Her ülke ABD’ye kafa tutabilir, her ülke İsrail’i haritadan siler!
İsrail-ABD ekseninin artık rejim değiştirme, ülke işgal etme gücü ve imkanı olmayacak. Aynı şekilde Avrupa ülkelerinin böyle bir yetkinliği olmayacak. ABD’nin de İsrail’in de kendi korkularını insanlığın doğruları gibi dayatma tarihi bitti. Nükleer silahlanma ya da başka bir güç inşasına yönelik müdahale dönemi bitti. Artık hiçbir ülkeye geri adım attıramayacak, korkutup diz çöktüremeyecek. BU İSRAİL’İN SON SAVAŞIDIR! İsrail-ABD ekseninin İran’a saldırarak başlattığı savaş, kendi güç haritalarının
İBRAHİM KARAGÜLYENİ ŞAFAK GAZETESİ
https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/trac
İsrail-ABD ekseninin artık rejim değiştirme, ülke işgal etme gücü ve imkanı olmayacak. Aynı şekilde Avrupa ülkelerinin böyle bir yetkinliği olmayacak.
ABD’nin de İsrail’in de kendi korkularını insanlığın doğruları gibi dayatma tarihi bitti. Nükleer silahlanma ya da başka bir güç inşasına yönelik müdahale dönemi bitti. Artık hiçbir ülkeye geri adım attıramayacak, korkutup diz çöktüremeyecek.
BU İSRAİL’İN SON SAVAŞIDIR!
İsrail-ABD ekseninin İran’a saldırarak başlattığı savaş, kendi güç haritalarının çöküşüyle sonuçlanacağı için bu yönde başlatılan “son savaş”tır. İsrail korku paranoyalarının, yeryüzünü kirleten azgınlıklarının, ABD “patronluğu”nun imkansızlıkları bizzat bu kendileri tarafından gösterilmiştir.
İki ülkenin de İran’ı işgal etme imkanı ve gücü yoktur. Sadece hava saldırıları ile İran’ı dize getirme imkanı yoktur. Korkutarak, sindirerek, kandırarak milletleri kendi devletleri ile içeriden savaşa sokma imkanları ortadan kalkmıştır.
ABD, tek başına hiçbir savaşa başlamamış, hiçbir savaş kazanamamıştır. “Müttefiklik” adı altında başka devletleri, milletleri savaşa sürüklemiş, “ABD zaferleri” böyle ilan edilmiştir.
İSRAİL BİR HAFTALIK DEVLETTİR.
PAZARLADIKLARI KORKULARI AŞIN!
İsrail; Arap-İsrail savaşlardı dahil, hiçbir savaşa tek başına girememiş, hiçbir savaşı tek başına kazanamamıştır. ABD’nin silah gücünü, Avrupa’nın siyasi ve ekonomik gücünü kullanarak bizim coğrafyada ayakta kalabilmiştir.
Onu bu kadar saldırganlaştıran cesaret, ABD ve Avrupa’nın gücünü kullanmasıdır. Bunun dışında İsrail zayıf, halkı korkak bir ülkedir, tek başına savaşta bir haftalık devlettir.
İsrail-ABD ekseni, bizim coğrafyada milletlerin, devletlerin, liderlerin korkularına yatırım yaparak başarı sağlıyor. Yıllardır “İran tehdidi” pazarlıyor, Arap dünyasının desteğini kazanıyor. “İslam tehdidi” pazarlıyor, coğrafyadaki yönetici elitlerin desteğini alıyor.
İran savaşı sonrası “Türk tehdidi” pazarlayacak, Arap ve İranlıların desteğini almaya çalışacak. Bunun ilk adımları şimdiden ortaya çıktı.
İSRAİL DE ABD DE YAPAYALNIZ!
