Özel kendi medyasını mı kuruyor? Koza TV hamlesinin şifreleri

O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna insanın piçine kaldık. Sırdaşlarım, yoldaşlarım, felaket arkadaşlarım… Sizleri bugün edebiyatımızın dev ismi Yaşar Kemal'in bu veciz sözleriyle karşılıyorum.

Karşılıyorum, çünkü içinde bulunduğumuz ahvali anlatan ve zaman zaman kendime de hatırlattığım sözlerdir.
Çünkü medyada da demirin tuncuna kaldık…
Emekçinin kan ağladığı sektörde, eskortların, müptezellerin hüküm sürdüğü bir düzene kaldık.
Bu konuya yazımın bir sonraki bölümünde yer vereceğim sırdaşlarım.
O nedenle az sabır…

Yazımı Çukurova’nın bağrından kopan Yaşar Kemal ile açmamın bir nedeni daha var.
Medyamızda Çukurova’dan gelen bir rüzgar esiyor da ondan.
Koza TV rüzgarı…

Geçtiğimiz günlerde Medyaradar duyurdu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV ve Sözcü TV'ye alternatif bir kanal kurulması için kurmaylarını harekete geçirdi.
CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer'in sahibi olduğu Koza TV'nin yeniden yapılandırılması için çalışmalar başladı.

Keskin kulaklarıma gelen bilgilere göre Özel ve medya ekibi, bir süredir sadece kendi kontrollerinde olacak bir haber kanalı arayışındaymış
Açıkça yazayım, medyada asıl hüküm süren isim Murat Ongun üzerinden Ekrem İmamoğlu idi.
Sözcü TV, Halk TV ve hatta Habertürk gibi kanallar İmamoğlu kontrolündeydi.
(Keskin not: Habertürk kısmına şaşırmayın dosyalar derinleştikçe ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız)
Sözcü TV, İmamoğlu’na yakın isimleri tasfiye etti ve devlete daha yakın bir pozisyona geçti.
Halk TV deseniz, büyük bir mali krizle mücadele ediyor.
İBB kaynakları kesildiğinden beri patron Cafer Mahiroğlu çok keyifsiz.
Kendi parasıyla kanalı çeviremeyeceğini yöneticilere tebliğ etmiş bile.
Kanalın birkaç ay içerisinde maaşları ödeme sıkıntısı yaşayacağı da konuşuluyor.
Bir de tamamen İmamoğlu safında yer alan Mahiroğlu’nun genel merkezle sorunlar yaşadığı da iddialar arasında.
Habertürk’e de zaten devlet el koydu…

Yani sırdaşlarım anlayacağınız, CHP genel merkezinden medya alemine şöyle bir baktığınızda, fonlanan birkaç internet sitesi ve gazeteci dışında, medyada elde avuçta pek bir şey kalmamış gibi görünüyor.
İşte zurnanın zırt dediği yer de tam burası:
CHP genel merkezine yakın isimlerden bendenize aktarılan bilgilere göre, Özel İmamoğlu ve başka odaklardan bağımsız olarak, doğrudan parti tarafından fonlanacak ve kendisine bağlı olacak bir medya kurmayı planlıyor.

Bunun için de ulusal yayın yapmak için RTÜK lisansına sahip olan, Adana merkezli Koza TV’yi şahlandırma planı yaptı ve harekete geçti.
İlk başta baktığınızda Sözcü TV’den, İmamoğlu’na yakın olma gerekçesiyle kovulan ekip,
bu kanalı kuruyormuş gibi görünüyor.
Amma yukarıda da aktardığım gibi işin aslı öyle değil, sadece iyi bir kamuflaj taktiği.

