Barrack kararının perde arkası

ABD'nin yeni planı... Uzmanı Odatv'ye anlattı: Barzani işin neresinde Bağdat'ta neler oluyor? ABD-İran savaşı sonrasında dengeler nasıl değişti? Yeni sürecin Ankara'ya etkisi ne olacak? Odatv bu soruların peşine düştü. İşte özel bilgiler...

Barrack kararının perde arkası
03 Haziran 2026 - 10:53

Ortadoğu, ABD-İran savaşıyla tarihinin en büyük kaos girdaplarından birini yaşarken, Ankara ile Bağdat arasında yürütülen diplomasi de meyvelerini vermeye başladı. Bölgedeki sıcak gelişmeleri Odatv'ye değerlendiren Iraklı gazeteci Müslim El-Bayati, sınır güvenliği konusunda iki başkent arasında daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yakınlaşma yaşandığını ifade etti. Bağdat yönetiminin artık kendi sınır bölgelerindeki güvenlik boşluğunun ve PKK gibi silahlı terör gruplarının varlığının doğrudan Irak'ın kendi çıkarlarına ve egemenliğine telafi edilemez zararlar verdiğini net bir şekilde idrak ettiğini belirten El-Bayati, sahada yeni bir döneme geçildiğinin sinyalini verdi.

'BÖLGEDEKİ HER GERİLİM IRAK'A YANSIYOR'

Odatv: ABD/İsrail ekseni ile İran arasındaki savaşın faturası Irak sahasına da kesildi. Yeni dönemde Irak'ın iç istikrarı nasıl şekillendiriyor? Bağdat, bu büyük bölgesel savaşın doğrudan bir cephesi olmaktan kendini kurtardı mı? İçerideki Haşdi Şabi gibi gruplar denklemin neresinde?

Müslim El-Bayati: Irak bugün, Washington ile Tahran arasındaki çatışmada en hassas halkayı temsil ediyor. Ülke, kendi içinde hem ABD'nin askeri ve siyasi nüfuzunu hem de derin siyasi, güvenlik ve ekonomik bağlar üzerinden şekillenen geniş bir İran nüfuzunu barındırıyor. Bu nedenle, bölgesel düzeydeki herhangi bir gerilim doğrudan Irak sahasına yansıyor. Bağdat'ın buradaki asıl büyük sınavı tarafsızlığını ilan etmesi değil, bu tarafsızlığı kendi topraklarındaki tüm aktörlere dayatabilmesidir. Bölgesel çatışma çemberi genişledikçe, Irak hükümetinin manevra alanı da giderek daralıyor. Tüm bölgesel ve uluslararası aktörler, Irak'taki istikrarın çökmesinin herkes için büyük kayıplara yol açacağının farkında; bu durum, Bağdat'a denge politikasını sürdürme ve çatışmaya doğrudan dahil olmama konusunda bir fırsat sunuyor.

GÜVENLİK ŞEMSİYESİ AÇILIR MI?

Odatv: Mevcut kriz ortamında Haşdi Şabi, Peşmerge ve diğer yerel silahlı grupların tek bir komuta kademesinde, devletin resmi güvenlik şemsiyesi altında birleştirilmesi gerçekçi bir hedef mi? Bu entegrasyon projesi kağıt üzerinde bir niyet beyanı mı, yoksa sahada uygulanma ihtimali var mı?

El-Bayati: Silahlı kuvvetlerin birleştirilmesi dosyası, 2003'ten bu yana Irak'taki en karmaşık meselelerden biridir. Bu yalnızca bir güvenlik sorunu değil; aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir boyuta da sahip. Haşdi Şabi resmi bir kurum olsa da siyasi ve örgütsel bir özgünlüğe sahip. Benzer şekilde Peşmerge de Kürdistan Bölgesi'nin anayasal yapısıyla bağlantılı. Bu nedenle, yakın vadede tam bir operasyonel birleşmeden bahsetmek gerçekçi olmayabilir; bunun yerine "ortak komuta" ve "operasyonel entegrasyon" seçenekleri daha uygulanabilir görünüyor. Mevcut göstergeler, Irak'ın iç çatışmalara girmeden, silahlı kuvvetler genel komutanının otoritesini kademeli olarak güçlendirme yönünde ilerlediğine işaret ediyor.

TOM BARRACK'IN MİSYONU

Odatv: Donald Trump’ın ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı aynı zamanda Suriye ve Irak Özel Temsilcisi olarak ataması Bağdat’ta nasıl karşılandı? Barrack'ın Irak dosyasındaki temel misyonu ne olacak sizce? Bu atamayı Washington'ın Bağdat'taki İran nüfuzunu kırma ve bölgeyi kendi stratejik önceliklerine göre yeniden dizayn etme planının yeni bir aşaması olarak görebilir miyiz?