Ama artık bu kurgu bozuldu. İran’a saldırı ezberleri sıfırladı. ABD ve İsrail, eski müttefiklerini kaybetti. İsrail adına savaşanlar, onun elini güçlendirenler cepheden çekildi. İsrail de ABD de yapayalnız kaldı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, İsrail’in kuruluşundan bu yana böyle bir şey ilk kez ortaya çıktı.
Avrupa, İsrail-ABD ekseninin İran’la savaşına katılmadı. Gönülsüz olduklarını, İsrail için savaşmak istemediklerini açıkça ilan etti.
Belki bazı şeyler için zorlanabilirler ama bu eğilim artık söyle devam edecek, çizgiler daha da kalınlaşacaktır. Çünkü, ABD’nin bencilliği, İsrail’in şizofren ırkçılığı Avrupa’nın geleceğini de karartacak, dünya ile ilişkilerini mahvedecek bir seviyeye ulaştı.
KÖRFEZ ÜLKELERİ İSRAİL İÇİN SAVAŞA GİRECEK Mİ!
Körfez ülkeleri, daha dün İbrahim Anlaşmaları imzalarken, yıllardır gizli olan ortaklıkları açık edip sahnelerde flörtleşirken, bugün İran’a yönelik saldırıya şu ana kadar katılmadı. İran korkusundan değil, bu maceranın artık kendi varoluşlarını da tehlikeye attığının farkına vardılar.
Üstelik Körfez ülkeleri, çok ağır saldırılara maruz kaldı. Ülkelerindeki ABD kara, hava ve deniz üsleri çok yoğun şekilde vuruldu. Petrol-doğalgaz endüstrisi ağır zayiat aldı. Korkunç ekonomik kayıplar yaşıyorlar. Ülkelerinin tamamen savunmasız halde görünmesinin itibar kaybını yaşıyorlar.
Ama “İsrail’in yanında savaşa girmek”, “İsrail için savaşıyor” görüntüsü onlar için orta ve uzun vadede çok daha ağır kayıplara yol açacağının farkına vardılar. Gazze’deki soykırımda o kadar etkisizlerdi ki, bu içler acısı duruma yeni bir travma eklemek istemediler.
NASIL BİR HAYAL KIRIKLIĞI BU! HANİ, NEREDE ABD KORUMASI?
Onlar için çok daha büyük, çok daha ölümcül sonuçlar çıktı ortaya. On yıllardır trilyon dolarlarını ABD’ye akıttılar. Ülkelerinin her yanının ABD üsleriyle donattılar.
Ülkelerinin güvenliğini ABD’ye ihale ettiler. İsrail istihbaratıyla ortaklıklar kurdular. “Terörle mücadele” adına kendi insanlarını İsrail’in insafına terk ettiler.
Ama İran füzeleri ülkelerine düşerken “ABD koruması”nın bir hiç olduğunu gördüler. ABD ve İsrail ile müttefiklik ilişkisinin tek yanlı olduğunu, bu iki ülkenin çıkarlarını sağlamaya dönük olduğunu, başlarına bir bela gelince onlardan hiçbir fayda görmeyeceklerini anladılar.
KENDİLERİNİ KORUYAMAYAN SİZİ NEDEN KORUSUN!
İsrail ve ABD, Körfez ülkelerine giden İran füzelerini durdurmadı, durduramadı. Bölgedeki ABD üsleri bu anlamda hiçbir işe yaramadı, görev üslenmedi.
Bırakın bölge ülkelerini korumayı bu üsler kendini bile koruyamadı. Ama Arap ülkeleri aylardır İsrail’e giden İran füzelerini engellemeye çalışıyor!
Acı olan şu ki; bu ortaklıkların tamamı İsrail’i korumak içinmiş, kendilerini değil. Kendileri bile İsrail’in güvenlik stratejilerine göre konumlanmış. Onların bu tavrı ve ilişkileri, İsrail saldırganlığının itici gücü, motivasyonuymuş!
