Nasıl oldu da Çorum'un bir köyünden 13 balet çıktı; işte hikâyesi

Çorum'un Başpınar köyünden yetişen 13 erkek bale sanatçısının hikâyesi, Baletler Köyü belgeseliyle sinema perdesine taşındı.

"Hikâye, Ömer Acar'ın Ankara'da çalıştığı fırına gelen hanımefendinin istediği tuzsuz ekmekle başlıyor"

Fatih Diren ve Alperen Dağ

Çorum’un Başpınar köyünden yetişen 13 erkek bale sanatçısının hikâyesi, Baletler Köyü belgeseliyle sinema perdesine taşındı. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi ve yönetmen Dr. Fatih Diren, belgeselde sektördeki uzun yıllara dayanan deneyimini akademik birikimiyle birleştirerek sıra dışı bir hikâyeyi görünür kıldı.

Yerel bir köyden çıkan evrensel sanat yolculuğunu Baletler Köyü belgeseliyle belgelerken, Türkiye’nin kültürel çeşitliliğine de dikkat çeken Diren; Baletler Köyü’nün hikâyesini, belgesel yapma fikrini ve çekim sürecinde karşılaştığı deneyimleri T24’e anlattı.

Söyleşiyi okumak yerine izlemek isteyenler, aşağıdaki videoya göz atabilir

- Fatih Diren kimdir, ne iş yapar? 

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Öğretim üyeliğimin dışında da fırsat buldukça belgesel çekiyorum. Akademiye girmeden önce yaklaşık 10 yıl sektörde çalıştım.

Sinema, dizi ve reklam sektöründe, İstanbul'da ses operatörü olarak çalıştım. Bu belki de altıncı, yedinci filmim. Kısa metrajlı belgesel çok çektim. Hem okul zamanı hem de üniversiteden sonra da çektim. Ama en profesyonel, en başarılı filmim bu diyebilirim. En profesyonel ekiple çalıştığım filmim bu diyebilirim. Ondan önce de çektiğim filmler vardı. Beypazarı Evlerini çektim oradan ödül aldım. Okulda çektiğim film var. Sektörü bıraktıktan sonra altı yıldır da akademide görev yapmaktayım.

Baletler Köyü belgeselinin konusu nedir?

Bilmeyenler için biraz hikâyesinden bahsedeyim; Çorum'un bir köyünden 13 kişi erkek bale sanatçısı olarak yetişiyor. Bu da çok ilginç. Tek köyden ve Çorum gibi Anadolu'nun bir şehrinin küçük bir köyünden bu kadar baletin yetişmesi her yer için çok ilginç bir hikâye. Sadece Türkiye için değil, dünya için de ilginç bir hikâye.

- Baletler Köyü’nün hikâyesinden nasıl haberdar oldunuz?

Baletler Köyü'nü bir haberde görmüştüm. Bir de Çorum Belediyesi'nin çıkarttığı dergide görmüştüm. Oradan okudum hikâyeyi. Ben de Çorumluyum zaten. Kendi memleketimin hikâyesi. Okuyunca bu hikâye çok ilginç dedim. Her zaman karşınıza çıkacak bir hikâye değil. Hemen haberi okuduktan sonra baletlere ulaşmıştım. İlk giren baletlerden birisi olan Mersin Devlet Opera ve Balesi’nden Erdoğan Şanal’a ulaştım. Öyle başladı hikâye.

- Çekmeye nasıl karar verdiniz?

Ben hikâyeyi görür görmez zaten belgesel için çok uygun olduğunu düşündüm. Çok ilginç bir hikâye.

Hikâyeyi duyunca hemen işte dediğim gibi Erdoğan Bey'e ulaştım. Erdoğan Bey'e de dedim ki “bunu film yapmalıyız mutlaka.” “Tabii” dedi o da çok sıcak baktı. Sağ olsun yardımcı oldu. Ama “bunu çekmemiz için Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nden destek almaya çalışacağım. Eğer bunu alırsam daha kolay çekebiliriz. Daha profesyonel çekebiliriz. Ama almasak da ben bunu bir şekilde çekeceğim” dedim. “Tamam” dedi. Bakanlığa başvurduk, bakanlık desteği çıktı. Bakanlık desteği çıktıktan sonra süreci daha da hızlandırdık. İşte Mersin’e, Çorum'daki köye gittik, araştırmalara başladım, mekânları gördüm, kişilerle konuştum. 2024 senesinin ağustos sonu eylülün başında Mersin, Çorum ve Ankara'da çekerek filmi bitirdik.

- Çorum’un Başpınar köyünde böyle bir şeyin ilki olmak çevredekiler tarafından nasıl yorumlanıyor ilk başlarda?

Hikâye Ömer Acar'la başlıyor. Ankara'da Ömer Acar bir fırında çalışırken bir hanımefendi geliyor. Ondan tuzsuz ekmek istiyor birkaç kere. İşte samimi oluyorlar falan. Git gel derken Ömer Acar'a “Seni konservatuvara sokalım” diyorlar. O da "Benim yaşım geçti, kardeşimi alın isterseniz" diyor.

