Öcalan dedikodu yapıyor...
Cemile Y. Çetin yazdı... Soner Yalçın-Kandil polemiğine katkı: Öcalan dedikodu yapıyor... Marks'ı hiç bilmiyor
Soner Yalçın’ın yazdığı “Ne teori ne de pratik Öcalan'ı haklı çıkardı: DEM'in belediye siyaseti” yazısına Kandil'den yanıt geldi. Selahattin Demirtaş’ın ağabeyi Nurettin Demirtaş yüzeysel yanıt verdi:
-Soner Yalçın'ın geçmişi üzerinden kişiselleştirme yaptı….
-"Amerikalı hoca" ifadesi üzerinden niyet okuma yaptı…
-Şovenizm suçlaması yaptı…
Fikirler, niyetler ile değil, sonuçlarıyla değerlendirilir.
Soner Yalçın'ın yazısının temel sorusu şuydu:
-"Murrray Bookchin'den esinlenen özgürlükçü belediyecilik modeli neden DEM belediyelerinde görünür sonuç üretmedi?"
Bu soruya yanıt vermedi Demirtaş!
Yanıtlanması gereken soru hâlâ ortada duruyor:
-Bookchin'in tarif ettiği mahalle meclisleri nerede?
-Ekonomik hayatı dönüştüren kooperatifler nerede?
-Türkiye'deki diğer belediyelerden ayrışan özgün yönetim modeli nerede?
Kapitalizmi eleştirmek başka, kapitalizme alternatif hayat kurmak başka…
Bir düşüncenin değeri, onu savunanların niyetinde değil, ortaya çıkardığı sonuçlarda ortaya çıkar.
Dönüp bakıldığında Soner Yalçın’ın sorusu yanıtsız kaldı:
Bookchin ile Öcalan'ın belediyecilik modeli, çeyrek asır sonra bize hangi somut örneği gösterdi? Koca bir hiç…
ÖCALAN’IN BUCAK’TAN FARKI YOK
Kandil'den gelen yanıtta dikkat çekici bir vurgu var:
-Öcalan'ın bütün savunmalarının kapitalizme karşı yazıldığı ve hareketin hayatını kapitalizmle mücadeleye adadığı ifade edildi. Sahi mi?
Mesele kapitalizmin eleştirilip- eleştirilmemesi değil, kapitalizmin nasıl analiz edildiği…
Öcalan, “Perspektifler” yazılarında Marks’ı öyle bir yazdı ki aklıma başka Urfalı geldi: Fatih Bucak Londra’da Highgate Mezarlığında Marks’ın başında video çekip paylaştı:
-Marks'ın kendisinin zengin bir aileden geldiğini ancak eşit paylaşımı ve komünizmi savunurken kendi malını kimseyle paylaşmadığını öne sürdü! Marks'ın içki ve sigara içtiğini, ‘millet birbiriyle çatışsın diye oturup anılarını yazdığını’ ve ‘gel gör ki bir deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz’ dedi!
Goethe’nin sözü insanın aklına geliyor: Hiçbir şey eyleme geçen cahillik kadar korkutucu olamaz!
Maalesef Öcalan’ın Marks değerlendirmesi de pek farklı değil…
ÖCALAN’IN KALEMİNDEN MARKS
Öcalan yazdı:
-“Hayret ettiğim nokta, Marks dâhil adam karısıyla yaşamak için elbisesini satıyor. Kapitalizmin en büyük kitabını yazmış, eleştirmeni olan Marks geçinemiyor, karısını, çocuklarını geçindiremediği için ceketini satıyor. ‘Bu kitabı yazayım da gelir getirsin, bu evliliği kurtarayım’ diyor. Sosyolojinin kurucusu bunu derse, vay başımıza gelen! Böyle Marksizm mi olur? Olmuş maalesef, biz de taptık. Bir peygamber gibi ele aldık. Aşmaya çalışıyoruz, durum vahim...”
Öcalan'ın bu yazdığı psikolojik harp tekniğidir. Marks'ın ve Marksistlerin, işçilerin, yoksulların, ezilenlerin mücadelelerindeki büyük özverilerinin, ödedikleri ağır bedellerin hepsini ayaklar altına alan bayağılıkta bir dedikoduculuktur.
