Son Viraj


Çok kötü, hazırlıksız ve heyecansız başlayıp, aynen o şekilde devam eden bir sezonun sonuna yaklaşıyoruz. Üç büyükler, inanılmaz hatalarla girdikleri sezonda oldukça zorlandılar. Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu tarihe geçecek olan durumu belli, son senelerdeki başarısız dönem sonrasında yönetimdeki büyük değişim ile çok doğru bir şey yapıldı, ancak bu değişimi gerçekleştirirken bir çok öemli yanlışlarda Fenerbahçenin içinde bulunduğu kötü duruma sebep oldu. Başkan Ali Koç elbette çok değerli ve önemli bir iş adamı, ama futbolda iş adamı olmak maalesef takımların puan cetvelindeki yerinin ne olacağına yardımcı olmuyor. Ülke futbolumuzun en büyük sorunlarından biri, iş adamlarının kendilerini maalesef kulüplerinin çok üstünde görmelerinden kaynaklanıyor. Başlangıçta sayın Ali Koç kendini geri planda tutacağını ve oluşturulan teknik kadronun, transferde dahil olmak üzere, hiç bir şekilde işlerine karışılmayacağını açıklamıştı. Alınan başarısız sonuçlardan sonra ne yazıkki Başkanın bu sözü gerçekleşmemiş oldu. Futbol kulüpleri yönetmek kesinlikle bir holding yürütmek ile eşdeğerde değildir.

Galatasaraya gelince, ilk bakışta başarılı gözükse bile, harcanan paralara baktığımızda ben şahsen Galatasarayı çok başarılı bulmuyorum. Açık ve net bir kere daha tekrar ediyorum, Türk futboluna verilen zarar hangi kulüpten gelirse gelsin, bu eleştirilerime devam edeceğim. Maçlara çok pahalı onbir yabancı futbolcu ile çıkan Galatasarayın şampiyon olup olmayacağı hala şüpheli. Avrupa kupaları çoktan unutuldu, böyle bir kadroyla normal olarak Galatasarayın şimdiden şampiyonluğunu ilan etmesi gerekmiyormuydu ?!
Madem olmuyor ozaman Türk futboluna katkı sağlamak amacıyla hedef olarak dört yabancıyla UEFA Kupasının kazanılabileceği yılları tekrardan düşünmeleri gerekir.
Bir örnek vermek istiyorum, koca bir sezon Başakşehirin arkasında sabırlı bir şekilde onların tökezlemesini bekleyeceksin, bu tökezlenme gerçekleştiğinde dünya kadar yabancıyla gidip Konyada altın değerinde 2 puanı bırakacaksın. Böylesine kritik haftalarda Konya deplasmanından 3 puanla dönemiyorsan bukadar pahalı yabancının ne işe yaradığını sorarlar insana.

Beşiktaş’ta yaşanan maddi manevi büyük sorunların olduğunu gördük, yapılan tüm yanlışlara ve hatalı yönetim şekline rağmen, bir anda şampiyonluk yarışında potaya girmesi çok büyük bir şans. Yalnız bu şansı yaratan bir tarafta, nekadar transferine karşı çıkdıysamda, takıma dahil olan büyük golcü Burak Yılmaz, ve forma giren Adem Ljajiç, bunlara ilavetende son haftalardaki takım olarak elde edilen istikrar. Bu arada Şenol Güneş hep aynı Şenol Güneş, takımın son haftalarda elde ettiği başarının ve sezon boyu aranan takım ruhunun en büyük mimarı tek başına Burak Yılmazdır. Aynı zamanda Quaresma’nın aslında takıma nekadar zarar verdiğinide apaçık görmüş olduk. “Travela” gollerini izlemek elbette güzel ama bunun için ödenen fatura bence yüksek olduğu kadarda gereksiz.

Başakşehire gelince, Abdullah Avcı yazılarımı okuyor olsa gerek, sezonun daha ilk yarısında benim, “O sene bu sene” deyişime sonradan kendiside katıldı. Başakşehir maalesef önceki sezonlarda olduğu gibi bu senede aynı hastalığı sürdürdü. Sezon bitimine 4-5 hafta kala performanslarında ciddi düşüş yaşayıp şampiyonluğu başkalarına yine hediye etmek üzereler. Birileri Başakşehirin futbolcularına, ligin otuz değil, otuz dört haftalık bir süreç olduğunu iyice anlatmalıdır.
Politik anlamda bir çok varsayımlar olabilir, doğruluğu tartışılır, yanlız benim gördüğüm Başakşehir kadrosu çok güçlü ve oturmuş bir kadro, ayrıca Avrupanın en az gol yiyen takımlarından biri ve futbol adına en çok doğruları yapan da Başakşehirdir. Bu da benim için en önemli unsurdur, hangi takım olursa olsun, futbol adına doğrular ve güzellikler yapan takımların herzaman başarılı olmasını dilerim.

Sonuç itibariyle, geriye kalan dört maçlık fikstüre baktığımda şampiyonluğa yakın olan üç takım görüyorum, Başakşehir üç puan fark ile nekadar lider olsada, bence hem fikstür hemde form açısından en avantajlı takım Beşiktaşdır. Yabancılarla dolu Galatasarayın şampiyon olmasını açıkcası gönül istemiyor, Fenerbahçede inşallah düşmez. İzleyelim.


Tolga Güneş