Göle maya çalmak!

Rahmetli ninem öyle derdi: 'Eli ayağı boş değil, duttuğu iş değil". Erbakan 'Avara kasnak' olarak tanımlardı bu durumu. Halk arasında '6 ay, bir güz gidip, bir arpa boyu bile yol almamak' diye bir tanım vardır

Abdurrahman Dilipak

Arpa boyu ileri gitmek şöyle dursun, geri gidişi durduramıyoruz. Toplum Mühendisliğinin en uç noktasında yer alan, Psikolojik Harp Teknikleri arasında sayılan Beyin Kontrolünü hedefleyen Algı operasyonları ile buraya kadar iyi geldiler. Bu aslında bir tekno büyücülük. Bu şeklide insanlara Hakkı Batıl, Batılı Hak göstermek de mümkün. Artırılmış Sanal Gerçeklikle artık her şey mümkün. İpnoz teknikleri, subliminal mesajlar, BioRezonans bunun yanındaki ayrıntılar.

Hele işin içinde biraz din, biraz kehanet, mitoloji, astroloji ile birlikte Ezoterizm’i de katarsanız, insanlar neye inanacaklarını şaşırırlar.

Bir şeyin bereketini yok ederseniz, geriye fazla bir şey kalmaz.. Dikkat ederseniz, paranın, malın, makamın eğer bereketi kaldırılmışsa orası elde etmeye çalıştığınız şeyi öğüten bir değirmene döner..

Fazla naz aşık usandırır” derler. Size inanan ve gönülden bağlanan insanlar söylenen sözlerin doğru olmadığı, söylenen sözlerdeki çelişkileri görenlerin aşkı bir anda öfkeye dönüşür.

Bekliyorum, bu sene 15 Temmuz nerede kitlesel olarak anılacak diye, bu sene öyle bir tören olmayacak.. Artık Şehid yakınları ve gaziler de gözükmüyor meydanlarda. Dinledikleri onların da kafalarını karıştırmış durumda.

Zaten emekli maaşları, İklim yasası, DEM’le ittifaktan sonra milletin kafası iyice karıştı. Bugünden yarına düzelecek gibi de görünmüyor. Hele, bütün bu olanların üzerinden Dini mesajlar kimseye samimi ve inandırıcı gelmiyor. Kudüs konusundaki söylemler de baydı. İktidar-Muhalefet kimse ağzına CHABAT’ı almıyor!

“DEM İttifakı” deyince aklıma Nasreddin hocanın şu fıkrası gelmişti. Nasreddin Hoca (1208-1284) Akşehir Gölü'ne maya çalmıştı. 2023 yılında Konya’nın Beyşehir ilçesinde, kuraklık tehlikesine dikkat çekmek amacıyla “Beyşehir Kadın ve Dayanışma Derneği” tarafın suyu büyük ölçüde çekilen Akşehir gölüne yeniden maya çalındı, bakalım bu sefer tutar mı? 800 yıllık bir hayal bu: Ya tutarsa!

PKK kendinden ibaret bir örgüt değildir. Bu örgüt bir çok yabancı istihbarat örgütü, silah ve uyuşturucu mafiası ile bağlantısı var. Demokrasi dedikleri şey bunun üzerine örtülen bir şal. Feshediliyor dedikleri örgüt aslında çoktan yok edilmişti. Sembolik bir değeri vardı. PYD, KCK gibi daha bir isim altında faaliyetlerini sürdürüyor. Anayasa değişikliği için DEM’in desteği gerekli idi, bu vesile ile de böyle bir şeye ihtiyaç duydular anlaşılan. Bakalım millet bu defa da bu oyuna gelecek mi?

İlhan Karaçay 2025 Türkiye’sini araştırmış ve Hollanda ile kıyaslamış. Eğer bir yanlış varsa Aile bakanı Mahinur Özdemir Göktaş bizi uyarır. O da zaten İlhan Karaçay’ı da tanıyordur, onu uyarır. Karaçay şunları yazmış, kendi internet sayfasında: *Türkiye’de kira yardımı yokken, Hollanda’da asgari ücretliye ve sosyal ödenekliye 400 Euro kira yardımı yapılıyor. *Türkiye’de emeklilik için 7200 gün çalışmanız gerekirken, Hollanda’da bir gün dahi çalışma şartı yok. *Türkiye’de sağlık sigortası için maaşın % 5’i kesilirken, Hollanda’da devlet 270 Euro aylık destek veriyor. *Türkiye’de öğrencilere faizli eğitim kredisi verilirken, Hollanda’da başarıya bağlı geri ödemesiz kredi, ücretsiz ulaşım hakları var. *Türkiye’de, özel davalar için avukat desteği yok iken, Hollanda’da orta gelirliye dahi ücretsiz avukat tahsis ediliyor. *Türkiye’de kısıtlı bir çocuk ödeneği ve yine kısıtlı bir kreş ödeneği varken, Hollanda’da çocuk başına yıllık 2000 Euro’ya kadar ödenek veriliyor ve kreş masrafları da devlet tarafından ödeniyor. *Türkiye’de, borçlulara derhal haciz uygulanırken, Hollanda’da daha çabuk çözüm imkânları uygulanıyor. *Türkiye’ye gelen gurbetçilere ‘Şımarık zenginler’ gözüyle bakılıyor ve horlanıyorlardı. Şimdi ise aynı gurbetçi, bluz, pantolon fiyatlarını görünce, vitrinden uzaklaşıyorlar. (…)”

Hadi bakalım siz gençleri içeride tutun bakalım, tutabilirseniz.