Öcalan, Marks’ı küçülteyim derken kendini yerin dibine sokmuştur…
NE “MARKS SOSYOLOG” MU
Öcalan bu yazısında, Marks’ı “sosyolojinin kurucusu” olarak tanımlanması bile Marksizm kuramı hakkındaki bilgisizliğini gösteriyor. Marks, ekonomi-politik eleştirinin, devrimci tarih biliminin (tarihsel-diyalektik materyalizm), devrimci sınıf önderliğinin, proletarya enternasyonalizminin, proletarya diktatörlüğünün ve komünist devrim perspektifinin kurucusudur. Öcalan bunu bile bilmiyorsa neyi tartışabiliriz ki?
Başka örnek; Öcalan diyor ki:
-“İşte Marks’ın ömrünün son yıllarında, Paris Komünü dolayısıyla yakından tanıdığı birçok insan ölmüş, çarpıcıdır. 17 bine yakın komünarın öldüğünden bahsedilir. Bunların anısına Paris Komünü diye bir değerlendirmesi de var. Kapital’i bırakıyor. Çünkü onun öngörüleri büyük darbe almış. Bana göre onun içsel bir kırılması var. Komün düşüncesi üzerine eğiliyor. Sınıfı fazla kullanmaz, komün kavramını da kullanıyor…”
Öcalan bu tür yorumları teorik eleştiri değil, Marks'ın düşüncesini karikatürleştiren değerlendirmedir!
Marks’ın yaşamının ve çalışmalarının son döneminde, Kapital’dekinin tersine sınıf mücadelesine daha az, komüne daha çok yer verdiği iddiası, Öcalan’ın Kapital’i anlamamış olmasına dayanıyor.
Emek ile sermayenin uzlaşmaz çelişkisi ve sınıf mücadeleleri Kapital’in en temel ve güçlü konusudur. Kapital, kapitalist sistemin içindeki tüm uzlaşmaz çelişkilerin tarihsel gelişim seyri ve doğrultusunu ele alır…
MARKS’I HİÇ TANIMIYOR
Hangisini yazalım. Neler demiyor ki Öcalan:
-“Sosyalizm modernite üçlüsünün alternatifi olarak ortaya çıkmalıydı. Fakat sadece kapitalizme karşı sosyalist analiz ve mücadele gündeme alındı. O da geliştirilemedi. Çünkü bir bildiriyle, Komünist Manifesto ile sınırlı kaldı...
-“Marks’ın ulus-devlete dair dişe dokunur bir analizi yok. Bu yönüyle de ciddi bir ideolojik boşluk bırakılmıştır. (...) Kapital’i yazma sürecinde üçüncü kitap ‘Devlet’ üzerine olacaktı, ömrü yetmedi. Yazsa da doğru yazması zordu, çünkü Marks’ta ulus-devleti çözümleme perspektifi eksikti. Sadece anti-kapitalizm üzerinden bir sosyalizm analizi var. Eksiklikler barındırıyor. Geliştirilememiştir.”
-“Marksizmin diğer bir hatası veya Lenin’in, Stalin’in hatası ahlâkı ve politikayı silmeleridir. Etiksiz ve politikasız bir sosyalizmin sonucu iflastır. Demek ki etik ve politik temelli bir sosyalizm şart. Reel sosyalizmden çıkışımızın temeli bu….”
Öcalan’ın Perspektif metninde Marks - Marksizme ve sosyalizme ilişkin olumsuz değinmeler var.
Kapitalizmi açıklarken Marks'ın merkezine koyduğu sınıf, emek ve sermaye ilişkileri geri plana itildiğinde, geriye sosyalizmden ne kalır ki?
Evet, Öcalan Marksist değil, Marksizmi hiç bilmiyor.
“Süper egolu” Öcalan, Marks’ın hayaleti ile didişip duruyor! Bunu yaparken Marks’a dair ne kadar bilgisiz olduğu ortaya çıkıyor. Yazdıkları eleştiri değildir.
Kendisi itiraf ediyor; ne Marks’ı ve ne de Marksizmin başyapıtı Kapital’i doğru dürüst incelememiştir. Ancak ikinci ve üçüncü el kaynak ve yorumlardan, çoğunlukla post Marksist spekülasyonlardan beslenmiştir.
Örneğin, Kapital’i tarihten silmeye çalışmak olanların en bayıldığı iştir…
Sonuçta, Öcalan sınıf mücadelesini inkar eden tarih anlayışına sürüklenmiştir. Bunun Marksizm ile ilgili yoktur.
Tıpkı DEM belediyelerinin sermayeyi-feodalizmi gölgeleyen “liberter belediyecilik” yapmaları gibi…
Tüm bunların Marksizmle ilgisi yoktur.
Cemile Y. Çetin
Odatv.com