Türk futbolu nereye gidiyor

Dün gece Fenerbahçe Şampiyonlar Ligine, bugün ise Beşiktaş ve Başakşehir Avrupa'ya veda etti. Samsunspor ise Avrupa Liginden Konferans Ligine düştü. Türk futbolu da milyarlarca lira harcanmasına rağmen ilerleyemiyor...

Milyonlarca Euro harcanmasına rağmen Türk futbolu Avrupa’da büyük hayal kırıklığı yaşatıyor. FenerbahçeBeşiktaşBaşakşehir ve Samsunspor’un Avrupa kupalarından erken elenmesi, futbolseverlerin sabrını taşırdı.

 

Günümüzde 'Quo Vadis' ifadesi, sadece tarihi ve dini bir referans olmanın ötesinde, kişinin kendi hayatı, hedefleri veya toplumun gidişatı hakkında sorgulayıcı bir anlam taşır. "Nereye gidiyoruz?", "Yolumuz neresi?" gibi soruları ifade etmek için kullanılır.

Avrupa kupalarında yaşanan erken elenmeler ve beklenen başarıların gelmemesi nedeniyle ortaya çıkan hayal kırıkları, kafalardaki soru işaretleri ve gidişatın belirsizliği ise taraftarları ve futbol severleri “Quo Vadis?” diyerek isyan etmeye sevk ediyor.

FENERBAHÇE RÖVANŞ MAÇINDA ELENDİ

Fenerbahçe ile Benfica, UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu rövanş maçında karşı karşıya geldi. Sarı lacivertliler 0-0'ın rövanşında Benfica'ya konuk oldu. Karşılaşma Kerem Aktürkoğlu'ndan geldi. 35. dakikada attığı golle 1-0 Benfica'nın üstünlüğü ile sona erdi.

Fenerbahçe bu sonuç ile UEFA Şampiyonlar Ligi'nden elenirken Benfica lig aşamasına yükseldi. Sarı lacivertli kulüp mücadeleye UEFA Avrupa Ligi'nden devam edecek.

Kerem Aktürkoğlu attı Galatasaray kazandı

SAMSUNSPOR BİR ALT TURNAVAYA DÜŞTÜ

UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında Samsunspor, sahasında Panathinaikos ile 0-0 berabere kaldı.

Bu sonuçla UEFA Avrupa Ligi'nden elenen kırmızı-beyazlılar, yoluna UEFA Konferans Ligi'nde lig aşamasından devam edecek.

Samsunspor Konferans'a gidiyor

BEŞİKTAŞ TARAFTARI İSYANDA

Beşiktaş UEFA Avrupa Liginden elenmesinin ardından oynadığı UEFA Konferans Ligi'nden de elendi. Siyah beyazlı ekip, UEFA Konferans Ligi play-off turu rövanşında İsviçre'nin Lausanne takımını konuk etti.

Tüpraş Stadyumu'nda oynanan maçtan siyah beyazlılar 1-0 mağlup ayrıldı. İlk maçta rakibiyle 1-1 berabere kalan Beşiktaş, bu sonuçla UEFA Konferans Ligi'nde gruplara kalamadı ve Avrupa defterini kapadı.Siyah Beyazlıların kötü oyununa tribünler çok sert tepki gösterdi.

Lausanne'a galibiyeti getiren golü 45+1'de Nathan Butler-Oyedeji attı.

Beşiktaş'ta Felix Uduokhai, 46. dakikada rakibine yaptığı faul nedeniyle kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

SOLSKJARE KOVULDU

Beşiktaş, teknik direktör Ole Gunnar Solskjaer ile olan sözleşmesinin feshedildiğini duyurdu. Kulüpten yapılan açıklamada, fesih kararının yönetim kurulu toplantısı neticesinde alındığı belirtildi.

Başkan Serdal Adalı, toplantı sonrası yaptığı açıklamada Solskjaer’e bugüne kadar verdiği hizmetler için teşekkür etti.

İşte o açıklama:

“Teknik Direktör Ole Gunnar Solskjaer ile Yollarımız Ayrıldı

Teknik Direktör Ole Gunnar Solskjaer ile olan sözleşmemiz yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan karar neticesinde feshedilmiştir.Başkanımız Serdal Adalı toplantı sonrası yaptığı görüşmede Solskjaer’e bugüne kadar olan hizmetleri için teşekkür etti.
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız”

BAŞAKŞEHİR TEPE TAKLAK OLDU

İstanbul Başakşehir, UEFA Konferans Ligi play-off turu rövanş maçında konuk olduğu Romanya temsilcisi Universitatea Craiova'ya 3-1 yenildi.

