Uşak belediye başkanı otel odasında belinde havluyla gözaltına alındı, polis kamerası adeta paparazzi kamerası gibi yandaş medyaya servis edildi, yolsuzluk soruşturması denilen soruşturma bu erotik görüntüler yüzünden daha en başından savunulamaz hale getirildi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel bu operasyondan hemen sonra miting kürsüsüne çıktı, lafı hiç eğip bükmedi, “bu kadar kirli bir savaşta bunlara bu alanı açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim” dedi, “o görüntüleri basanlar utanmaz ama, ben o görüntüler adına milletimden utandım, bu rezillikler olduğu için milletimden özür diliyorum” dedi.
★
Bana sorarsanız, Özgür Özel en doğru olanı yaptı.
AKP’nin her zaman yaptığı gibi “ne olursa olsun benim partimden” diye sahip çıkmak yerine, “kim olursa olsun kabul edilemez” demek istedi.
★
(Bu yazının kaleme alındığı saatlerde henüz resmi açıklama yoktu ama muhtemelen ya Uşak belediye başkanı istifa ederek CHP’den ayrılacaktır, ya da CHP yönetimi tarafından disiplin yoluyla partiden ihraç edilecektir. Hatta, istifasını bile beklemeden ihraç etmek bence daha doğru olur.)
★
Bizzat CHP genel başkanı tarafından, CHP’nin kurumsal kimliği açısından “doğru tavır” alınması çok güzel, ama bir özeleştiri yaparak, bu noktaya hangi “yanlış tavır”la gelindiğini hatırlamakta, fayda yok mu?
★
Hatırlayalım lütfen, 31 Mart 2024 yerel seçiminden hemen sonra, CHP genel başkanı sürpriz şekilde “normalleşiyoruz” diyerek, asrın liderimizi ziyarete gidip, mesir macunu hediye ettiğinde, ne olmasını bekliyordunuz Allah aşkına... Asrın liderimiz de bu iyi niyetli ziyaretten mahcup olup, bari ben de jest olarak CHP’li belediyelere hoşgörüyle bakayım mı diyecekti?
AKP genel başkanını kapıda karşılayıp, CHP genel merkezinin direğine cumhurbaşkanlığı forsunu çektiğinde, CHP milletvekillerine “TBMM’de Tayyip Erdoğan’ı görür görmez ayağa kalkacaksınız” diye genelge gönderdiğinde, ne olacaktı yani... Asrın liderimiz duygulanıp, ben de bunun karşılığında CHP’li belediyelere ayrımcılık yapmamayım mı diyecekti?
“Tayyip Erdoğan’ı ayakta karşılamamıza şaşıranlara şaşıyorum, cumhurbaşkanlığı makamına asla saygısızlık yapmayacağımızı defalarca söyledik, bundan sonra da bu şekilde davranmaya devam edeceğiz” denildiğinde, e ben de CHP’ye aynı saygıyla karşılık vereyim mi denecekti?
22 yıldır CHP’ye etmediğini bırakmayan, cibilliyetsiz diyen, sicili bozuk diyen, tezek diyen, kanalizasyon çukuru diyen, terörist diyen, camileri ahır yaptı diyen kişi, sırf Özgür Özel’in güzel hatırı için hadi ben de normalleşeyim diyerek, CHP’yle iyi mi geçinecekti?
CHP genel başkanı -birinci parti olmasına rağmen- üstüne basa basa “erken seçim çağrısı yapmıyorum” dediğinde, “erken genel seçim çağrısı yaparsam, bana yerel seçim için oy veren Ak Partililere haksızlık etmiş olurum” dediğinde, ne ümit ediyordunuz... Tayyip Erdoğan da aynı demokratik tarafsızlığı mı gösterecekti, ben de CHP’ye oy verenlere haksızlık etmeyeyim, demokratik tahammül göstereyim, öbür yerel seçime kadar CHP’li belediyelerin rahat rahat çalışmasına izin vereyim mi diyecekti?
★
“Normalleşme” denilen süreçte, yapmayın etmeyin diye yalvaran, yerel seçimi kaybeden saray şu anda taktiksel olarak yumuşak davranıyor, kamuoyu anketlerinin toparlandığını gördüğü anda kesinlikle karşı saldırıya geçecektir diye uyaran gazeteciler, haksız mıydı?
