Sözcü'de "altın arayan" haberciliğin sonu! Özdil'in ipini İpek Özbey mi çekti yoksa, kendi egosu mu?
Türk medyası hiçbir mahalle gözetmeksizin Sözcü'deki Yılmaz Özdil depremini ve İpek Özbey ile yaşanan "Kırmızı Beyaz" krizini konuşuyor! Patron Burak Akbay'ın sürekli kadro değiştirme hamleleri Sözcü'nün sonunu mu hazırlıyor? Muratcan Altuntoprak'ın eriyen tiraj raporu, Meral Danyıldız'ın "Yüzümüze bakmadan kovdular" isyanı ve "asalak deşifre edeceğim" diyerek YouTube'a sığınan Özdil'in karanlık vedası...
Değerli dostlar, Necip Türk Medyamız, mahalle gözetmeksizin Sözcü Medya Grubu’nda yaşanan Yılmaz Özdil depremini konuşa dursun; Özdil, "Sözcü'den ayrıldım ama meslekten ayrılmadım, Altı Ok’a çöreklenen asalakları deşifre etmeye YouTube'dan devam edeceğim" diyerek yeni cephesini ilan etti. Ancak bu "yeni başlangıç" ilanı, arkada bırakılan enkazı ve "kibirle" örülmüş o kısa süreli yayıncılık serüvenini gölgelemeye yetmiyor. Kendi mahallesinde bir "küçük iktidar" kuran anlayışın, gencecik gazetecilerin hayallerini nasıl öğüttüğünün ifşasına dönüştü.
İstifaya giden yolun taşları aslında çok önceden döşenmişti. Bir süredir Sözcü TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ile Özdil’in arasının açık olduğu, hatta birlikte yaptıkları ‘Kırmızı Beyaz’ programına bile çıkmadığı biliniyordu.
Özbey’in bu derin rahatsızlığını patron Burak Akbay ile paylaştığı, kulislerde yüksek sesle konuşuluyordu. Özdil’in kontrolü altındaki kanalın, ciddiyetten uzaklaşıp Ana Haber Bülteni’nde "altın arama" şovlarına kadar düşen habercilik anlayışı, bardağı taşıran son damla oldu.
Akbay’ın "Yapboz" Tahtası ve Bekir Coşkun Mirası
Sormak lazım: Yılmaz Özdil gibi "kibirli" üslubu tescilli bir ismi, kurumsal bir yapının tepesine hangi vizyonla getirdiniz ve neden 4 ayda vazgeçtiniz? Nevşin Mengü’nün hatırlattığı gibi; dün Bekir Coşkun’un yerine "iktidarı rahatsız etmeyecek dengeli muhalif" diye Özdil’i getiren o zihniyet, bugün Sözcü’yü sürekli kadro değiştirerek bir belirsizliğe sürüklüyor.
Patron Burak Akbay’ın bu istikrarsız yönetim modeli, Sözcü’nün kendi sonunu mu hazırlıyor?
Kibir Kulesinden Gelen O Tweet
Hatırlayın; Özdil, Sözcü TV’nin başına geçtiğinde büyük bir tasfiye operasyonu başlatmıştı. Yıllardır o binada gece gündüz çalışan emekçiler kapı önüne konulurken, Özdil sosyal medya hesabından adeta dalga geçer gibi o meşhur cümleyi kurmuştu: "Ağlayacaksanız oynamayalım." O gün o "oyunu" kuranlar, bugün oyunun dışına itildiler. Ama geride bıraktıkları hasar ne siyasi ne de ideolojik; tamamen insani.
Muratcan Altuntoprak: "3 Yıllık Emek 3 Ayda Çöpe Gitti"
Gazeteci Muratcan Altuntoprak, bu sürecin rakamsal ve ahlaki bilançosunu şu sözlerle yüzümüze çarpıyor:
"Geldikleri gün ‘enkaz’ devraldıklarını iddia ettiler, Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalını 6. sıraya demirlediler. Gazetenin tirajı 15 bin düştü. 'Siyasi kaslarımız kuvvetli' dediler, Tügva takipçisi oldular... Olan, 3 yılda ilmek ilmek işlenen koca bir markaya ve bizler gibi hevesle çalışan gencecik gazetecilerin hayallerine oldu."
"Yüz Yüze Bile Gelmeden Kapı Dışarı!"
Muhabir Meral Danyıldız’ın feryadı, o "oyun" bittikten sonra sahnenin arkasında nelerin yaşandığını tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Üç yıl boyunca kuruma ter döken, haber peşinde koşan muhabirler; yüzlerine bile bakılmadan, bir telefonla ya da İK mesajıyla işsiz bırakıldı.
"Kimimiz garsonluk yapıyor, kimimiz işsizlik maaşıyla geçiniyoruz," diyor Meral Danyıldız. Bugün o pırıl pırıl gazeteciler, YouTube’dan gelen 4000 abonelik destekle meslek onurunu korumaya çalışıyor. Meral’in şu sorusu aslında tüm süreci özetliyor: "Her şey tuhaf da peki bizlere yapılan tuhaf değil miydi?"
Zebani Ordusu ve Reyting Enkazı
Gazeteci Hazar Dost’un "zebani ordusu" olarak nitelediği o ekip, haberciliği "Yılmaz Reis"in iki dudağı arasına sıkıştırmıştı. Sahada IŞİD operasyonu kovalayan muhabirin videosuna cevap bile vermeyen, tek derdi "yukarının" memnuniyeti olan bir yapı...
Sonuç? Türkiye’nin en çok izlenen kanallarından birini 6. sıraya demirleyen, gazete tirajlarını 15 bin birden eriten bir başarısızlık hikayesi…
Mahallenin İkiyüzlülüğü
Ahmet Hakan, Özdil’in gitmesine sevinenleri "Zil takıp oynuyorlar" diye eleştiriyor. Ruşen Çakır "Üslubunun bedelini ödüyor" diyor, Kadri Gürsel ise Özdil’in muhalefete karşı sert, iktidara karşı "tatlı" olan dengesini hatırlatıyor. Ancak kimse, "Ağlayacaksanız oynamayalım" diyen o kibirli sesin, kaç gencin geleceğini ağlattığını, kaç muhabiri garsonluk yapmaya mahkûm ettiğini konuşmuyor.
Son Söz: Sözcü Kendi Ayağına mı Sıkıyor?
Yılmaz Özdil şimdi YouTube’da "asalak deşifre etme" peşinde yeni bir mevzi kuruyor. Ancak bu fırtınanın asıl merkezinde, Sözcü’nün patronu Burak Akbay’ın "deneme-yanılma" yöntemine dönen yayıncılık anlayışı duruyor.
Son Söz: Şimdi Kim Hakkını Helal Etmiyor?
Bir medya grubu, çalışanının onurunu patronun kaprislerine ve genel yayın yönetmeninin "oyunlarına" meze yapıyorsa; orada ne sözcülük kalır ne de gazetecilik. Dün birilerinin varlığından "onur duyanlar", bugün YouTube kanallarına sığınıp "asalak deşifre etme" peşine düşse de; hafızalarda kalan tek şey garsonluk yaparak meslek aşkını yaşatan o pırıl pırıl gençlerin kırılan kalpleri olacak.
Krallar düşer, koltuklar değişir ama o gençlerin ahı, bu "tasfiye imparatorluğunun" temellerini elbet sarsar.
Sahiden Yılmaz Özdil Beyfendi, oyun bittiğine göre; şimdi kim ağlıyor, kim hakkını helal etmiyor?
EKRAN KEDİSİeditor@medyaradar.com