İlk karşılaşmada da rakibine 2-1 mağlup olan Başakşehir, Avrupa tamamen veda etti.

DÜNYADA DURUM NE: FUTBOLDA EŞİTSİZLİK

Almanya’da Bayern Hege­monyası, İspanya’da Bar­ça ve Real düopolü, İngil­tere’de Manchester City üstün­lüğü ve Fransa’da PSG’nin ezici hakimiyeti… Avrupa’nın hemen hemen her büyük futbol liginde bir takımın büyük üstünlük kur­duğu bir dönemden geçiyoruz. Dünya gazetesinden Alp Ulagay'ın haberine göre, Şampiyonlar Li­gi’nde (ŞL) de en zenginlerin ken­di arasında kapışmasını izliyoruz. Bir sezon Real Madrid, diğerinde Manchester City, berikinde PSG kazanıyor kupayı…. Zengin kulüp­ler kapışırken orta boy ve küçük kulüpler kırıntılarla yetiniyor.

55 ÜLKEDEN SADECE 15’İNİN TEMSİLCİSİ ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE

Fransız spor yazarı Jerome Latta’nın hazırladığı rakamlarla destekleyelim bunu. 1985 ile 1996 arasında dört büyük futbol ülkesi İtalya, İspanya, Almanya ve İngil­tere ŞL'de 16 yarı finalist çıkara­bilmişti. 24 yarı finalist ise Fran­sa, Romanya, Hollanda, Portekiz, Belçika, İsveç gibi diğer ülkeler­den çıkmıştı. 1997’den 2006’ya bu diğerlerinin payı sadece altıya düştü. 2007 ile 2016 arasında ise sadece ve sadece birdi bu rakam. 2017’den 2025’e kadarki son dö­nemde bu sayı yeniden altıya çıktı ama dört yarı finalde sahada ‘di­ğer’ olarak yer alan takım Paris St. Germain oldu.

Öyle gözüküyor ki, Şampiyon­lar Ligi gibi turnuvalarla beraber rekabet tamamen nitelik değiştir­miş durumda. Bunun birinci aşa­ması, turnuva formatının değiş­tirilmesiyle yapıldı. Her ülkeden bir takım modeli kademeli olarak yıkıldı ve küçük ile orta boy ülke­lerden takımların erişimi sınır­landı. Bugün gelinen noktada 55 ülkeden sadece 15’inin temsilcisi Şampiyonlar Ligi’ne katılabiliyor.

TELEVİZYON REKABETİ DEĞİŞTİRDİ

İkinci aşama ise yayın hak­larındaki patlamayla oldu. 1990’larda uydu yayıncılığının devreye girmesiyle büyük bir ge­lir potansiyelini fark etti kulüp­ler. Buna, ticari faaliyetler de ek­lenince gelirler hızla arttı. Real Madrid, Barcelona, Bayern Mü­nih, Manchester United gibi za­ten köklü ve zengin kulüpler var­lıklarını daha da artırdı.

Jerome Latta, 2023’te yayınla­nan ‘Ce Que Le Football Est De­venu’ (Futbol Ne Hale Geldi) ki­tabında bu durumu futbolda ya­şanan liberalleşmeyle açıklıyor: Latta’ya göre 1990’dan itibaren yayın haklarındaki bu büyük ar­tış ve futbolu düzenlemesi gere­ken iki kurum olan FIFA ve UE­FA’nın göz yummasıyla beraber bu süreçten bir grup elit kulüple beraber futbolcular ve menajerle­ri kazançlı çıktı.

Benzer bir eleştiriyi araştır­macı yazar Tuğrul Akşar’ın fut­bol üzerine yazdığı yedinci ve son kitap olan ‘Futbolda Eşitsizliğin Bedeli’nde de görüyoruz. Akşar’a göre futbolda dört eşitsizlik türü var: gelir dağılımı eşitsizliği, kay­nak kullanımı eşitsizliği, servet eşitsizliği ve rekabet eşitsizliği.