Kuşkusuz Hollanda ile ilgili tek gerçek bu değil, işin bir de öteki yüzü var, ama bizim memlekette de zaten kimse öteki dünya ile, meselenin öteki yüzü ile ilgilenmiyor, hep bu dünya ile ilgili.

Övünmeyi-dövünmeyi bırakıp keşke kendi işimizle ilgilensek. Aklımızı kimseye kiraya vermesek.. Ucuz yalanlara bu kadar kolay inanmasak. Bu siyasilerin çoğu yeteri kadar kurnaz da değil, bilgi sahibi değiller, cesur da değiller, dürüst değiller, ama öyle görünüyorlar. Halk da bunların yalanlarına kolayca inanıyor. Yani toplumda da çok büyük bir zaaf söz konusu bu anlamda.

Bir şeyin kemali, zevaline işarettir. Hukuksuzluk, yolsuzluk gibi konular da sanırım artık kemale erdi. Halk da artık bazı şeyleri sormaya başladı. İHA, SİHA, Şehir Parkları, Şehir Hastahaneleri, Yol, köprü, tünel, liman gibi konular çiğnene çiğnene sakız oldu. Adalet, Aile, Fuhuş, Uyuşturucu, yolsuzluk, pahalılık rüşvet ve torpili sormaya başladı yurttaş. Yolun maliyetini, güzergahını soruyor, müteahhidin kimliğini soruyor,

Yurttaş, CoVID, mRNA, PCR’nin ne olduğunu soruyor, İklim Yasasını, Köpek yasasını, İstanbul sözleşmesini, 5G’yi, ChemTrails’i, Karbon ayak izini soruyor. Bunları sorunca birileri hemen kabalaşıveriyorlar. Zaten konuşmalar hep üst seviyeden ki, onların söylediklerini tekrarlamıyor, hele de karşı bir fikir beyan ediyorsan, “Hain’din” zaten! Hıı, yoksa sen FETÖ’cü müsün, PKK’lı mı? Türk’sen FETÖ’cü, Kürt’sen PKK’lı. Artık PKK’lı mısın diye de soramayacaklar. Ama kendileri dönme dolap gibi sürekli dönebilirler. İlginç, millet de bu güne kadar hep bunları yedi. Ama onların de dayanabileceği sınır aşıldı sanırım ki, tepkileri sert oluyor. Ne demişler: Uysal atın çiftesi pektir”.

Sahi şimdi, o Şehidlerin adlarının verildiği üst geçitler, okullar, yurtlar, otobüs durakları ne olacak?

İttifak kurdukları DEM için içinde gizli bir LGBT var, DEM SDG’ya benzer, içinde Ermeniler, Ezdiler, diğer ne kadar gayri Müslim unsur varsa hepsi o çatıda var, Komünist, Ateist, Nuseyri, Dürzi.. Artık onlarla da müttefik olmuş mu olacaklar.

Daha durun bitmedi: DEM’de gizli bir ABD, bir AB, bir NATO var. DEM de gizli bir İsrail var.

Gazze ve Kudüs davasını gölgelemek için ve çözüm deyince Filistin devletini öne sürmek için FKÖ’yü, Abbas’ı öne sürenler, aslında Kushner / Dahlan tuzağına düşüyorlar. Bunların oluşturacağı bir Filistin devletinin de içinde gizli bir İsrail var..

Bakalım bugün bu konuda neler yaşanacak. Dün bir şeyler açıklanır diye bekledim ama, beylik laflardan başka bir şey yok. Görünen o ki, Ankara'dakilerin aklı karışmış. Herkes birbirini suçladığına göre bundan sonra da bir uzlaşma zemini bulmaları zor.. Dikkat ederseniz troller de sessiz. Bu konular TT bile olamıyor.

15 Temmuz konusunda insanların çoğu artık anlatılanlara inanmıyor ve konuşanlara güvenmiyor. Cevapsız sorularına insanlar söylentilerden cevap bulmaya çalışıyor.

Güvenmek güzeldir ama, kontrol etmek daha da güzeldir.

Siyaset Güven müessesesi değil, vekalet müessesesidir. Cam evde oturmayan yani şeffaf olmayan ve denetimden kaçan siyasetçi şaibelidir.

Feraset sahibi insan bir delikten iki kere ısırılmaz. Ha bu olanlar bize ders olsun. Bir defe bilmediğimiz şeyin peşine düşmeyelim, bize söylenen her şeye hemen inanmayalım. Birileri dinin, birileri tarihin, birileri ideolojinin içini boşalttı, magazinleştirdiği.. Travesti Sisi, Tuncay Güney, Captagon tüccarı bir herif, Emire diye bir karı bir araya geliyor, bir tarikat kuruyor, bizimkiler kapıda el öpmek için sıraya diziliyor.

Ne olur kendinize yazık etmeyin. Sonra dininizi de kaybedersiniz, devletinizi de.

Selam ve dua ile.

 

Abdurrahman Dilipak