Kadınlarımız, maaşlarımız…
Bütün bu zamlar ve hayat "karartılması" karşısında söyleyecek bir itiraz sözcüğünüz yok mu?
Yazıma başlamadan bir sevincimi paylaşmak isterim. Voleybolcu kadınlarımız dünya şampiyonu oldu. Başka bir kadınımız "serbest dalış dünya rekoru" kırdı. Bir başkası tek başına yelken ile Atlantik okyanusunu geçti. Boksta, güreşte dünya şampiyonlarımız, tekvando da dünya şampiyonu, basketbol ’da Avrupa ikincisi kadın takımlarımız var. Atletizmde, yüzmede, teniste ve daha hatırıma gelmeyen dallarda dünya çapında ve olimpik kadın sporcular yetişmiş.
Ben uzun yıllardır yazılarımda "Ben, Kadın severim!" diye yazarım. Dişi değil, kadın. Öğrencilik yıllarımda derslerine girdiğim ünlü psikiyatri profesörü Prof. Dr. Rasim Adasal; "Kadın başka bir ırktır!" derdi. Kadınların erkeklerden birkaç gömlek daha üstün "yönetici" olduklarını yazmışımdır.
Ads by KioskedAcaba bizimki gibi ülkelerin yönetim sistemlerinde kadınlara yapılan baskı tam tersi bir durumda, yani bir kadın üstünlüğü ve erkek üzerinde "sen evde otur, çocuk bak, ev işleri yap" olsa idi ne olurdu. Öyle ya; artık erkeğin fizyolojik üstünlüğüne ihtiyaç yok, dinozora karşı korunmaya, ya da ceylan oklayıp karın doyurmak çok gerilerde kaldı. Erkek ne yapabiliyorsa kadın da yapabilir. (Hatta tuvalet kullanma sistemi dahil!!)
Böyle bir durumda bizim "ev erkekleri" kadınlarımızın gösterdiği başarıları gösterebilir miydi acaba?
İnsanlık tarihine bir bakın; Erkek yönetimi tarih boyunca çıkardığı irili ufaklı yüzlerce harp sonunda, sadece 2 nesil önce ayni kıtadan 40 milyon insan öldürdü. Şimdiki nesil ise da daha korkuncu için dört nala hazırlık yapıyor.
Ülkemizde yine erkeklerin çıkardığı; "Kadın evde otursun" diyen bazı yayın organları var. Kimisi haddini aşıp kadınlarımızın hayat tarzını sorguluyor. Bence bu yayın organı; üzerine yağını alsın diye balık tava çıkartılmaya yarar; başka bir işe yaramaz. Yazdıkları ile dalga bile geçilemez; yazılarda hiçbir gri hücre katkısı yok...
İşte ben bunun için kadın deyip duruyorum. Hatta herkesi kızdırayım; tüm erkek üst seviye siyasetçiler arasında, tek bir kadın "bu iş olmaz!" dedi diye linç edildi; ancak sonunda bir tek onun dediği doğru çıktı.
Muhalefet yanlısı epeyce ekonomist var. Bunlar seçimden önce müthiş çalışarak bu işten anlayanların çok takdir ettiği bir bilimsel doküman ile ülkenin ne şekilde "ilerleyeceğini" geniş bir perspektif de anlattılar. Bende bundan sonraki yazılarımda, ülkenin çıkış yolunun niye sadece Sanayi ve Tarım bakanlıklarından geçtiğini, onlar ile görüşerek hiç durmadan anlatacağım.
Seçim biteli 2 ayı geçti. İktidar; aynen beklendiği gibi "tepeden tırnağa" zam yağmuruna başladı; 6 lı masa (şimdilerde sadece Millet İttifakı diyorlar) yöneticilerinden ya da bilge Ekonomist danışman ve siyasetçi takımından tık yok.
Ads by KioskedAmerikalılar, kendi Cumhurbaşkanlarının zekâ seviyesini anlatmak ve hicvetmek için "bu adam merdiven inerken çiklet çiğneyemez!" derler.
Bazıları, siyaset dışı kalmamak için hummalı bir çalışma içinde. Özellikle ana muhalefet kongre hazırlığı yapıyor, sayın genel başkan "gemiyi limana döndüreceğini" söylüyor ve makamında oturmağa devam ediyor. Ancak limanın hangi liman olduğu pek bilinmiyor!
Sayın Başkan, siz sadece CHP’lilere (1.369.430 üye) değil, size oy veren 25. 432. 951 T.C. vatandaşına karşı sorumlusunuz.
Parti içi problemleri hakkında ahkam kesemem, etik olmaz, CHP'li değilim; zaten anlamıyorum, tahminlerimin hiçbiri tutmuyor:
Ancak bütün bu zamlar ve hayat "karartılması" karşısında söyleyecek bir itiraz sözcüğünüz yok mu? siz yine Başkanlık savaşına devam edin, sizin bileceğiniz iş; ama, en en azından emekliler hakkında bir söz bekliyorum doğrusu; 25 milyon seçmen gibi, bende size oy verdim; partinizi Ana muhalefet yaptım. Yoksa sizin de merdiven probleminiz var?..
Beni -kendim de bir emekli olarak en çok Emeklilerin durumu ilgilendiriyor. Zaten hayatım boyunca "kök maaş, brüt -net, gösterge, vergi kesintisi, filan gibi ince hesaplara aklım ermedi. Özel sektörde olabilir ama; memuriyette herkese para "bitişikteki" hazineden dağıtılmıyor mu?
