Kıbrıs'ta oyun üstüne oyun…


Anavatan Türkiye ile son dönemde iyi ilişkiler içerisinde olmayan, müttefikliğe sığmayacak şekilde bölgemizde yeni yapılanmalar içerisinde olan Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD) perde gerisinde aldığı talimatla KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'ya can simidi atmak için adamıza gelen Birleşmiş Milletler (BM) geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un iki liderle temasları sürmektedir. Lute, yeniden başlaması düşünülen müzakereler için referans şartlarını belirleme amacıyla, Pazar gününden beri hergün, şu ana kadar 4 kez, Rum lider Anastasiadis ve Akıncı ile ayrı ayrı görüştü. Lute'un, gerekirse iki liderle 3'lü görüşme yapmasının da gündemde olduğu bildirilmektedir.

Diplomatik kaynaklar Avrupa Birliği (AB) ve ABD'nin Türkiye'yi bölgeden uzaklaştırma hedefinde olduğunu, Lute'un misyonuna bunun da eklendiğini, alelacele bir anlaşma ile Türkiye'nin adadan çıkartılmasının hedeflendiğine dikkat çekmektedir. 

Anastasiadis ile Akıncı'nın, Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için, danışıklı dövüş içinde emrivaki yapabileceklerinden endişe duymaktayım.

Akıncı kaderimizle oynarken, yetkisini aşıp yasalarımızı çiğnerken, Hükümet'in de seyirci kalması ise hayret verici bir durumdur. Kıbrıs Türk halkı bu durumdan  huzursuzluk duymakta ve tepkisiz kalan hükümete  tepki göstermektedir.

Rum tarafındaki bağımsız kaynaklar, Anastasiadis'in Lute'a "referans şartlarında ve müzakere zemininde mutabakata varılsa bile sözde Rum MEB'indeki sondajlar ve Maraş'taki Türk tarafının çalışmaları devam ederse müzakereye girmeyeceğini" söylediğini  bildirdi.

Anastasiadis'e yakın kaynaklar ise, Rum Yönetiminin; KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı  Kudret Özersay'ın  son dönemde Maraş'ta yaptığı faaliyetleri sürdürmesi halinde, BM Güvenlik Konseyi'ne başvurmak niyetinde olduğunu da söylediler.

Bundan çıkan anlam Anastasiadis'in Akıncı ile referans şartlarında anlaşabileceği ancak görüşmelere oturmayarak BM, AB, ABD baskılarını Türkiye üzerinde yoğunlaştırıp kızgın topu Türkiye'nin kucağına bırakabileceğidir.

Anastasiadis böyle bir durumda içte AKEL'den gelen baskılardan kurtulacak, dünyaya çözüm ister görünecek ama çözümü de engellemeye devam etmiş olacaktır.

Akıncı ise Anastasiadis'i masaya oturtan, çözüme hazır olan ama Türkiye tarafından engellenen çözümcü  lider olarak görünecektir. Seçime bu avantajla gidecek. Türkiye'yi ve hükümeti köşeye sıkıştırmış olacaktır.

Türkiye ise sondajlarla çözümü engelleyen ülke olarak görünecek ve AB, BM, ABD baskılarını göğüslemek zorunda kalacaktır. Türkiye bu görüntüden ve baskılardan çok rahatsız olursa sondajlara ara vermek ve Maraş konusunu dondurmak zorunda kalabilecektir. Türkiye'nin sondajlardan ve Maraş'ı açma kararından dönmemesi halinde ise Rum kesinlikle masaya oturmayacaktır. Böyle bir durumda Nisan'da yapılacak cumhurbaşkanlığı  seçiminde Akıncı seçimi kaybederken, başını ABD ile AB'nin çektiği  güçlerin Kıbrıs'taki tezgahı  ve tuzakları da sonuçsuz kalacaktır.

Bugüne kadar Türkiye makamlarının yaptıkları açıklamalar çerçevesinde, Anavatan Türkiye'nin hiçbir şart altında kendi kıta sahanlığı içindeki ve KKTC'nin yetki verdiği alanlarda sondajlardan vazgeçmeyeceğini söylemem yanlış olmayacaktır. Türkiye'nin bu vakitten sonra ABD, AB ve BM istedi diye geri adım atması halinde inanılmaz bir prestij ve güvenilirlik kaybına uğrayacağı, bölgedeki haklarını ve Kıbrıs'ı gözden çıkarmış olacağı açıktır. KKTC hükümetinin ise Maraş açılımı konusunda adımlarını daha da hızlandırması, geri adım atmaması, en doğru yol olacaktır.

Tezgah bozulmalıdır…

Rum tarafının görüşmeleri başlatma amacı aşağıdaki gibidir ve muhakkak engellenmelidir:

1 - Rum tarafı içimizdeki işbirlikçilerinin desteği ile zamanla Kıbrıs Türk halkını çökertebileceği beklentisi nedeniyle görüşmeleri başlatıp zaman kazanmak niyetindedir;

2 - Masada bizi oyalayarak ambargolarla cezalandırmayı sürdürmek istemektedir;

3 - Denizlerdeki hidrokarbon yataklarından rahatça ve tek yanlı yararlanmak düşüncesiyle bizi masada oyalamak istemektedir; bunu yaparken, Türkiye'nin sondajları durdurmasını şart koşmaktadır.

4 - Müzakereleri sürdürerek KKTC'nin tanınmasını engellemek istemektedir;

5 - Müzakerelerde Akıncı'dan elde ettiği Enosis'e zemin hazırlayacak korkunç ödünleri ve taviz haritasını kaybetmemek için müzakereleri sürdürmek istemektedir;

6 - Akıncı'nın birleşme saplantısından yararlanarak daha fazla ödünler alarak Enosis'i daha erken gerçekleştirebileceğini hesaplamaktadır

7 - Görüşmeleri başlatarak Maraş'ın Türk yönetiminde açılmasını önlemek istemektedir..

Görüşmeler ancak iki devletli zeminde ve iki devletli çözüm hedefiyle ve ambargoların kaldırılması şartıyla başlatılmalıdır. Garantörlük asla müzakere konusu olmamalıdır. Kısacası Akıncı'nın Kıbrıs Türkü'nün felaketini hazırlayan planı bozulmalı, Kıbrıs Türkü'ne ve Türkiye'ye daha fazla zarar vermesi engellenmelidir!..

Kaynak Yeniçağ: Kıbrıs'ta oyun üstüne oyun… - Hüseyin Macit YUSUF