★
Normalleşmenin neticesi ne oldu?
Silivri oldu.
Silivri’de insanlık trajedisi oldu.
Ekrem İmamoğlu tutuklandı.
Esenyurt tutuklandı.
Beşiktaş tutuklandı.
Beykoz tutuklandı.
Şişli tutuklandı.
Beylikdüzü tutuklandı.
Büyükçekmece tutuklandı.
Bayrampaşa tutuklandı.
Gaziosmanpaşa tutuklandı.
Avcılar tutuklandı.
Adana, Zeydan Karalar tutuklandı.
Adana Seyhan tutuklandı.
Adana Ceyhan tutuklandı.
İzmir, Tunç Soyer tutuklandı.
Antalya, Muhittin Böcek tutuklandı.
Manavgat tutuklandı.
Şile tutuklandı.
Beyoğlu tutuklandı.
Bolu, Tanju Özcan tutuklandı.
Kuşadası tutuklandı.
Uşak basıldı.
Etimesgut’a hamle yapıldı.
★
“Normalleşme denilen anormalliktir, yerel seçimde fiilen iktidarı kaybeden AKP’ye zaman kazandırma projesidir, AKP kendini toparlar toparlamaz CHP’yi imha etmek için saldırıya geçecek” diye uyaranlar, haklı çıkmadı mı?
★
Uşak belediye başkanı için milletten özür dilenmesi çok doğru bir davranış ama gömleğin bundan sonraki düğmelerinin doğru iliklenebilmesi için, bir özeleştiri yaparak, normalleşmeye itiraz edenlerden de özür dilenmesi gerekmiyor mu?
★
Altını çizerek okuyun lütfen...
Hindistan’ın henüz İngiliz sömürgesi olduğu dönemlerdi. Delhi, Mumbai, Kalküta gibi şehirler kobra yılanı kaynıyordu. Yerel halk elbette alışıktı ama, İngiliz askerleri hayatlarında ilk kez yüz yüze geldikleri bu sinsi tehdide karşı kendilerini koruyamıyorlardı, yılan sokmasından şakır şakır ölüyorlardı.
İngiliz yönetimi çare aramaya başladı, düşündüler taşındılar, dahiyane bir fikir buldular, “kobralarla mücadele etmek için kendimizi tehlikeye atmayalım, biz tehlikeden uzak duralım, bu işi yerel halkın üstüne yıkalım, kobraları öldürsünler, öldürüp getirdikleri her kobra için para verelim” dediler. Tam düşündükleri gibi oldu. Yerel halk para lafını duyunca, şakır şakır kobra ölüsü getirmeye başladı.
İngilizler böylesine isabetli karar verdikleri için kendi kendilerini tebrik ettiler, zekalarıyla gurur duydular.
Kısa süre içinde Hindistan şehirlerinde kobra kalmadı, neredeyse doğada bile kalmadı, artık hastanelere kobra sokmasından kimse gelmiyordu.
Ama bir tuhaflık vardı... Ortada kobra mobra filan kalmamasına rağmen, her gün biraz daha fazla sayıda ölü kobra getiriliyordu, bu nasıl olabilirdi?
İngiliz yönetimi araştırdı, vaziyet kısa sürede anlaşıldı, doğada artık yakalayacak kobra kalmayınca, kurnaz Hintliler dahiyane bir fikir bulmuştu, evlerinin bahçelerinde kobra çiftlikleri kurmuşlardı!
Evet, artık yakalayıp öldürmek yerine, öldürmek için besliyorlardı.
Kobra peşinde koşmaktansa, kobra yetiştirmek, hem çok daha zahmetsizdi, hem çok daha fazla gelir getiriyordu.
Kobra avcısı zannedilenler, aslında kobra üreticisiydi.
Kendilerini çok zeki zannederken, alenen şapşal yerine konulduklarını anlayan İngilizler, kobra ölüsü satın almaktan derhal vazgeçtiler.
Ama, iş işten geçmişti.
Durumu tee en başından daha kötü hale getirmiş oldular.