Uzun lafın kısası, Özel’in kendi medyasını kurma planlarında sona yaklaşıldı:
İş görüşmeleri yapıldı.
Pek çok gazeteciyle el sıkışıldı.
Koza TV için Metrocity AVM içerisinde kiralanan ofiste hummalı bir çalışma var.
Fiziksel tadilat iki hafta içerisinde bitecek, sonrasında teknik altyapı hazırlanacak.
Ve test yayınlarına geçilecek.
Kanal ilk olarak 50 kişilik bir çekirdek kadroyla başlayacak.
Sonrasında da, ekip genişletilerek kanal daha iddialı hale getirilecek.
Ekibin başındaysa Sözcü TV’den ayrılan Özgür Çakmakçı olacak.
Genel merkeze yakın pek çok siyasetçi ve iş insanının da bu girişim için pamuk elleri cebe soktuğu yine iddialar arasında.

Peki Keskin Kalem bu gelişmeyi nasıl okudu?
Sırdaşlarım, sır değil,
İmamoğlu’na yakın gazeteciler her gün X’ten Özgür Özel’i eleştiriyor.
Eleştirilerin tonu da gün be gün artıyor.
Yani gören gözler anlamıştır, İmamoğlu-Özel arasında soğuk rüzgarlar esiyor.
Koza TV hikayesi de bu rüzgarın bir parçası.
Bakalım Özel kendi medyasını kurmakta başarılı olacak mı?

MESLEK BÜYÜKLERİ VE KURULUŞLARININ SAĞIR EDEN SESSİZLİĞİ

Başlığı okuyup sakın bana bre deli Keskin, sağır eden sessizlik mi olur demeyin.
Bazı sessizlikler vardır ki, çığlık atılması gereken yerde herkes susarsa, işte o zaman kulaklarımız tırmalanır.
İnancımız kaybolur.

Medyadan benim gibi fosil olanlardan tutun da, genç emekçilere kadar herkesle konuşuyorum.
Sessiz bir isyan var.
Ve bu isyana kimse kulak vermiyor.

Yıldan yıla eriyen özlük hakları zaten emekçinin belini bükmüş, dünyasını karartmıştı.
Son birkaç yılda bir de başımıza, ne idüğü belirsiz, mesleği kolay para kazanmak ve şöhret için istila eden tipler çıktı.
Öyle ki rezaleti işyerinde uyuşturucu kullanacak kadar ileri götürmüşler.
Ela Rümeysa Cebeci’den bahsediyorum…
Habertürk binasında uyuşturucu çekerken Cem Yılmaz’a gönderdiği videonun herkes magazin kısmına odaklandı.
Bense, o sırada, orada çalışan insanlara üzüldüm.

Biri alın teriyle iş yapıyor.
Diğeri uyuşturucu çekip ünlülere video atıyor.
Bu manzara medyamızın artık terminal kanser olduğunun kanıtı.
Kurtuluşumuz ise mucizelere bağlı.

İtiraz etmemiz gereken bir başka konu da, medyada patlak verek skandallarda bazı isimlerin,
özellikle de kadınların, kum torbası seçilip, sabah akşam dövülmesi.

Yahu bu kadınları ekrana çıkaranlara bir çift lafınız yok mu?
Ela Rümeysa gibilerini, Mehmet Akif Ersoy gibilerini kim bu ekranlara çıkardı?
Yönetici yaptı?
Ballı maaşlar verdi?
KİM BAŞIMIZA BELA ETTİ?
Bürokratından, medya patronu ve yöneticisine kadar herkes bu rezaletten eşit derecede sorumludur.

Bir de bu skandallar silsilesi patladıkça, medyamızda bir keskimin ne kadar ÖZGÜRLÜKÇÜ olduğunu gördük.
Meğer ne kadar çok insan özel hayata değer veriyormuş.
Belli ki herkesin az ya da çok kirli çamaşırları var.
Fakat bu kirli çamaşırlar artık o kadar birikti ki, adeta bir foseptik patladı.
Ve özel hayat hakkının arkasına sığınarak düzeni koruma çabası artık işe yaramıyor yoldaşlarım.
Hepimiz özel hayatın bittiği ve kamu sorumluluğunun başladığı yeri çok iyi biliyoruz.

ESKORTLAR MİLYONLARIN ÖNÜNE HABERCİ OLARAK ÇIKARILIYORSA.
KADIN EMEKÇİLER, YA PİS DÜZENE BOYUN EĞ, YA DA AÇ KAL İKİLEMİNE MAHKUM EDİLİYORSA.
İŞ DÜZENİ LİYAKATTEN DEĞİL DE YATAK ODASINDAN GEÇİYORSA.
YÖNETİCİLER KOLTUKLARINI KİRLİ PARA VE AHLAKSIZLIK İÇİN ARAÇSALLAŞTIRIYORSA.
BİZ BİTMİŞİZ OKEYE DÖNÜYORUZ DEMEKTİR.

Koca koca meslek büyüklerimiz var.
Neden hiçbiri ses çıkarmıyor?
Meslek kuruluşlarımız neden namusuyla çalışanlara sahip çıkmıyor?
NEDEN MESLEK ÇÜRÜK ELMALARDAN AYIKLANSIN DEMİYOR?
Özellikle kadın meslek büyüklerine sesleniyorum,
ZAMAN EMEKÇİYE SAHİP ÇIKMA VE MESLEĞİ ARINDIRMA ZAMANI.

GAZETECİ NEDEN KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKEMİYOR?

Sırdaşlarım yukarıdaki isyanıma örnek olabilecek bir dert emanet edildi bana.
Diriliş Postası’ndan kovulan bir emekçi sağ olsun, bendenize yazmış ve sesini duyurmak istemiş.
Yaşadığı maddi haksızlığı anlatıyor.
Mektubunda dikkatimi en çok celbeden kısım, gazeteci meslektaşların, kendi derdini duyuramaması.
Ve her gün onlarca haber yapan gazetecinin kendi söküğünü dikememesi hali…
Mektubunun bazı kesimlerini, kimliği anlaşılmasın diye keserek veriyorum.
Kalan kısımların noktasına bile dokunmuyorum.
İşte birileri sefa sürerken gerçek emekçi ne yaşıyor, hep beraber şahitlik edelim:

Merhabalar,
Ben 20 yıllık gazeteciyim. 2024 yılında Diriliş Postası'nın … kısmında işe başladım. Başında Merve Şebnem Oruç vardı. Beni işe alırken birçok kişi daha aldılar, ancak işler o kadar kötüleşti ki bize maaşları geç vermeye, multinetleri yatırmamaya başladılar. Birçok kişi haklı fesihle işten ayrıldı. Ben ve benim gibi onlarca arkadaş da işten çıkarıldı. 2025 Mart ayında... Ancak kimseye ne içeride kalan maaşlarını (benim 2 aylık maaşım ve multinetim) ne multinetlerini, ne de hakları olan tazminatlarımızı vermediler. Önceleri vereceğiz deyip oyaladılar. Sürekli tarihi ertelediler. Ancak artık anladık ki hakkımızı vermeyecekler. Muhatap da bulamıyoruz. İK konuyu kendisinin de bilmediğini söyleyip başından savuşturuyor.

Gazetenin sahibi yönetimini kardeşine bırakmış. Ona bile mesaj yazdık, asla cevap vermiyor. Bu kadar vurdum duymazlık gerçekten şaşırtıcı. İnsanları hem 3 kuruş maaşa çalıştırıp hem de haklarının üstüne yatan şahıslar bunlar. İnsanları ramazan ayında, bayramlarda bile mağdur eden şahıslar... Ve biz çalışanın hakkını yiyoruz diye düşünmüyorlar bile. Bu zaman kadar haber olmamasına şaşkınım. Bir kere gazetenin twitter hesabından kim tarafından paylaşıldığı bilinmeyen "bu gazetenin sahibi dolandırıcıdır" mesajı dışında gündem olmadılar. Lütfen kayıtsız kalmayın. Sizin bu konudaki duyarlılığınızı bildiğim için size yazdım.
İsimsiz olarak bu konuyu gündeme getirirseniz sevinirim. Şimdiden Teşekkürler. İyi çalışmalar...

KESKİN KALEMkeskinkalem@medyaradar.com