Kıbrıslı bir Sülün Osman'ın ibret verici hikâyesi
Derviş Zaim, uzunca bir sessizlikten sonra dönüyor. Ama öylesine farklı ve kişilikli bir filmle ki..
Mustafa 2019 yılında vefat etti. Ardında Derviş Zaim sayesinde oya gibi örülmüş bir filmle, kolay unutulmayacak bir hayat hikâyesi bırakarak...
|
X X X Yönetim, yapım ve senaryo: Derviş Zaim Belgesel, 2013 |
Değerli yönetmen Derviş Zaim, uzunca bir sessizlikten sonra dönüyor. Ama öylesine farklı ve kişilikli bir filmle ki... Bu yalnızca bir belgesel değil. Ayrıca son derece kendine özgü ve her şeyiyle orijinal bir yapım...
Derviş Zaim, uzunca bir sessizlikten sonra dönüyor. Ama öylesine farklı ve kişilikli bir filmle ki..
Derviş Zaim Kıbrıslıdır; bilenler bilir (Kuzey Kıbrıs, Limasol doğumlu). Orada genç yaşlarda tanıdığı en tuhaf insanlardan biri Mustafa Serttaş'tır. Lakabı yerel bir sözcükle Tavuri olan... Bu sözcüğün oralarda 'şeytan' anlamına geldiğini de belirtelim!...
Kıbrıs'ın Yenişehir, Magusa yöresinden olan Mustafa ile Derviş daha 8 yaşlarında tanışıyorlar. Derviş'i gerçek hayatta, Mustafa'yı ise filmde tanıdığımız kadarıyla, ortak yanları hiç yok gibi... Ama kader onları bağlıyor. Ve yıllar sonra kahramanlarının tümü gerçek kişiler olan bu film ortaya çıkıyor.
Mustafa gençken biraz okumuş. Sonraki yıllarda filmin bir yerinde eline verilen Dostoyevski'nin Suç ve Ceza adlı tuğla gibi kitabını da eline alıp karıştırmıyor değil!... Ama okumak? Onun alanı olacak şey değil...
Öyle bir babası varmış ki, ona daha çocukken "Git bul, çal, getir" diye emir verirmiş... Üç kez evlenmiş, ama ailesini ve çocuklarını hiç tanıyamamış. Nasıl tanısın ki... Yaşamının hemen tümü hapishanelerde geçmiş.
Çünkü o doğuştan bir suçlu. Vazgeçmez bir hırsız; iflah olmaz bir kötücüllük toplamı. Çalmak, bunun için de en basidinden en entrika gerektirenine her yola başvurmak, onun için bir tutku, bir saplantı. O sanki döneminin ve coğrafyasının Sülün Osman'ı... Aldatmaktan adeta keyif alan, kandırmaktan ilahi bir zevk duyan bir insan...
Ve bunu kabul ediyor. O kırık-dökük, Kıbrıs şiveli Türkçesiyle şöyle diyor: "Ben neyim, ben kimim, ben neler yaptım, ne günahlar işledim!", "Ben tam bir dolandırıcıyım; bunun için doğmuşum!"... Ya da "Bu memlekette enayiler oldukça ben kandıracağım". Bir ara Londra'ya gittiğinde bile etrafına bakınıp kimi nasıl soyarım diye düşünen biri...
Bu yüzden de hayatı hapislerde geçmiş. 1979'dan 2015'e dek girip -ve uzun uzun kalıp- 2015 yılında çıkmış. Ne ailesini tanımış, ne de hayattan gerçek bir zevk alabilmiş. Ömrünün dörtte üçü dört duvar arasında geçmiş. Ve orada, hepsi aynı kareli gömleği giyen ve filmde harika biçimde canlandırılan suçlular arasında hayatına acılı gözler atıp durmuş.
Ama en önemlisi bu konuda Zaim'in yaptıkları. Derviş daha uzun zaman önce bu olayı film haline getirmeyi kafasına koymuş. Hem Kuzey Kıbrıs'ı -tüm güzel yanlarının yanı sıra sefaleti, yoksunluğu, dökük evleri, eril zihin yapısıyla- çok iyi biliyor; hem de Mustafa Serttaş sanki onun bir akrabası... Ve yıllar öncesinden çekimlerine başlıyor. Tüm o gerçek kahramanları, aynen kendilerini oynayan figüranları gerçek dekorlar içinde çekerek... O garibanlar için -filmde aynen söylendiği gibi- sanki bir Robin Hood. Ve bir savcının dediği gibi "Önemli olan, kötülüğün içinde saklı iyiliği bulmaktır".
Aslında yanılmıyorsam bu hikâyenin kitabı da çıkmış. Ama o kolay... Asıl olan, yıllara yayılmış bu kendine özgü olayı yine yıllara yayılmış bir filmle çekmekti. Mustafa 2019 yılında vefat etti. Ardında Derviş Zaim sayesinde oya gibi örülmüş bir filmle, kolay unutulmayacak bir hayat hikâyesi bırakarak...