İmamoğlu sert çıktı: Cinayet projesidir, felaket projesidir
Ekrem İmamoğlu, bir basın açıklaması düzenliyor. İmamoğlu, basın toplantısının hiçbir siyasi amacı olmadığının altını çizerken, "Bu ülkenin tüm geleceğini tehlikeye atan büyük bir risk ile karşı karşıyayız" dedi.
İmamoğlu, "Kanal İstanbul" projesi hakkında dikkat çeken sözler sarf etti. Bilim insanlarıyla konuştuğunu belirten İmamoğlu, "Kanal İstanbul" için "cinayet projesidir" ve "felaket projesidir" ifadelerini kullanırken, bu karardan derhal vazgeçilmesi uyarısında bulundu. İmamoğlu, konuyla ilgili olarak yüzlerce bilim insanının ortaya koyduğu gerçekleri sıraladı.
İmamoğlu, İBB'nin "Kanal İstanbul" projesinden çekilmelerinin sebebi için, 15 tehdidi 15 madde halinde sıralayarak anlatıyor.
İmamoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şu şekilde:
Susuzluğa mahkumiyet: 427 milyon metreküp içme suyu rezervi elden çıkar. Bu susuzluğa mahkumiyet demektir.
Kanal İstanbul yapılırsa, İstanbul’un 8 bin 500 yıldır var olan yer altı ve yer üstü kaynakları yok olacak. Devlet Su İşleri ve İSKİ raporları felaketin boyutlarını tek tek anlatıyor. Terkos Gölü'ne tuzlu su karışacak. Gölün ebediyen su kaynağı sıfatını yitirecek olması önemli bir ihtimaldir. Sazlıdere Barajı da tümüyle işlevsiz kalacak.
Bu ülkenin geleceğini riske atan bir durumla karşı karşıyayız. Kanal İstanbul ihanet değil cinayet projesi. 16 milyonun varlığına 82 milyonun güvenliğine yönelik bir felaket projesidir. Ne rant vaadedilmiş olsa da derhal vazgeçilmelidir.
Devlet Su İşleri raporunda çatlaklardan sızacak tuzlu suyun su kaynaklarına sızacağı belirtiliyor. Kaybedilecek su kaynaklarının alternatifi de bulunmamaktadır. Geçirgen zeminden dolayı Terkos'a tuzlu su sızacağı kesin. Buradaki tek tehlike de susuzluk değil. Yeraltı sularını da kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Stratejik su kaynaklarını kaybedeceğiz karşılığındane alacağız. Su gitti sükse yapacağız. Kime? Onu da bilmiyoruz. Koca bir hiç alacağız.
ÇED raporunu hazırlayanlar bölgedeki yapılaşmadan hiç bahsetmiyorlar, kimi aldatıyorsunuz? Raporda bu yapıların ne tür çevresel sorunlara yol açacağına hiçbir şekilde cevap verilmiyor. Sanki bölgede yapılaşma olmayacakmış gibi bir rapor hazırlanmış.
Bir avuç insanın önceliği beni ilgilendirmiyor. Milyonlarca insanın önceliği beni ilgilendiriyor.
Kanal İstanbul demek deprem riskinin tetiklemek demektir. Küçükçekmece Gölü’nde üç tane sığ fay hattı var.
Ayrıntılar geliyor...
Odatv.com