Ölü kobralar artık para etmeyince, çiftliklerde çoğaltılan kobralar, doğaya bırakıldı. Yani... Hem para kaybedilmişti, hem zaman kaybedilmişti, hem de kökünü kuruttuk zannedilen kobra nüfusunda patlama meydana gelmişti.
★
Bu yaşanmış ibret öyküsü, Alman iktisat profesörü Horst Siebert tarafından 2001 yılında yazılan bir kitapla kavramlaştırıldı, “Kobra Etkisi” adıyla literatüre girdi. Ekonomide ve siyasette “düzeltmeye çalışırken daha da bozulmasına sebep olan kararlara” kobra etkisi denildi.
★
Türkçe meali, kaş yapayım derken göz çıkarmak’tı.
★
Sorunu çözmek için koyduğun teşhis yanlışsa, yanlış teşhisle yaptığın müdahale de yanlış oluyordu, çözmeye çalıştığın sorun, daha da içinden çıkılmaz hale geliyordu.
Öngörüsüz iyi niyet, kötüleşmeyi teşvik ediyordu.
★
(Kobra etkisini kanıtlayan örneklerden bir başkası, Vietnam’ın Fransız sömürgesi olduğu dönemlerde yaşandı. Hanoi şehri fare kaynıyordu, Fransız yönetimi dahiyane bir fikir buldu, fare öldürüp kuyruğunu getirene para ödenecekti. E tabii, fare yetiştirip kuyruğunu getirmeye başladılar. Üstelik, kuyruğunu kestikleri fareleri üremeye devam etsinler diye kanalizasyonlara bırakıyorlardı, kurutmaya çalıştıkları fare nüfusunda patlama oldu.)
★
(ABD’de vahşi batı döneminde, tren hattında çalışan, ray döşeyen işçilere “kilometre başına ücret” ödeniyordu. İşçilerle mühendisler şebeke kurdu, olması gereken rotadan saparak, çoook daha uzun raylar döşediler.)
★
(Güney Amerika ülkelerinde trafik sıkışıklığını azaltmak için tek/çift plaka uygulaması başlatılmıştı, bir gün tek plakalar, bir gün çift plakalar trafiğe çıkacaktı. İkinci el otomobil satışı patladı. Taşra şehirlerindeki otomobiller büyük şehirlere getirildi. İmkanı olan herkes kendine bir tek, bir çift plakalı otomobil satın aldı, trafik sıkışıklığı ve hava kirliliği daha da arttı.)
★
(Wells Fargo bankası, müşterilere daha fazla hesap açılması, daha fazla kredi kartı satılması için çalışanlarını teşvik etti. Çalışanlar da, daha fazla prim almak için, müşterilerin bilgisi ve onayı dışında sahte hesaplar açtı, müşterilerin haberi bile olmayan kredi kartları tanımlandı. Milyar dolarlık finansal skandala dönüştü. Banka devasa cezalar ödemek zorunda kaldı.)
★
(Bulgaristan’da güya hastane giderlerini azaltmak için ameliyat başına prim sistemi getirildi, şakır şakır yatırıp, sağlıklı insanların kalbine stent taktılar.)
★
CHP’nin başına gelen tipik “kobra etkisi”dir.
★
İyileşme hamlesi zannedilen, aslında kötüleşmeyi teşvik etti.
Normalleşme denilen, durumu iyice anormal hale getirdi.
Çözüm sanılan, iyiden iyiye düğümledi.
★
Uğruna mücadele ettiğimiz insanlar tarafından taşlanmayı göze alarak, testi kırılmadan önce, dost acı söyler misali, ısrarla anlatmaya çalıştığımız buydu... Normalleşme denilen, sarayın projesiydi, CHP’yi bir yıl boyunca oyalamak ve gardını indirmek için sahneye konulmuş senaryoydu.
★
Farkındalık bu toprakların lanetidir.
Anlamak istemeyenlere hayat mutlaka anlatır.
★
CHP’ye gönül verenlerin, ağız tadıyla mesir macunu yiyoruz zannederken, şimdi maalesef adeta kobra tarafından sokulmuş gibi hissetmeleri ondan!
Yılmaz Özdil

YORUMLAR