Millet can, onlar koltuk derdinde
Türk Ordusu, en iyi eğitilmiş 200 bin askerini kendi ülkesinin güneydoğusuna yığdı. Bir ordu kendi ülkesinde 200 bin askeriyle savaşıyor.
Bu sanıyorum dünya tarihinde ilk olmalı.(...) Ülkenin bir yanı yanıyor. Yıkılıyor. Güneydoğu en acı sorun olmaya devam ediyor. Akşamüstü, ilk açıklamaya göre 27 kişinin hayatını kaybettiği yeni bir patlamanın yaşandığı Ankara'da ise "koltuk savaşları" var. "Benlik savaşları" da diyebilirsiniz.
(...) 3 koltuk boğazlaşıyor.
Bakan koltuğu.
Müsteşar koltuğu.
Bakan yardımcısı koltuğu.
Vuruşmanın ilk belirtisi geçen hafta sonunda su yüzüne çıktı. Bakan yardımcısı koltuğunu kapmış olanlar; Erdoğan'dan toplu olarak randevu istediler ve toplu olarak randevu verildi.
Saraya çıktılar.
Anlattılar:
"İmza yetkisi" istiyoruz.
Adı üstünde bakan yardımcısı fakat bakanı da aşacak, müsteşarı da icabında kenara koyacak "imza yetkisi" istiyor.
(...) Belki de AKP ikiye çatladı.
Belki de çatlıyordur...
Necati Doğru / Sözcü
*
O manşete tepki yağdı
Kimileri Milat gazetesine "AKP'ye yakın, insanlığa uzak" şeklinde yeni manşet önerileri getirirken, kimileri de "Allah akıl fikir versin" temennisini paylaşmakla yetindi.
"Milat, 'ya başkanlık ya kaos' demek istemiş anlaşılan" yorumu yapanların yanı sıra "bombalar kimin için patlıyor, bu manşet özetliyor" diyenler de çoktu.
Milat'ı eleştirenler arasında MHP'nin genç milletvekillerinden, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Mehmet Parsak da vardı. Parsak, twitter hesabından gazetenin kupürüyle birlikte şu mesajı paylaştı:
"Mahalle yanarken o... saçını tararmış misali, Milat gazetesinin manşeti: Başkan Erdoğan. Başkanlığınız batsın!"
*
'Hepiniz Zühtü Arslan' idiniz!
Havuz gazetesi ve besleme gazeteler ki hepsine kısaca "yandaş medya" da diyebiliriz, Cumhurbaşkanı'nın hedefe koyduğu herkes ile ilgili yayın yapmayı çok seviyorlar. Böylece gazetelerin patronları, Cumhurbaşkanı'nın gözüne daha çok giriyor. Daha çok ihale ve kamu kuruluşlarının reklamlarını alıyorlar.
En son hedef biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan. Onunla ilgili korkunç gerçeği geçen gün ifşa ettiler. Meğerse Zühtü Arslan, Polis Akademisi Başkanı iken açılan bir soruşturmada Fethullahçı bir kadrolaşmayı görmediğini söylemiş.
Söz konusu soruşturma 2010 yılında açılmış.
(...)
2010 yılında, bu iktidarın içinde ya da yanında olup da Fethullahçı örgütlenmeyi reddetmeyen var mıydı? Bizler bu köşelerde bunları yazarken, telefonlarımız bu nedenle dinlenir, olmadık suçlamalarla kimin ne zaman tutuklanacağı yandaş medyada tartışılırken, sizler neredeydiniz?
"Bitsin bu hasret dön artık" diye gözyaşı dökenler kimdi?
"Ne istedilerse veren" kimdi?
"Her şeyi cemaate bağlıyorsunuz, abartıyorsunuz" yazılarını döşenenler kimdi? Onların da hepsi Zühtü Arslan gibiydi! Fethullahçı çeteleşmenin ulaştığı boyutu biliyorlardı ama görmezden, duymazdan, bilmezden geliyorlardı. Onun için Zühtü Arslan'a "çakmak" istiyorsanız başka şeyler bulun. Bu tehlikeli sulara girmeyin, timsahlara yem olmayın!
Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet
*
Reyting için ille de "kalitesizlik" gerekmiyor
Ulusal Kanal'da 'Ceviz Kabuğu' programında, Yalçın Küçük hocamızla Doğu Perinçek var. Habertürk kanalındaysa Cüppeli Ahmet hoca... Ev ahalisi 'tweet' dünyasına baktı. Sıralamada ilk 10 arasında yer almışlar.