"Memur" denilen vatandaş, ayni "işçi" denilen vatandaş kadar günlük kalori, barınma, ısınma, tatil vs gibi "yaşama" parametreleri ile hemhal oluyor. "Emekli" denilen vatandaş da aynı... Ancak, nedense onun maaşı bazı anlaşılmaz, ya da kabul edilmez parametreler ile yükseliyor, alçalıyor.
"Alçalıyor" dememe itiraz edildiğini duyar gibi oluyorum. Ben maaşı ifade eden ve TL sembolünün önündeki sayılardan bahsetmiyorum. TL değeri gibi gayet volatil (uçucu, havada) ve "sahici dünyada hiçbir anlaşılır değeri olmayan" bir "şey" den bahsediyorum. Dolar, yen, ya da euro gibi "bir değer" ifade eden paralar gibi değil Türk lirası.
Dolayısı ile "Türkiye’de maaş" gibi bir değer algısında bahsetmek yerine; "alım gücü", ya da "ihtiyaçları karşılama sayısı" daha "net anlaşılır" oluyor; ya da hesaplamayı günlük yapacaksınız. Ama bunu da yapmak kolay değil; mazota % 30 zam yapıp domates 79 liraya çıkınca; bu sayıları sağlıklı bir şekilde analiz-sentez yapacak bir "yapay zekâ" programı bulunmuyor.
"Emeklilere" verilen "para miktarı" gerek sosyal gerekse fiziki şartlar çerçevesinde "memurlara" ya da "işçilere" verilen "para miktarından" daha fazla olmalı. Çünkü emekli; sağlığa, seçili gıda almaya, sosyalleşmeye, gençlerden daha çok "para" ayırmak durumunda. Sizleri yetiştirip, bu günlere getirmiş olanlar onlar; Analarınız, babalarınız...
Peki bu "parametrelere" göre durum ne?
Ülkede, "Yoksulluk ve açlık sınırı" diye "alım gücü, ya da ihtiyaç karşılama sayısı" var. Açlık sınırı hesaplanırken biri 0 ila 6 yaş, biri 6 ila 15 yaş aralığındaki iki çocuğa sahip, toplamda dört kişilik bir ailenin temel gıda ihtiyaçları göz önüne alınıyor. Açlık sınırı hesaplaması yapılırken, bilimsel araştırmalarda yer alan minimum besinler göz önünde bulunuyor. Temmuz 2023 itibari ile bekar bir çalışanın salt yaşama maliyeti 14.000 TL üzerinde.
Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 33.750,48 TL’ye yükselmiş.
Ayni ailenin açlık sınırı ise 11.000 TL. Yani ortalama genç ve çalışan bir insan ayda (4 kişilik Ailesi ile birlikte) yaklaşık 2750 TL harcayamazsa açlıktan ölebilir. Bu sayının tek başına olursa zar zor 4000 TL olduğu hesap ediliyor.
2023 Temmuz-Aralık için asgari işçi ücreti 11.402,32 TL oldu.
Aynı dönemde asgari memur maaşı, 2 misli, 25.015 TL. oldu.
Milletvekili maaşı ise 73. 379 TL olarak belirlendi.
Milletvekili emeklisi de artık 51.790 TL maaş alacak.
Sade suya Emekli maaşı ise aslanlar gibi 7.500 TL. Geleneksel Türk ailesinde (Bugün 60 yaş üstü olanlar) emekli karı koca beraber, tek maaş ile yaşar. Yani iktidar, Emeklileri, kendince malum olan, buna rağmen uyguladığı "TL ile ifade edilen sayılara göre "AÇLIKTAN ÖLÜME MAHKUM" etmiş durumda. Bu rakamsal bir gerçek... Mugalatadan uzak...
(Bir de şeytanın avukatlığını yapayım; Memur ve milletvekili maaşını kim veriyor, millet; yani hazine!
Peki İşçi maaşını kim veriyor? İşveren... Şimdi anlıyor musunuz "SERBEST PAZAR EKONOMİSİ denilen kapitalist sistem kimin için işliyor. Böyle yazıyorum diye sakın beni eski tabir ile "komünist" sanmayın. Ülkelerin sadece özel sektör "kafası" ile "ileri" gideceğini bilenlerdenim.
Ancak; "daha "ileri" gidilemeden" bazı kesimlere kıyak yapmak için" uygulama yaparsanız sonunda bu "ekonomik kriz" oluyor işte. Üretim yerine bina, otoyol, köprü gibi sadece "para götüren" işlere para yatırır, Yerli üretim diye hazır mal yutturmaya çalışırsanız sonu bu olur.
Buna da ne Sayın Cumhurbaşkanının Ekonomi bilgisi ne damadın dolar aşağılaması ne de sayın Nebatinin gözleri mâni olamadı., Yeni Maliye bakanı, daha bakan olmadan muhtemelen yakın dostlarına niye olamayacağını anlatmıştır.
Bu sarmaldan çıkmanın bir tek yolu var. Sanayi ve Tarım bakanlıkları ile sürekli görüşüp sizlere yazacağım.
"Para yok, yatırım yok, piyasa kalmadı; biz İleri nasıl gideceğiz? Diyorsanız; daha çok ATATÜRK okuyun…"
Tekrar hatırlatayım; sade suya vatandaşın emekli maaşından tam 7 kat daha fazla Emekli Milletvekili maaşları var. Ayıp değil mi?
Eh, kararı veren vekil; maaşı alan ayni vekil...
Olacak o kadar… Seçim sonrası ben "otomobilci" gözü ile biraz da karikatüre ederek.