İSRAİL’İ KORUDUKLARI KADAR DEĞERLİYMİŞ! ŞİMDİ ANLADIK MI?
İsrail-ABD ekseni elli yıldır Arapların korkularını ve zaaflarını kullanıyordu. Müslümanların mezhep ve etnik kimlik zaaflarını kullanıyordu. Bu iki politika, onlar için nükleer silahtan bile daha güçlüydü.
Her istediklerini yapıyorlar; her ülkeyi işgal edebiliyorlar, her yerde iç savaş çıkartıyorlar, istedikleri ülkede rejim değiştiriyorlardı.
Sadece haraç ödeyenler kurtuluyor, sadece İsrail için güvence oluşturanlar kurtuluyordu. Bu utanç verici bağımlılık milletlerin, ülkelerin, şehirlerin, on yılların heba olmasıyla sonuçlandı. Artık bu açıkça görülmeli, okunmalı ve ölümcül kararlar alınmalı.
Önümüzdeki gelecekte hiçbir ülke bir başkasını korumayacak. Eski tür bağımlılık/korunma ilişkilerinin sonu, yeni tür “ortaklıklar”ın başlama zamanı geldi. Müslüman coğrafya üzerinden ABD vesayetini, İsrail gölgesini kaldırıp atma zamanı geldi.
ARTIK SÜPER GÜÇ İMTİYAZI YOK. HERKESİN FÜZESİ VAR VE HER YERİ VURUYOR.
Körfez ülkeleri İran’a çok öfkeli. İlk kez öylesine saldırıya uğruyorlar ve bu haklı bir öfke. Ama aklı olan bir devlet, İran’a duyduğu öfkeden daha fazlasını ABD ve İsrail’e duyar.
Onları bu duruma düşüren İsrail. Onları bu bölgesel savaşın içine sürüklemeye çalışan İsrail. Bu savaşı kurgulayan ve bu hale getiren İsrail.
Artık süper güçlerin dünya hakimiyeti diye bir gerçek kalmadı. Askeri teknolojide ülkeler arasındaki sınır belirsizleşti.
Kimse İran’ın böyle bir cevap vereceğini düşünmemişti. ABD ve İsrail şaşkın. Zayıflattıkları bir devlete son darbeyi vuracak ve işini bitireceklerdi.
Ama artık İran füzeleri Dimona nükleer tesislerini, yeraltı sığınaklarını, enerji santrallerini, istihbarat merkezlerini, füze depolarını vuruyor ve bunu engelleyemiyorlar.
HER ÜLKE ABD’YE KAFA TUTABİLİR, HERKES İSRAİL’İ HARİTADAN SİLER.
Öyleyse harp tarihinde yepyeni şeyler oluyor demektir. Füzelerin ve SİHA’ların, F-35’leri, uçak gemilerini, büyük askeri üsleri etkisizleştirebildiği bir döneme girdik.
Ucuz askeri teknolojinin, maliyeti çok ağır askeri yapılanmaları aşabildiği, bu yönde askeri teknolojinin, zengin ülkelerin tekelinde olmadığı bir döneme girdik. Orta ölçekli ülkelerin süper güçlere kafa tutabildiği bir tarihe girdik.
Bu savaşı kazanamazlar. İran’a kara harekatı yapamazlar. Ülkeler işgal edemezler. O tarih bitti. İsrail ve ABD, korkunç bir yalnızlığa sürüklendi. ABD, İsrail için tam anlamıyla intihar etti. Netanyahu gibi bir soykırımcı şizofrenin kontrolüne girdi ve dünyayı kaybetti.
AVRUPA ŞEHİRLERİNİ FÜZELERLE VURACAK, “İRAN YAPTI” DİYECEKLER.
Peki ne yapacaklar? Avrupa’yı savaşa ikna etmek için olağandışı yöntemler deneyecekler. Belki Avrupa başkentleri füzelerle vurulacak ve “İran yaptı” diyecekler. Bu muhtemel ve çok dikkat edilmeli.
