Ayrıştıran süper kupa
Süper Kupa finalinin Suudi Arabistan'ın Riyad kentindeki bir stadyumda oynatılacak olması, daha en başından ayrıştırıcı bir yaklaşımın bizzat TFF eliyle hayata geçirilmesi demektir
Sportif organizasyonlar bir bölen olarak değil de birleştiren olarak işlev gören yapılardır. Fakat ülkemizin yüzüncü kuruluş yıldönümünde üstelik ülkenin futbol tarihindeki en derin izlerini bırakmış iki takımının karşılaşmasında durum çok ama çok farklı bir çizgide gerçekleşecek. Üstelik bu durumu yaratan da bizzat ülkenin futbol organizasyonunu yöneten kurumun almış olduğu karar olacak. Tabii burada söz konusu iki kulübün de istemem yan cebime koy tavrını görmezden gelmememiz gerektiğini de eklemek durumundayız. Çünkü hem kazananın hem de kaybedenin cebine milyon Euro girmiş olacak (kazanan ekip 2,8 milyon Euro, kaybeden ekip ise 2,2 milyon Euro alacak). O zaman neden bir bölen olarak söz konusu karşılaşmayı eleştirmemiz gerektiğini ise ayrıntılı şekilde ele almak durumundayız.
Bu noktada ilk husus milyonlarca taraftarı olan iki takımın da taraftarlarının söz konusu karşılaşmaya gidebilmeleri için öncelikle pasaportları olmaları gerekmekte. Pasaportları olsa kaç yazar bir de bu maça gidebilmek için bir hayli yüksek miktarda parayı gözden çıkartmak zorundalar diyebilirsiniz. Son derece haklısınız çünkü olay pasaport sahibi olmakla veyahut uçak bileti alacak kadar paranızın olması ile bitecek gibi gözükmüyor! Bir de işin içerisinde maç bileti satın alma meselesi var. Bilet fiyatları 6 Aralık tarihinde ilk açıklandığında en ucuzu 963 TL, en pahalısı ise 140 bin TL olarak belirlenmişti. 25 Aralık tarihinde ise Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bilet fiyatlarında yüzde 50 indirime gitti. Bu yazıyı yazdığım saatlerde yirmi bin kişilik bilet satışı gerçekleşmişti. Birçok tur şirketinin Riyad'da oynanacak olan Süper Kupa maçı ve Umre ziyaretini içeren kampanyalarını birleştirerek sunması sonrasında bir de indirim gerçekleştirilince yirmi beş bin kişilik stadyum dolacak gibi gözükmekte.
Buraya kadar var olan durumu, bilet fiyatlarını, uçak bileti ve diğer organizasyonları sizlerle paylaşmaya çalıştım. Buradan sonra ise futbolun birleştiren bir yapı arz eden bir spor dalı olduğu gerçeğinin altını bir kez daha çizerek yorumlarıma başlayacağım. Futbol, dünyanın en kitlesel spor dalıdır ve bu özelliği ile gerek ülkemizde gerekse de dünyanın neredeyse bütün ülkelerinde büyük bir ilgiyi üzerinde toplamayı başarabilen bir özelliği bünyesinde barındırmaktadır. Bu etkinin arkasında ise futbolun içinde yapıldığı dünyanın bütün çelişkilerini yansıtabilen bir alan olma vasfının da büyük etkisi bulunmaktadır. İşte tam bu noktada futbolun kendisi sınıfsal özellikleri bünyesinde barındırıyor olmasına karşın sınıflar üstü bir oyundur. Bir başka ifade ile futbol, farklı sınıfların bir arada bulunabildiği bir görünüme sahiptir. Ülkelerin farklı sosyal tabakalarından ve statü gruplarından gelenlerin birlikte sevinip üzülebildikleri bir ortak paydanın adıdır futbol. Bu durumun arka planında ise farklı kesimlerin birlikteliğini sağlayacak organizasyonların önünün açılması durumu yatmaktadır. Yani tutmuş olduğu takımın karşılaşmasını seyretmek, ülkenin asgari ücret ile geçinenin de fabrika sahibi olanın da hakkıdır. Bunun sağlanabilmesinin yolu ise aynı mekânın içerisinde farklı fiyat politikalarını hayata geçirmek suretiyle taraftarların takımlarını destekleyebilme olasılıklarını ortadan kaldırmayacak uygulamalardan geçecektir.
Süper Kupa finalinin Suudi Arabistan'ın Riyad kentindeki bir stadyumda oynatılacak olması, daha en başından ayrıştırıcı bir yaklaşımın bizzat TFF eliyle hayata geçirilmesi demektir. Bu ise taraftarların sınıfsal kökenleri üzerinden farklı kompartmanlara ayrılmasına yol açacaktır. Futbolun bir birleştiren değil bir bölen haline getirilmesinin sonuçlarını ilerleyen dönemde çok daha acı bir biçimde izleyeceğimizi de buraya tarihe not düşme adına ekleyelim.
Bir diğer önemli husus ülkenin yüzüncü yılına denk gelen ve futbol alanındaki en eski iki kulübünün mücadelesinin yurt dışında gerçekleştirilecek olması kabul edilebilir bir durum değildir. Çünkü yüz yıllık bir zaman diliminin sonunda bu karşılaşmanın oynanması gereken yer içinde yaşanan ülkenin başkenti veya kurtuluş savaşı ateşinin yakıldığı Samsun kenti olmalıydı. Her ikisinin de gerçekleşmediği bir noktada sadece paranın egemenliği için marka değeri safsatası altında yapılacak olan bütün uygulamalar daha en başından sadece ve sadece göstermelik olacaktır. Maç gecesi karşılaşma başlamadan planlanan gösteriler bu açıdan zevahiri kurtarmaya dönük adımlar olarak rahatlıkla nitelendirilebilir. Yüz yıllık futbol serüveninin belki de doruk noktası olarak gösterilebilecek olan bir karşılaşmayı dahi kullanmayı beceremeyen bir federasyondan aslında çok da fazla bir şey beklememek lazım. Kulüpler mi? Bakın aslında durum onlar açısından da içler acısı. Medya ve takımlarla yönetimlerine baktığımızda da durum pek parlak değil. Son bir ay içerisinde yaşadığımız rezaletleri bambaşka bir şekilde gören taraftarlar için ise aslında film çoktan bitti ve kendilerini hala oynanacak olan karşılaşmanın baş aktörü olarak görmeyi sürdürüyorlar. Oysa düdük çoktan çaldı ve onların büyük bir kısmının süper kupanın yurt dışında oynanması ile başlayan yeni süreçle birlikte esamesi okunmayacak! Kendilerini bundan sonra karşılaşmaların oynandığı stadyumlarda değil stadyumların önlerinde, takımlarının tesislerinde veyahut havaalanlarında meşaleli gösterilerde daha sıkça görmeye başlayacağız.
Ne yazık ki ülkenin yüzüncü yılında futbol üzerinden toplumsal hayata verebileceğimiz mesajları verebilme olanağını da bizatihi TFF ve kulüpler aracılığıyla yitirmiş olduk. Bundan sonraki karşılaşmalarda futbol giderek daha fazla bir bölen olarak etkisini gösterirken, taraftarlar tutmuş oldukları takımlarının karşılaşmalarına getirilen engeller sayesinde gidemeyecekler!