Sahte Daltonlar'ın hedefi olan siyasetçi eşi bakın kim çıktı!
Daltonlar adına tehdit edilen isim, CHP'nin atanmış genel başkanı konumundaki Kemal Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu. Önce telefon numarası üzerinde çalışma başlatıldı. İlk edinilen bilgiye göre, bilinmeyen numara, Moğolistan'daki telefon sistemine aitti.
Ankara Emniyeti’nin telefon numarası üzerinde başlattığı çalışmanın izi, İzmir’de bulundu! Şüpheli B.K., Selvi Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdidinin amacını, CHP’de yaşanan siyasi süreç ve süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun konumundan duyduğu rahatsızlık olarak açıkladı. Mahkemeye çıkarılan şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi
Ankara’nın son dönemde özellikle NATO Zirvesi öncesinde Çirkinler ve Daltonlar adlı suç örgütlerinin hareket alanı içine girdiğini, iki hafta önce Büyüteç’te gündeme getirdim.
Zira savcılık ve polis, söz konusu mafya gruplarına yönelik operasyonlar gerçekleştirdi. Fakat kimi şirket sahip ve yöneticileri ile sıradan insanlar, yurt dışına kayıtlı “bilinmeyen” cep telefonu hatları üzerinden aranarak Daltonlar adına tehdit ediliyor bir süredir.
Adli birimlerin ve kolluk birimlerinin çalışmalarından anlaşıldığı üzere, bu tehdit aramalarının bazıları gerçekten Daltonlar’dan. Ancak bazı aramaların amacı Daltonlar’ın yöntemi kullanılarak kişiler veya şirketler üzerinde “korku salmak” ve “Daltonlar’ın adı kullanılarak para sızdırmak” elbette.
Aynı yazıda, “halen aktif siyasette yer alan bir ismin eşi ve oğlunun Daltonlar tarafından tehdit edildiğini” aktardım.
Doğrusunu söylemek gerekirse, o ismin kimliği hakkında bilgi sahibiydim aynı günlerde. Ancak adli soruşturmanın ilk aşamasının tamamlanmasını ve detaylı bilgi edinebilmek amacıyla süreci zamana yaydım.
İlk aşama tamamlandığına göre, kamuoyunu bilgilendirmede sorun yoktur umarım.
Daltonlar adına tehdit edilen isim, CHP’nin atanmış genel başkanı konumundaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu.
Olayın detayına girmeden önce, yaşananların güncel siyasi tartışmalardan ayrı tutulması gerektiğini söylemek gerek. Nihayetinde bu kriminal bir olay ve savcılık ile polis, siyasi tartışmalar dışında benzerlerinde olduğu gibi “gereğini” yaptı.
Olayın başlangıcı iki hafta önce, Selvi Kılıçdaroğlu’nun kullandığı cep telefonunun (+) ile başlayan, aynı zamanda bilinmeyen uluslararası bir numaradan aranmasıydı. Kısa gerçekleşen görüşmede, arayan kişi Daltonlar adına aradığını belirtirken, “sokağın payını” vermesi isteğinde bulundu.
Tehdit üzerine konu doğal olarak Kemal Kılıçdaroğlu’na ulaştı. Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının girişimiyle savcılık ve polis tarafından sessiz sedasız soruşturma başlatıldı.
Önce telefon numarası üzerinde çalışma başlatıldı. İlk edinilen bilgiye göre, bilinmeyen numara, Moğolistan’daki telefon sistemine aitti.
Ankara Emniyeti’nin telefon numarası üzerinde başlattığı çalışmanın sonunda numaranın izi, İzmir’de bulundu!
Ankara’dan verilen bilgi üzerine B.K. adlı şüpheli İzmir’de gözaltına alınıp hemen Ankara’ya getirildi. Ankara Emniyeti’nde sorgulanan şüphelinin Daltonlar’la bir ilgisinin olmadığı anlaşıldı.
Yakın zamana kadar Moğolistan’da yaşayan B.K.’nın Türkiye’ye döndükten sonra yerel telefon hattını kapatmadığı ve Türkiye’de de kullanmaya devam ettiği belirlendi. Şüpheli B.K., yabancı hat kullanması nedeniyle kendisine ulaşılamayacağını düşündüğünü ve bu sebeple rahatça Selvi Kılıçdaroğlu ile tehdit içerikli konuşma yaptığını sorgusunda anlattı.
Şüpheli B.K., Selvi Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdidinin amacını, CHP’de yaşanan siyasi süreç ve süreçte Kemal Kılıçdaroğlu’nun konumundan duyduğu rahatsızlık olarak açıkladı.
Mahkemeye çıkarılan şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Şimdi soruşturmanın ön hazırlık evresi devam ediyor. İddianame hazırlanınca daha fazla detay ortaya çıkacak elbette.
Bu arada her ne kadar Daltonlar, Casperlar, Redkitler, Çirkinler, Şapkalılar gibi suç örgütlerinin birbirinin benzeri suç faaliyetleri olmakla birlikte, Selvi Kılıçdaroğlu dosyasında olduğu gibi pek çok taklidi de var maalesef. Kim gerçek Dalton, kim sahte Casper, belli değil. Olan, yurttaşa oluyor.
Bir emniyet yetkilisine bu konuyu sordum. Yetkili; “Evvelden ‘polis, asker’ diyerek arayıp insanları dolandıranlar vardı. Şimdi şekil değişti, organize suç gruplarının adıyla tehditler ve para toplama faaliyetleri başladı” yanıtını verdi.
Ne olursa olsun, ülkenin geldiği nokta içler acısı. Kim olursa olsun, hangi konumda bulunursa bulunsun, yurttaş yönetim zafiyetinin kurbanı ne yazık ki!
* * *
Emniyet’te neler oluyor?
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne Ali Fidan’ın atanmasının üzerinden neredeyse iki ay geçti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Bakan Yardımcısı Ali Çelik ve Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan’ın aynı kökenden, yani mülki idareden gelmiş olmasının yanında bir de Fidan’ın diğer ikisinden meslekte epeyce kıdemli olmasının yarattığı kaotik tablo henüz çözülebilmiş görünmüyor.
Mülki idareyi yakından izleyenler bilir, değişik kodları olan bir yapıdır. Kıdem her zaman esastır. Ve kıdem, mesleğin hemen her aşamasında varlığını “ağır” biçimde hissettirir. Mülkiye’nin kuruluşundan itibaren süre gelen bir sistematik yapıdır bu.
Hiç kimse veya yönetim biçimi, şimdilerde kamu idaresi olarak genellenen bu yönetim yapısının idaresini değiştirme şansı ve yetkisine sahip olamamıştır.
Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki mevcut görevlendirmeleri bu zincirden bağımsız düşünmek hata olur.
Bu bağlamda iki aya yakındır görev başındaki Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, yavaş yavaş kendisini göstermeye başladı.
İlk olarak Bakan Yardımcısı Ali Çelik, kendi kodlarına dönmeye başladı. Önceki Genel Müdür Mahmut Demirtaş’la çalıştığı dönemde, Bakan Çiftçi’den aldığı yetkiyle kararname ve terfi listeleri hazırlayan Çelik, Fidan’ın yönetim tarzıyla birlikte hafif hafif geri çekilmeye başladı.
Fidan’ın çalışma tarzı dolaylı olarak İçişleri Bakanı Çiftçi’yi de etkileyecek. Sürecin sonunda Fidan’ın, İçişleri Bakanı olarak görevlendirilmesine kimse şaşırmasın. Zira süreç, o istikamete doğru ilerliyor.
Bu arada NATO Zirvesi sonrasında emniyet teşkilatının merkez ve taşra teşkilatlarında gerçekleşmesi beklenen atamalarla ilgili Fidan’ın çalışmaya başladığı haberleri gelmeye başladı.
Özellikle önceki gün TBMM’de kabul edilen torba yasa kapsamında “birinci sınıf emniyet müdürü kadroları”nda sayıca elde edilen yeni terfi kadrolarıyla ilgili ön hazırlık, Çelik yerine Fidan’ın sorumluluğunda yürütülüyor.
NATO Zirvesi’nden sonra yapılması planlanan atamalarda Fidan’ın yeni terfi edecek isimlerden faydalanacağı ifade edilirken, birinci sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi edecek polis müdürlerinin büyük bölümü Özel Güvenlik Başkanlığı’nda görev alacak.
Önceki Bakan Ali Yerlikaya döneminde gündeme gelen polis okullarında görev verilmesi düşüncesinden vazgeçildi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin göreve gelir gelmez kamuoyuyla paylaştığı “polisin özlük haklarının düzeltilmesi” konusu ise lafta kalmış gibi.
