyorlar.
Pilatesin kendi estetiği var
Wellness kültürünün bu kadar büyümesinin sebeplerinden biri de kendi görsel dilini yaratmış olması. Bunu sosyal medyada birkaç dakika geçirince görmek mümkün. Açık renkli stüdyolar, doğal ışık, ahşap detaylae, keten kumaşlar, bembeyaz spor kıyafetleri…
Bütün bu görüntüler zamanla pilates ve yoga dünyasının ortak estetiğini oluşturdu. Tıpkı bir dönem modanın kendi görsel kodlarını yaratması gibi. Bugün wellness kültürü de benzer bir görsel evren kurmuş durumda. Moda evlerinin bu evrene kayıtsız kalması zaten mümkün değildi.
Loro Piana'nın yolu daha farklı
Bu alandaki tüm markalar aynı yaklaşımı benimsemiyor. Örneğin Loro Piana çok daha sessiz ilerliyor. Markanın wellness yaklaşımı pilates ekipmanlarından çok ev içi rahatlık ve konfor üzerine kurulu. Kaşmir battaniyeler, dinlenme alanları, rahatlama odaklı ürünler. Bu yaklaşım aslında son yılların en önemli moda kavramlarından biri olan sessiz lüksle de örtüşüyor. Gösterişten uzak ama son derece rafine. Bağırmayan ama kendini hissettiren bir anlayış. Wellness dünyasının estetiği de büyük ölçüde bu çizgiye yakın duruyor.
Spor salonları yeni sosyal alanlar mı?
Bu hikâyenin belki de en ilginç tarafı burada. Çünkü pilates stüdyoları yalnızca spor yapılan mekanlar değil artık. İnsanlar burada arkadaşlarıyla buluşuyor, yeni insanlarla tanışıyor, kahve içiyor, çalışıyor, sosyalleşiyor.
Bazı şehirlerde koşu kulüpleri ve pilates stüdyoları yeni nesil sosyal kulüpler gibi çalışıyor. Moda markaları da her zaman olduğu gibi insanların bulunduğu yere gitmeyi tercih ediyor. Bu nedenle son yıllarda spor dünyasıyla moda arasındaki mesafe giderek azalıyor. Tenis koleksiyonları, golf koleksiyonları, koşu kulübü işbirlikleri, bisiklet ekipmanları… Şimdi ise wellness koleksiyonları. Bütün bunlar aynı hikâyenin parçaları.
Peki sırada ne var?
Asıl soru belki de bu. Çünkü moda dünyasının wellness ilgisinin kısa süreli bir heves olmadığı artık oldukça net.
Sektör uzmanları önümüzdeki yıllarda bu alanda çok daha fazla yatırım göreceğimizi düşünüyor. Daha fazla ekipman. Daha fazla işbirliği. Daha fazla wellness odaklı koleksiyon.
Belki de yakın gelecekte bir moda markasının açtığı pilates stüdyolarını görmek kimseyi şaşırtmayacak. Sonuçta moda dünyası her zaman insanların hayal kurduğu alanlara ilgi duydu. Bugün o hayallerin bir kısmı kırmızı halılarda değil. Sabahın erken saatlerinde başlayan pilates derslerinde kuruluyor. Ve görünen o ki Dior'dan Celine'e kadar birçok moda evi de şimdiden yerini en ön sıradan almış durumda.
GÜLBİN ÖZBEY BOZTEPE