El-Bayati: Bu atama, Amerikan yönetiminin Ortadoğu'daki nüfuzunu geleneksel askeri araçlardan ziyade siyasi ve ekonomik araçlarla yeniden şekillendirmeye yönelik daha geniş vizyonu bağlamında değerlendirilmelidir. Amaç; Irak, Suriye, Türkiye ve Körfez ülkelerini kapsayan birbirine bağlı bölgesel bir ağ oluşturmaktır. Washington, İran nüfuzunun Irak'ta siyasi ve toplumsal olarak ne kadar köklü olduğunu biliyor ve bu nüfuzun doğrudan çatışma yerine ekonomik ve siyasi dengeler yoluyla sınırlandırılabileceğinin farkında.

Odatv: Barrack'ın Suriye'deki geçiş sürecinde oynadığı rol düşünülürse, Irak'ta görev alması Şii milisler ve Koordinasyon Çerçevesi (Coordination Framework) üzerinde bir baskı yaratır mı?

El-Bayati: ABD'nin uzun bir süre büyükelçi bulundurmaması, Irak'a yönelik ilginin azaldığı anlamına gelmiyor; aksine Washington'un bölgesel dosyaların yönetiminde daha merkezi bir yaklaşıma geçtiğinin göstergesi olabilir. Geniş yetkilere sahip bir bölgesel temsilcinin varlığı, Amerikan yönetimine Irak, Suriye ve Türkiye dosyalarını tek ve entegre bir vizyon çerçevesinde birleştirme imkanı tanıyor. Ancak bu durum, Irak'taki siyasi güçler üzerinde ek bir baskı yaratıyor, zira artık daha geniş bölgesel hesapların bir parçası haline geliyorlar. Yine de Irak güçleri, uzlaşmacı siyasi sistemin doğası ve içteki bölgesel çıkarların iç içe geçmiş olması nedeniyle hala bir manevra marjına sahip.

Odatv: Peki sizce Tom Barrack'ın Ankara Büyükelçiliği görevini sürdürürken Irak'tan da sorumlu tutulması, Türkiye-Irak ilişkilerine nasıl bir boyut kazandıracak?

El-Bayati: Türkiye-Irak ilişkileri son yıllardaki durumundan farklı bir aşamaya geçiyor. Odak noktası yalnızca güvenlik dosyalarından çıkıp kalkınma, enerji ve taşımacılık gibi stratejik ve geniş çaplı ekonomik dosyalara kaymış durumda. Washington, Türkiye'nin vizyonunu kendi bölgesel projesiyle entegre etmeyi başarırsa, Irak; Körfez'i, Türkiye'yi ve Avrupa'yı birbirine bağlayan hayati bir ekonomik ve coğrafi merkez haline gelebilir. Ancak bu senaryonun başarısı, Bağdat'ın Ankara, Tahran ve Washington ile olan ilişkilerinde ne kadar hassas bir denge kurabileceğine bağlı.

TÜRKİYE'NİN SINIR ÖTESİ OPERASYONLARI

Odatv: Bölgede geniş çaplı istikrarsızlık ve güç boşlukları yaşanırken, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki terörle mücadele operasyonları hakkındaki düşünceleriniz neler? Bağdat yönetimi, PKK'nın varlığı ve sınır güvenliği konusunda Ankara ile başlattığı entegre politikayı sürdürme konusunda ne kadar kararlı?

El-Bayati: Son yıllarda Bağdat ve Ankara arasında sınır güvenliği konusunda daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yakınlaşma yaşanıyor. Bağdat, sınır bölgelerindeki güvenlik boşluğunun ve silahlı grupların varlığının kendi çıkarlarına ve egemenliğine zarar verdiğini idrak etmiş durumda. Siyasi olarak, Irak hükümeti bu dosyayı devletin varlığını ve kurumlarını güçlendirerek çözme eğiliminde ve bölgeyi silahlı gruplar için bir manevra alanı olarak bırakmak istemiyor. Ancak bu politikanın başarısı, Irak'ın ulusal güvenlik gereksinimleri ile Kürdistan Bölgesi'ndeki yerel hassasiyetler arasında kurulacak dengeye bağlı.

IRAK'IN BÜTÜNLÜĞÜNÜ NE SAĞLAR?

Odatv: Bir yanda kendi içinde özerk hareket eden silahlı yapılar, diğer yanda ABD-İran çatışmasının merkez üssü olma riski... Önümüzdeki 1-2 yıllık periyotta Irak'ı bir bütün olarak tutacak temel dinamik ne olacak?

YORUMLAR

  • 0 Yorum