* * *
İki polis müdürünün dikkat çeken durumu
Büyüteç’te zaman zaman gündeme getirdiğim konuların içinde yer alan iki önemli konumdaki polis müdürüyle ilgili dikkat çekici gelişmeler yaşandı geçtiğimiz günlerde.
Bu isimlerden birisi, şimdilerde Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı’nın yürütmeye çalışan Mahmut Çorumlu’nun KOM Başkanlığı yaptığı dönemdeki prenslerinden Kadir Can Petük.
Büyüteç’in devamlı takipçileri hatırlayacaktır; Petük’ün adı, Sezgin Baran Korkmaz’ın yurt dışına firar etmeden iki gün önce dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile makamındaki görüşmesinin organize edilmesinde gündeme geldi.
Petük, dönemin KOM Başkanı Mahmut Çorumlu ve KOM’dan sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu’nun talimatıyla Korkmaz’la temas kurup Ankara’ya çağıran polis müdürü. İçişleri Bakanlığı’ndaki buluşma da yer aldığında Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü’ydü.
Daha sonra Petük, Ukrayna’da görevlendirildi! Dönüşte KOM Başkanlığı’nda başkan yardımcısıydı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya dönemindeki son tayinlerde göreve gelen KOM Başkanlığı’nın yeni yönetimi Petük’ü daireden gönderdi.
Yeni tayin yeri Ankara Emniyeti olan Petük’e dönemin Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, görev vermedi. “Sakıncalı personel” olarak değerlendirip personel emrinde tuttu.
Dinç’ten sonra göreve gelen yeni Ankara Emniyet Müdürü Maksut Yüksek ise iki hafta önce yaptığı görev değişiklikleri çerçevesinde Petük’ü çok önemli bir göreve getirdi.
Ankara Valisi Yakup Canbolat’ın onayladığı atamaya göre Petük, Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nden sorumlu Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı oldu!
Yüksek’in Petük’le ilgili atama tasarrufu emniyet çevrelerinde dikkat çekti.
İkinci isim ise, yine Büyüteç’e konu olan Moskova’daki dış görev sonrasında Türkiye’ye dönüşünde yaşadıkları nedeniyle yaşamına son veren KOM Başkanlığı’nda görevli Komiser Kürşat Özkan dosyasında adı geçen polis müdürü Yener Su.
Emniyet Genel Müdürlüğü, Komiser Özkan’ın hayatına son vermesiyle ilgili yaşananlar çerçevesinde soruşturma başlattı. Su, tıpkı Petük gibi önceki KOM Başkanı Çorumlu’nun önemli isimlerindendi.
Su hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı. İdari soruşturmada Su ceza aldı. Ancak her ne hikmetse İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen adli soruşturmada takipsizlik verildi.
Fakat dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Su’yu KOM Başkanlığı’ndaki Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden alarak Eskişehir’e atadı.
Su’nun bu yıl terfi dönemiydi. Bir üst rütbeye terfi edecekti. Dosyası Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu’nda görüşüldü. Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan’ın başkanlığında dosyaları tek tek görüşen kurul, Yener Su’nun 2. Sınıf Emniyet Müdürlüğü rütbesine terfiini uygun bulmadı! Su, mevcut rütbesinde devam edecek.
Bu arada Ankara’ya gelen Su’nun bazı siyasi içerikli görüşmeler yaptığı ortaya çıktı. Bu temaslardan birisinin yakın zamanda İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında bürokratik sorun yaratması an meselesi.
* * *
İçişleri Bakanı Çiftçi, öğretmenlere sahip çıkacak mı?
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, göreve geldikten hemen sonra Ankara’ya gelen madencilerin sorunlarının çözülmesiyle ilgili devreye girdi. Tabii sorunun ne kadarının çözüldüğü aslına bakarsanız bir muamma! Zira “sorun çözüldü” denilmesine rağmen madenciler yine yollarda.
Bu arada madencilerle Ankara’da aynı muameleyi gören özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler var. Polisin gazlı dayaklı müdahalesini yaşıyorlar. Kimi açlık grevinde.
Tabii bu durumda ister istemez İçişleri Bakanı Çiftçi akıllara geliyor.
Ankara’nın “kavurucu” yaz sıcağında özlük haklarının peşinde başkent sokaklarında helak olan öğretmeler için de devreye girse, sorun çözülse!