Diago Garcia’daki ABD-İngiliz üssüne atılan iki füzenin İsrail denizaltılarından atıldığı iddiası yabana atılmamalı.
Körfez ülkelerini savaşa sokmak için ilk günden beri bu ülkelere bedel ödetiyorlar. Onları vuran füzeleri engellemiyorlar.
Dahası bazı ülkelerin veya hedeflerin İran tarafından değil, İsrail ve bölgedeki ABD askeri birimleri tarafından vurulduğu iddiaları çok canlı.
BAE’nin de yardımıyla, S. Arabistan veya bölgenin diğer ülkelerine infial uyandırıcı bir yıkım yaşatabilirler ve bu ülkeleri İran cephesine sürebilirler.
Türkiye ve bütün bölge ülkeleri çok dikkatli olmalı. Avrupa ülkeleri dikkatli olmalı. Kendi milli kaynaklarına güvenmeli, ABD-İsrail etkisi altındaki kurum ve çevreleri sorgulamalı.
“TANRI”YI AYAĞINA ÇAĞIRACAK KADAR AZGINLAŞAN BİR TOPLUM.
Körfez’i ve Avrupa’yı savaşa sokmadan hiçbir şey yapamayacaklarını kendileri de buluyorlar. Çünkü böyle şeyler deneyecekler.
İsrail yeryüzünün zehridir. Peygamberleri bile öldüren, “Tanrı” ile savaşan giren, “Musa” ile hiçbir bağı olmayan, bir salgın hastalık gibi dünyayı kirleten “Yahudi kabilesi” kontrol altına alınmadan dünyada barış olmayacaktır.
Öldükten sonra “Tanrı”ya ulaşmaya inanmayan, “Tanrı”yı yeryüzüne getirmeye çalışan, onu ayağına getirmeyi düşünecek kadar kibirli ve azgın bu toplumun bir devlet hakkı, harita hakkı olamaz.
TÜRKİYE VE BÖLGE ÜLKELERİ, TARİHİ DEĞİŞTİRECEK KARARLAR ALMALI…
Körfez ülkeleri, Arap ülkeleri, Türkiye, coğrafyamızın güçlü ülkeleri, bu savaşın ölümcül sonuçlarını iyi tespit edip, zor kararlar almalı. Ortak askeri alanlar, ortak savunma kalkanları bir an önce kurulmalı. Bu bir fırsattır ve yeterli ortamı sağlamaktadır. Bir an önce harekete geçirilmeli.
Türkiye, S. Arabistan, Mısır gibi ülkeler mutlak nükleer güç olmalı. Coğrafyanın kurucu unsurları olan devletler, yüz yıldır devam eden Batı himayesini coğrafyadan uzaklaştırmalı. Kendi varlıklarına, güçlerine, imkanlarına yönelmeli.
İSRAİL’İN ÇÖKÜŞÜ ÇOK HIZLI OLACAK!
Savaşları coğrafya dışına itme, bölge için savaşlara karşı teyakkuz haline geçme, zaaf alanlarının kendilerine karşı silah olarak kullanılmasını engelleme dönemi gelmiştir. Bu ülkeler güçlüdür ve güçlerinin farkına varmalı. Bu yüzden coğrafyamız tarihi bir yol ayırımına gelmiştir ve artık bu ertelenemez.
ABD’nin rejim değiştirme, ülke işgal etme girişimlerinin son savaşına tanık oluyoruz. Ve asla başaramayacak. İsrail’in ABD gücünü kullanma, bölgede korku yayma planlarının son aşamasına gelindi ve bundan sonra İsrail’in çöküşüne tanık olacağız.
Ve bu çok hızlı olacak.
Şu an zirvede gibi görünmesine bakmayın, o süreç başlamıştır.
YAZININ DEVAMI
YORUMLAR