PAYLAŞIMDA DENGESİZLİK

Akşar’ın en çok eleştirdiği nok­talardan biri beş büyük lig ta­kımlarının zamanda UEFA’nın dağıttığı gelirin büyük kısmı­nı aralarında paylaşması. Mese­la 2024-25’teki toplam 3,3 milyar euro para ödülünün 2,1 milyarlık kısmı beş büyük ligden kulüplere gitti: İngiltere 476 milyon, Alman­ya 441, İtalya 416 milyon, İspanya 403 milyon, Fransa 367 milyon… Diğer 50 ülkenin kulüpleriyse ka­lan 1,2 milyar euroyu paylaştı.

Bu paylaşım meselesi Avru­pa’daki tüm futbol ekonomisine de yansıyor: Deloitte’ın son rapo­runa göre 2023-24 sezonunda Av­rupa futbolunun toplam ekono­mik büyüklüğü 38 milyar dolara ulaştı. Bunun 24,4 milyar euroluk kısmı yani yüzde 64’ü sadece beş büyük ülkenin liglerinden geliyor. Tuğrul Akşar’ın deyimiyle yarı çevre ligler olan Portekiz’de, Hol­landa’da, Belçika’da kulüplerin benzer gelirler elde etmesi müm­kün değil.

EŞİTSİZLİĞİN GİDERİLMESİ İÇİN SERMAYE KONTROLÜ ÖNERİSİ

Tuğrul Akşar ve Jerome Latta futboldaki bu eşitsizliklerin azaltılması için bazı çözüm yolları öneriyor elbette: Bütçe kısıtlaması, maaş tavanı, daha adil paylaşım, sermaye kontrolü, çok kulüplü yapıların engellenmesi gibi… Ancak, Latta’ya göre Avrupa çapında siyasi irade devreye girmeden köklü bir değişiklik yapmak çok zor olacak. Bu noktada haklı, çünkü futbolun yönetim biçiminin değişmesinde Avrupa Birliği kurumlarının büyük payı var. Avrupa Adalet Divanı’nın 1995’te aldığı Bosman kararı tüm kıtadaki, hatta tüm dünyadaki transfer kurallarını baştan aşağı değiştirdi ve futbolcuların serbest dolaşımına imkân verdi.

Zannımca futbolcu ücretleri üzerinde yeniden bir baskı kurmanın imkânı çoktan ortadan kalktı. Avrupa dışında yüksek maaş alabilecekleri alternatifler var. Böyle bir baskı olduğu anda Suudi Arabistan’a ve ABD’ye daha fazla kaçış olur.

Buna karşılık takım sahipliği meselesine el atmak daha kolay olabilir. Aslında ideali bu futbol kulüplerin Almanya örneğindeki gibi kendi taraftarlarına ait olması. Ancak, İngiltere’de ve İtalya’daki bu model terk edeli 100 yıldan fazla zaman geçti. Bununla beraber, futbola yeni gelecek sermayenin kontrolü daha sıkılaştırılabilir. Mesela Avrupa’da 100’den fazla ABD’li takım sahibi var. Bunun ne kadar sağlıklı olup olmadığını bilmiyoruz henüz. Keza aynı kişinin veya yatırım fonunun birçok farklı ülkede takım sahibi olur bunu bir mali araç gibi kullanmasının önüne geçilebilir.

Bir de tabii büyük liglerin iç pazardaki elde ettikleri gelirler meselesi var. İngiltere Premier League gibi ligler zaten iç pazarda öylesine büyük gelir elde ediyor ki, diğer liglerin bununla rekabet etmesi pek mümkün değil. Burada atılabilecek adım, Premier League’i gelirlerini İngiltere içinde alt kademe liglerle paylaşmaya teşvik etmek olabilir. Böylece bir nebze de olsa ülke içi daha adil rekabet yaratılabilir…

AVRUPA’NIN EN ZENGİN 10 KULÜBÜ

1 REAL MADRID

1045 milyon euro

2 MANCHESTER CITY

838 milyon euro

3 PARIS ST-GERMAIN

806 milyon euro

4 MANCHESTER UNITED

771 milyon euro

5 BAYERN MÜNIH

765 milyon euro

6 BARCELONA

760 milyon euro

7 ARSENAL

717 milyon euro

8 LIVERPOOL

715 milyon euro

9 TOTTENHAM

615 milyon euro

10 CHELSEA

546 milyon euro