Her iki kanal, tarihi günlerinden birini yaşadı. Reyting sadece dizilerle, evlendirme programlarının içindeki komplo senaryolarında olmuyor.
Yalçın hocayla Cüppeli Ahmet hocayı karşı kaşıya getirmek, başlı başına reyting değil midir? Nitekim baktım her iki program sunucumuz "Durumlar iyi maşallah" havasındaydı.
Sina Koloğlu / Milliyet
*
"Batı neden suskun" mu dediniz(!)
Bu soru son günlerde Kürt siyasetçilerin dilinden düşmüyor..
Her ortamda soruyorlar; Batı neden suskun?
(...) PKK, Sur'da denedi, Silopi'de denedi, Cizre'de denedi..
Olmadı.. Barikatlar özerklik elde edemedi.. Yığınak yaptığı, barikat kurduğu mahalleler yok oldu.. Enkaz oldu..
Sur'da, Cizre'de çatışmalar sürerken..
PKK boş durmamış!..
Yüksekova'ya, Nusaybin'e yığınak yapmış.. Militanlarını yerleştirmiş, hendekler kazmış, barikatlar kurmuş..
Hazırlığını tamamlayınca devlete hadi gelin savaşalım mesajı yolladı...
Batı ne yapsın?
Batı ne desin?
(...) Batı'nın en seçkin mahalleleri HDP'ye oy verdi..
Muhafazakar-mutaassıp Kürtler HDP'ye koltuk çıktı..
HDP'yi başrole oturttu..
Batı daha ne yapsın?
Batı daha ne desin?
(...) Kızılay'da yine bomba patladı.. Yine onlarca insan hayatını kaybetti..
Kim yaptı? Niye yaptı? Henüz belli değil.. Büyük ihtimal PKK bağlantılı..
Batı kırgın..
Batı öfkeli..
Mehmet Tezkan / Milliyet
*
Çok şey mi istiyoruz?
(...) Sorumlu makamlarda olanların, kınama demeçleri ve hamaset için harcadığı enerjinin bir kısmını, sırada olduğu tahmin edilen terör saldırılarını önlemek için kullanmasını bekliyoruz.
Çiğdem Toker / Cumhuriyet
*
Durmak yok kavgaya devam
Sosyal medyada yer alan açıklamalar gösteriyor ki AKP oldukça sancılı bir döneme girmiş bulunuyor! (...) Tabir caizse "tepeden tırnağa" anlaşmazlık içindeler! (...) Ne hainlikleri kalıyor, ne ajanlıkları! Ne yolsuzlukları kalıyor, ne hırsızlıkları!
(...) Varsayalım ki bu iddiaların hepsi doğru! Peki, kafasını kaldırmadıkça, farklı şeyler konuşmadıkça bu sıkıntılar niye dile getirilmiyor?
"Sen hainsin, sen ajansın, sen hırsızsın" diye niye bu adamlar deşifre edilmiyor?
Demek ki kafa kaldırmayan, farklı şeyler söylemeyenler ne kadar yolsuzluklara bulaşsalar da baş tacı edilmeleri sürdürülüyor!
Ne zaman ki itiraz sesleri yükseliyor "kirli çamaşırlar" o zaman ortaya dökülüyor!..
Zeki Ceyhan / Milli Gazete
*
Kör değil, hedefi belli terör
Terör üçüncü kez Ankara üzerinden Türkiye'yi vurdu. Birinci saldırıda hedef ülkede barış isteyenlerdi. Devlet değildi, tam tersine devlet hattının dışındaki insanlardı.
İkinci saldırı devlete, askeri personele yapıldı. Üçüncüsü, dünkü saldırının hedefi ise sokaktaki sade vatandaşlar oldu. Devlet personeli değildiler, bir siyasi aidiyetleri de yoktu, sadece pazar akşamı Ankara'nın merkezindeydiler.
İstanbul'da Sultanahmet'teki hedef turistlerdi.
... Her saldırıda Türkiye biraz daha savaş alanı haline geliyor. Dünya Türkiye'ye baktığında kan ve savaş görüyor. Türkiye'nin savaş alanı olmasının dışarıya nasıl yansıyacağı tartışılıyor.
Okay Gönensin / Vatan