Filistin ve İsrail

Bu korkunç, kan davasına dönüşmüş davanın çıkış noktasında ne yazık ki İran, Hamas ve benzerleri ile İsrail arasında karşılıklı birbirini tanımama ve yok etme hedefi yatıyor.

 

Bugünkü koşullarımız bizi bunu unutmaya yöneltse de, unutmamalıyız

Geçenlerde İsrail yönetiminin Gazze’de işlediği soykırım ve savaş suçlarını gösteren kısa bir videoyu çok hak vererek izledim, ama bitiş görüntüsündeki küçük haritada İsrail’in silinip coğrafyanın Filistin bayrağına özgülenmiş olduğunu görünce ah dedim, işte savaş kışkırtıcılarına hizmet edecek bir motif daha.

Tabii, tuzak da olabilir. Ayrıca, bilincinde olunmadan, yeterince düşünülmeden, kıyım görüntülerinin hepimizde yarattığı tepkiyle, İsrail’in haritadaki varlığına bile tahammül edemez hale gelmek anlaşılır bir durumdur. Ancak, anlaşılır olması onaylamak anlamına gelmemeli. Netanyahu’nun ve bugünkü İsrail yönetiminin soykırımcı, yayılmacı politikasına karşı mücadele ederken, stratejik bakışımızı İsrail'in 1967 topraklarını yok saymaya vardırmamalıyız. Her şeye rağmen İsrail halkı da tıpkı Almanlar gibi temelde var oluş haklarına saygı gösterilmesi gereken bir halktır.

Bu korkunç, kan davasına dönüşmüş davanın çıkış noktasında ne yazık ki İran, Hamas ve benzerleri ile İsrail arasında karşılıklı birbirini tanımama ve yok etme hedefi yatıyor. Bugünkü koşullarımız bizi bunu unutmaya yöneltse de, unutmamalıyız. Yaser Arafat ile İzak Rabin’in buluştuğu nokta biz dünya halklarının tutamak noktamız olmalı.
Yukarıda söz ettiğim videoyla ilgili bu tepkimi sınırlı bir çevrede dile getirmekle yetinmiştim ki 2 Ağustos Cumartesi tarihli gazetelerde aynı problemin daha büyük boyutlarda ortaya çıktığı bir haber gördüm. Bir gösteri yürüyüşü haberi. Fotoğraftaki yürüyüşçülerin en ön sırada taşıdıkları bir pankartta yer alan “İsrail’i yok edin!” sloganı, eylemin yanı sıra, problemin de temelini temsil ediyor bence. Bu slogan son tahlilde Netanyahu faşizminin ekmeğine yağ sürmeyecek midir, üstelik tam da Fransa ve Britanya gibi iki devletin Filistin’i tanımaya karar verdikleri haberiyle aynı zamanlara denk getirildiğinde?

 

İsrail’siz harita bir göstergedir. Evrensel hukukun ve adaletin diline dahil olmayan bir gösterge...

Derken, 4 Ağustos Pazartesi gününün gazetelerinde, 1000 (bin) İsrailli sanatçının ortak bildirisini okudum. Birgün, Bianet ve Milliyet gazetelerinde yer alan habere göre bildirideki çağrı Gazze'deki İsrail askerlerine yönelikti ve "savaş suçu" olan saldırıların sona erdirilmesini istiyordu. İmzacılar, Gazze'de "çocukların ve masum insanların öldürülmesine, açlığa, nüfusun sürülmesine ve kentlerin anlamsızca yok edilmesine" karşı olduklarını duyuruyor,

İsrail askerlerini Gazze Şeridi'nde "savaş suçu" teşkil eden saldırılarını durdurmaya ve insani değerlerden vazgeçmemeye çağırıyorlardı...

Haberin kaynağı, The Times of Israel adlı gazeteydi. Sanatçılar ayrıca, Netanyahu hükümetine Gazze'de tutulan esirlerin serbest kalması karşılığında saldırıları sona erdirme çağrısında bulunuyorlardı.

Şimdi insan merak ediyor, Netanyahu yönetimi bu çağrıya nasıl bir karşılık verecek, imzacıların halkı askerlikten soğutmaktan tutun, daha kimbilir net tür ihanet suçlamalarıyla sabaha karşı evlerinden derdest edilmesi dahil hayatı onlara zından etmenin hangi örneklerini sergileyecek.  

Yazının buraya kadar olan kısmını 4 Ağustos Pazartesi günü yazmıştım. Şu an 5 Ağustos Salı günündeyiz ve yeni haber, “Netanyahu, Gazze’nin tamamını işgal etme kararı aldı!” şeklinde. Netanyahu ile “güvenlik kurumları” arasında “görüş ayrılıkları”ndan da söz ediyor gazeteler. Ve kabinenin bu plana onay vermek için yine bu 5 Ağustos Salı günü toplanacağını bildiriyorlar.

Karar onaylanır ve Netanyahu dediğini yaparsa, onun haritası da girişte söz ettiğim videodaki gibi bir “tek bayrak” haritası olacak demektir. Silme Filistin bayrağına karşı, silme İsrail bayrağı.

Durum bu mu olacak? Araplık gibi Yahudilik de zaten çoktan paramparça değil mi? Güzelce çeşitlenmek değil ne yazık ki bu. Canavarca parça parça olmak.
 

Necmiye Alpay

necmiyealpay@gmail.comhttps://t24.com.tr/