Alaattin Acar'ı söylüyor. Alaattin Acar kabul ediyor. O köyden ilk olarak Alaattin Acar okula girdikten sonra Erdoğan Şanal giriyor. Ondan sonra diğer kişiler giriyor. Erdoğan Şanal’ın kardeşi Ertan Şanal, şu an Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin müdürü olan Serbülent Biçer ve en son da bizim filmimizin de ana kahramanı Alperen Dağ giriyor. O mezun olup sözleşmeli olarak göreve başlıyor.

TIKLAYIN | “Çorum'un bir köyünden 13 balet çıktı, ben de onlardan biriyim” | Mersin Devlet Opera ve Balesi sanatçıları anlatıyor

Ömer Acar

- Köyün ilk baleti Alaattin Acar neden filmde yok?

Alaattin Acar filmde yok çünkü kendisi filmde olmak istemedi. Biz saygı duyuyoruz. Birkaç kişi daha var. Onlar da olmak istemediler. Buna da buradan cevap vereyim. Bazı eleştiriler olmuş filmle ilgili. Niye herkes filmde yer almadı, sadece bu kişilerin hikâyesi anlatılıyor gibi bir eleştiri olmuş. Bu doğru değil çünkü biz herkese teklif sunduk. "Filmde yer alır mısınız?" dedik ve birkaç kişi kabul etmedi. Tabii kabul etmeyince de yapacağımız bir şey yok. Biz kabul edenlerle filmi çektik. O konuda eleştiriler çok doğru değil.

Köyden çıkan kişiler genelde çok olumsuz tepki görmemişler. Çorum gibi bir yerde erkek dansçı yetişmesine ilk etapta bizim bir önyargımız var. Bunlar dışlanmıştır ya da dalga geçilmiştir, eleştirilmiştir gibi düşünüyoruz ama kendileri olumsuz bir tepki görmemişler. Bu da ilginç bir nokta aslında. Memur olup Ankara'da başarılı bir şekilde çalışmaları da daha sonra köylüler tarafından da olumlu karşılanmış.

- Çocuklarını Ankara'ya konservatuvara gönderen köylülerin temel motivasyonu neydi?

İlk girenler Ankara’da parasız yatılı okulda okuyorlar. Bunun bir etkisi var ve bitirdikten sonra da memur olma garantisi var gibi bir şey. Çünkü o zaman bale sanatçısı az olduğu için bitirenlerin çoğu sınavda olsa daha kolay girebiliyorlardı memurluğa. Bunun etkisi olmuş.

Ama diğer daha genç nesil tabii daha bilinçli olarak bu sanatı bilerek girmişler. Onların memur olması daha zor tabii ama buna rağmen 13 kişi birbirini takip ederek balet olmuşlar.

- Belgeseli izlerken biraz docudrama diye izledim. Çünkü girişinde ve çıkışında böyle küçük bir kurgu var. Galiba siz bir senaryo da yazmışsınız. Ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu?

Filmde gerçek dışı hiçbir şey yok. Kurgu yok yani. Tamamen gerçek hikâyeden oluşan bir film. Yalnız başında ve sonunda mitolojiden, bir hikâyeden yararlanıp böyle bir giriş yapmak istedik. Bir de baletin koreografisiyle beraber bir hikâye. Orayı daha yaratıcı hale getirmeye çalıştık. Yani çok böyle insanları oturtalım, konuşturalım gibi değil de daha yaratıcı bir kurguyla oluşturmak istedik filmi.

- Belgeselde bir köylü benim oğlum da girdi kazanamadı diyor. Biz aslında 13 kişiden bahsediyoruz da daha çokları var kazanamayan ya da sahne arkasında çalışan galiba…

Tabii ki dediğiniz gibi yani her başvuran kazanmış, her başvuran gitmiş balet olmuş gibi bir şey yok. Birkaç kişi de kazanamamış. İnsanlar, 11 kişi girmiş bunlar büyük ihtimal birbirini torpille almış gibi düşünebilir ama öyle değil. Yine de yetenekli olmanız gerekiyor. Sizi biri teşvik edip çalıştırması gerekiyor. Giremeyen, kazanamayanlar da var.

Onun dışında Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde teknik alanda çalışan kişiler de var, tam sayısını bilmiyorum ama 5-10 civarı çalışan var diye biliyorum.

Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın ve Fatih Diren | Baletler Köyü Filmi Özel Galası (2025)

- Çorum'daki galayı sorayım; bazı köylüler ilk defa bale izledi ve sonrasında sizin belgeselinizi izledi. Orada nasıl tepkiler aldınız?

Tabii çoğu baleyi sadece televizyonda denk geldilerse ya da birkaç kısa videodan izlemiştir. Ama böyle canlı izlediklerini düşünmüyorum. Zaten filmin içinde bile biz birkaç kişiye sorduk ve hâlâ o köyde yaşayıp “ben baleden anlamam” diyen kişiler var. Onların akrabaları, tanıdıkları, komşuları balet ama “ben baleden anlamam” diyor. Biz bunu biraz da espri olsun diye koyduk o filmin içine.

