40 yıllık bir büyük yalanın sonucu

Tasarruf açığımız var dolayısıyla dışarıdan borç almaktan başka çaremiz yok denilerek toplum gözünde meşrulaştırılmaya çalışılan 40 yıllık bir büyük yalanın sonucunda gelinen nokta bu.

40 yıllık bir büyük yalanın sonucu

Tasarruf açığımız var dolayısıyla dışarıdan borç almaktan başka çaremiz yok denilerek toplum gözünde meşrulaştırılmaya çalışılan 40 yıllık bir büyük yalanın sonucunda gelinen nokta bu.

40 yıllık bir büyük yalanın sonucu
22 Haziran 2019 - 21:52

Hafta başından bu yana açıklanan veriler ekonomideki gidişin negatif yönde olduğunu, son derece açık şekilde gözler önüne seriyor.

Sizlerle paylaşacağım ilk veri Sanayi Üretim Endeksi. Söz konusu endekse göre Nisan 2019 itibarıyla sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4 azalmış, sanayi üretimi Aralık 2018’den bu yana aylık olarak ilk kez düşmüş durumda.

İkinci sırada sizlerle paylaşacağım veri, yine Nisan 2019 tarihine ilişkin olarak yayınlanmış olan Ciro Endeksleri. TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre, sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında takvim etkilerinden arındırılmış ciro endeksi, 2019 yılı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,9 artarken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış toplam ciro endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,7 oranında azalmış. Tüketici enflasyonundaki yıllık artışın yüzde 20’lere, TL’nin dolar karşısındaki değer kaybının yıllık yüzde 25’lere olaştığı bir ortamda cirolarda yaşanan yaklaşık yüzde 15’lik artışın gerçekte ciddi bir erimeyi işaret ettiğini söyleyerek devam edeyim.

2019 Mart ayına ilişkin işsizlik rakamları sanayi üretiminde ve ciro endeksinde yaşanan düşüşü doğrudan yansıtır nitelikte. Türkiye genelinde işsiz sayısı 2019 yılı Mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 334 bin kişi artarak 4 milyon 544 bin kişi olurken, işsizlik oranı 4 puanlık artış ile yüzde 14,1 seviyesine gelmiş durumda. Genç işsizliği, gençlerde sebep olduğu moral yıkım/umutsuzluk nedeniyle tamamen ayrı bir başlık olarak ele alınmayı hak ediyor.

Yayınlanan bir diğer veri Perakende Satış Endeksleri. ‘Halk ne kadar tüketebiliyor’ sorusunun yanıtını gösteren söz konusu endekse göre, Nisan 2019 itibarıyla perakende satışlar bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,9 azalmış. Gıda, içecek ve tütün satışları yüzde 2,9 düşerken, gıda dışı satışlar (otomotiv yakıtı hariç) yüzde 7,1, otomotiv yakıtı satışları yüzde 11,6, elektrikli eşya ve mobilya yüzde 22,4 azalmış durumda. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış aylık düşüş yüzde 4,6. Rakamlar, vatandaşın göreli olarak en önemsiz gördüklerinden başlayarak ciddi oranda kemer sıkmaya başladığını, AKP döneminde borç parayla sahip olunan ödünç refahın, toplumsal yaşamı parçalayarak uçup gitmeye başladığını çok net bir şekilde ortaya koyuyor. 

40 YILLIK BİR BÜYÜK YALANIN SONUCU

Tüketimdeki düşüş yalnızca Perakende Satış Endeksleri kapsamında derlenen verilerle sınırlı değil. Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam satışı, 2019 yılı ilk beş ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 49,57 azalarak 152.456 adet olarak gerçekleşirken, Türkiye genelinde konut satışları da 2019 Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,3 oranında düşmüş durumda.

Yukarıda sizlerle paylaştığım verilerin, ekonomide ciddi bir küçülmeyi işaret ettiği konusunda şüphe yok. Veriler, ‘en kötüsü geride kaldı’ söyleminin gerçeği yansıtmadığını, negatif trendin hala devam ettiğini gösteriyor.

Hal böyleyken, ekonomideki küçülmeden kaynaklı olarak cari açıkta yaşanan iyileşmeyi gerekçe göstererek en kötünün geride kaldığını söylemek, “baz etkisi” nedeniyle enflasyonun, özellikle 2019 Eylül, Ekim ayları itibarıyla tamamen istatistiki bir yanılsama olarak bir yıl öncesine göre düşük gerçekleşecek olmasından çıkarak her şey yoluna giriyor demek, gerçekleri tersyüz ederek, toplumsal algıyı manipüle etmek dışında bir anlam taşımıyor.

Sadece hafta başından bu yana yayınlanan verilerin ortaya koyduğu tablo bu. Ne kadar görmezden gelinse, gösterilmemeye, saklanılmaya çalışılsa da, bütünüyle ekonominin dış kaynağa yani borca bağımlılığının sonucu olarak, dış kaynağa/borca ulaşmanın zorlanması sonucunda görünür/algılanır hale gelen kriz, ülke siyasetini cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar borç verenlerin taleplerine hassas hale getirmiş durumda.

Tasarruf açığımız var dolayısıyla dışarıdan borç almaktan başka çaremiz yok denilerek toplum gözünde meşrulaştırılmaya çalışılan 40 yıllık bir büyük yalanın sonucunda gelinen nokta bu. O derece ağır bir tablo söz konusu ki hovardaca borçlanıp, hovardaca tüketmekten kaynaklanan sorunlardan, yeni borçlar alarak kurtulacağımızı söyleyebilecek, umabilecek kadar kontrolden çıkmış durumdayız.

Sorunu toplumun ve ulusun geleceği açısından hayati kılan şey ise durumun güçlüğünden, sorunun büyüklüğünden çok siyaset kurumunun, doğrudan ulusal bağımsızlığımızı hedef alan bu tehlike konusundaki duyarsızlığı/sessizliği.

Ahmet Müfit

Odatv.com

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum