'Muhalif'miş gibi yapmak, iktidara meşruiyet sağlamak

sandıktan umudun kesilmesi riski 'Muhalefet', var olan mücadele ve umut kırıntılarını adeta yok etmeye uğraşıyor. Muhalefet 'miş' gibi yapılıyor, bilerek ya da bilmeyerek iktidara meşruiyet sağlanıyor

“Seçimden sonra tek bir değişim kaynağı görüyorum ben siyasette, o da AK Parti. Bakanlar Kurulu’na bakın. AK Parti olumlu yönde bir değişim yapıyor. Ekonomi kadrolarına ve politikalarına bakın. 180 derece değişti. Erdoğan yüzde 52 ile kazanmasına rağmen partisinin oyları düştüğü için bundan bir ders çıkarttı ve değişime gitti. Karşısındaki muhalefette ise yine, yeniden kaybetmesine rağmen kimse sorumluluk almadı, almıyor. Eğer muhalefette bir değişim olmazsa ben önümüzdeki yerel seçimlerde de muhalefete bir şans tanımıyorum.”

Hilal Köylü’nün Serbestiyet’teki söyleşisinden aldım yukarıdaki bölümü. Bu cümleleri söyleyen kişi, Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan. Seçim döneminde partisinden de bağımsız şekilde; toplumdaki sıkıntıları, anlaşılabilir -net- şekilde ortaya koyan, saygı duyulan bir isimdi. Şimdi AKP içinde bir ‘değişimden’ bahsediyor. Ekonomi politikalarından bahsediyor mesela. Hani her geçen gün ‘ücretli kesimi-emeklileri daha da nefessiz bırakan, faturayı ağırlıklı olarak yoksullara kesen’ politikalar...

 
Fotoğraf: Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan

Serkan Özcan, ‘Erdoğan’ın yüzde 52 oy almasından ders çıkarttığı ve değişime gittiğini’ de söylüyor. Değişim derken…  

Yargı, siyasetin etkisinden mi kurtuldu? AİHM kararları uygulanmaya mı başladı? Demokrasi, insan hakları konusunda adımlar mı atıldı?  

Kendisi de ‘ekonomist’ olan Serkan Özcan’a akademisyen Ümit Akçay’ın OVP üzerine Gazeteduvar’da yazdığı yazıyı tavsiye ediyorum. Şöyle diyor Akçay:

"Enflasyon döneminde süper-kârlarla zenginleşen sermaye kesiminin vergilendirmesi akıllara bile gelmemiş. Bunun karşısında yine enflasyon döneminde zaten reel ücretleri gerileyen ve yoksullaşan kesimlerin harcamalarının kısılması hedeflenmiş. Reel ücretlerin baskılandığı, işsizliğin arttığı bir ortamda iyi ihtimalle ekonomik durgunluk, kötü ihtimalle ekonomik kriz bizi bekliyor. Ekonomi durursa, işsizlik artarsa insanlar dün aldıklarının üçte birini alır hale gelirse, evet, enflasyon düşer. İktidarın planı bu."

Ve ekliyor:

"Günümüzde iktidarın OVP konusunda bu kadar cüretkar hareket etmesini sağlayan, mevcut otoriter konsolidasyon sürecidir. Muhalefetin hiçleştiği ve otoriter rejimin yerleşikleştiği bir ortam, ekonomi yönetimi için muazzam bir hareket alanı açmaktadır."

Hiçleşmek ya da otoriter düzenin yerleşmesinde kimi muhalefet aktörlerinin de yaşananları ‘normalleştirmesi’ diye anlıyorum ben bu yazıyı. Bu arada Serkan Özcan’ın muhalefetle ilgili eleştirisinde elbet haklı yönler var. Değişim talebi de önemli. Ama muhalefetin, hem de sözcü pozisyonundaki bir üyesinin ‘değişim olmazsa önümüzdeki yerel seçimlerde muhalefete şans tanımaması’ iki açıdan sorunlu. Birincisi, partisi içinde ve muhalefet cephesinde seçim sonrasında kendisinin değişim arayışlarıyla ilgili ne gibi bir çabası var, oldu mu? İkincisi, bir parti yöneticisi olarak ‘muhalefete şans yaratacak formül yaratma konusu da’ onun işleri arasında.

Fotoğraf: İYİ Parti İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu

Gelelim bir diğer isme. 2019 seçimlerinde İstanbul’da seçimlerin kazanılmasında da önemli payı olan, o dönem İYİ Parti İstanbul İl Başkanı, bugün İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu’ya... BBC’de Ayşe Sayın’a şöyle konuşmuş:

"Biz de muhalefetiz…Bizim artık bugünden itibaren birilerine seçim kazandırma veya birilerine seçim kaybettirme gibi bir çalışmamız, bir amacımız olmayacak. Bizim tek odaklanacağımız nokta kendimiz bu seçimi nasıl kazanırız?"

Buğra Kavuncu’nun ‘birilerine seçim kaybettirme’ çalışma-amacı olmaması cümlesinden doğal olarak iktidarı anlıyoruz. Ama genel seçimler boyunca İYİ Partililer’in de sık sık dile getirdiği gibi ‘kaybettirilmeye uğraşılan, ‘birilerinden çok’, tek adam rejimi ya da kazanılmaya çalışan demokrasi değil miydi? Şimdi ne değişti? Elbette her partinin kendi başına seçime girme, iddia ortaya koyma hakkı var. Ama Türkiye’nin şartlarında düşünülmesi gereken çok fazla dinamik yok mu?  Muhalefetin değiştirmeye uğraştığı bir sistem yok muydu?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Sivas katliamı davasının zaman aşımından düştüğü haberi geldi. Sosyal medyada günlerdir Milli Eğitim Bakanlığı’nın ana sınıflarında verdiği bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının deprem bölgesi hariç kaldırmasındaki adaletsizlik, daha açık söylemle çocukların beslenme ihtiyacı tartışılıyor. Yoksulluktan hukuksuzluğa birbirinden ağır sorunlar…

‘Muhalefet’, var olan mücadele ve umut kırıntılarını adeta yok etmeye uğraşıyor. Muhalefet ‘miş’ gibi yapılıyor, bilerek ya da bilmeyerek iktidara meşruiyet sağlanıyor.

Bugün CHP’de genel başkan adayı Özgür Özel, ‘tutum belgesi’ açıklayacak. Bakalım ‘tutanacak’ bir ümit arayan seçmen için heyecan verici çıkış olacak mı? Giderek büyüyen endişem; önümüzdeki seçimlerde katılım açısından tarihin en düşük seviyesinin görülebileceği…
 

Murat Sabuncu

@muratsabuncummurat.msabuncu@gmail.com