Çorum Belediyesi'ne de belediye başkanımıza da teşekkür ederiz. Çok güzel bir gala oldu. Açık havada bir film izledik. Sağ olsun Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk de geldi. Onun gelmesiyle ilgi daha da arttı.

Hem filmi hem de bale gösterisini çok beğendiklerini söylediler. Olumsuz hiçbir tepki almadık. Aksine birçok kişi filmi de bale gösterisini de çok beğendiğini ifade etti.

TIKLAYIN | Tan Sağtürk: Haydarpaşa Garı'nda Atatürk Kültür Merkezi-2 yapılacak

- Baletler Köyü belgeseli uluslararası alanda nasıl karşılandı?

Şu an film, festivallerde ve yurt dışında daha çok ilgi görüyor. Türkiye'de de görmüyor değil. Türkiye'deki festivaller daha çok başlamadı.

Ama Türkiye'deki en prestijli festivallerden birisi olan Altın Safran Belgesel Film Festivali’nde en iyi belgesel ödülünü aldı. Bizim için çok önemliydi. Türkiye'de belgesel açısından en önemli festivallerden. Orada da en iyi film ödülünü aldı. Onun dışında şu an yurt dışı daha hızlı ilerliyor. Arnavutluk'ta, Yunanistan'da, Karadağ'da ödüller aldı. Onun dışında Amerika'da iki kere gösterildi, yine gösterilecek. Rusya, İtalya, Makedonya, Fransa ve hatırlayamadığım birçok ülkede film seçildi.

Eylül ayında Rusya'ya gideceğim. Rusya'da gösterilecek. Oraya davet edildik. Yurt dışına açıkçası çok gidemiyoruz. Bazı festivallerin de bütçesi düşük, çok davet edemiyorlar. Biz de kendi imkanlarımızla memur olarak her yere gidemiyoruz.

Aslında festival süreci de henüz yaklaşık beş, altı aylık bir süreç. Bu filmlerin genelde iki yıl en az festival süreci oluyor. Yani yeni başladık diyebiliriz festivallere ama aşağı yukarı 20-30 civarında festivalden gösterim aldık ve birkaçından ödül aldık. O da bu süre içinde gerçekten çok iyi. Yurt dışında bir filmin, hele Türkiye'den bir filmin Official Selection seçilmesi demek yani finale kalması ödül gibi bir şey bizim için. O yüzden mutluyuz gerçekten özellikle yurt dışı için şu an.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve Fatih Diren | 26. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali (2025)

Türkiye'de de Adana Altın Koza Film Festivali’ni bekliyoruz. İzmir Film Festivali, Ankara İstanbul Film Festivali, TRT Belgesel gibi yerler bizim için önemli. İnşallah seçilir buralarda. Daha yolu uzun diyebiliriz.
Bir de şöyle bir sıkıntımız var. Kısa film festivallerinde bazı festivaller kurmaca ve belgesel ayrımı yapmıyor. Sadece kısa film olarak seçiyorlar. Bunların da yüzde 90'ını kurmaca film olarak belirliyorlar. Belgesel filmler ikinci planda kalıyor. Yani sizin belgeseliniz ne kadar iyi de olsa kurmaca filmlerin önüne geçemiyor. Bu da zaten zor şartlarda film çeken belgeselcileri daha da zora sokuyor, üzüyor. Bazı festivallere direkt kategori ayrımı olmadığı için başvuru bile yapmıyoruz. Çünkü orada seçilmemek bizi gerçekten üzüyor. Belgesel çekmek gerçekten zor. Kısa film, kurmaca çekmek de zor. Çünkü maddi destek bulmak çok zor Türkiye'de. Festival düzenleyicileri buna da dikkat ederlerse seviniriz.

- Peki festival süreci bittikten sonra aklınızda bir şey var mı?

Gerçek hikâyeden yola çıkıp kurmaca bir uzun metraj filmi çekmek istiyoruz. Bunun için de yavaş yavaş çalışmalara başladık. Senaryo çalışmalarına başladık diyebiliriz.

Tabii bunu çekmek kolay değil, bir dönem filmi olacak yarı yarıya neredeyse. Bütçeler çok yüksek. Burada bizim yine Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan destek almamız, yapımcı bulmamız gerekiyor. Bunlar belgesel kadar kolay değil, belki 25-30 milyonluk bir bütçe gerekiyor. Buradan yapımcılara duyuralım. Bu filmi gören, duyan varsa görüşürüz. Güzel bir iş çıkacağını düşünüyorum.

Onun dışında yine başka proje düşüncelerimiz de var. Tabii bunlar zamanla olacaktır.

T24 Haftalık Yazarı

Faruk Ekici

@farukekici0farukekici@t24.com.trhttps://t24.com.tr/